Eşcinselliğin Nedenleri

Katgori: Eşcinsellik|Makaleler

8 Ağu 2011

Eşcinselliğin nedenleri hakkında yaygın iki görüş vardır. Birinci görüş; eşcinselliğin biyolojik kaynaklı olduğudur ve insanların doğuştan eşcinsel olduğu savunulur, fakat bilimsel araştırmalar bunu doğrulamamakla birlikte eşcinsellik üzerine çalışan araştırmacılar birçok faktörün eşcinselliği etkilediğini söylüyor. İkinci görüş ise; eşcinselliğin bir tercih olduğunu savunur. İnsanlar davranışlarını seçebilirler fakat arzularını ve atraksiyonlarını (çekicilik/çekim gücü) seçemezler. Bu sebeple kişilerin eşcinsel duygular beslemelerini bir tercih olarak savunmak doğru değildir. Tıpkı duygu gibi arzu ve çekim gücü de içten gelir ve bilinçli bir tercihle oluşmaz. Peki, bu yaklaşımların ikisi de doğru değil ise eşcinsellik nereden kaynaklanıyor?

Eşcinsellik gelişimsel süreci olan bir durumdur. İnsan gelişimi çok karmaşık bir süreç olmakla beraber gelişim sürecini etkileyen birçok sayıda etken vardır. Kabaca eşcinselliği etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir:

Cinsel kimlik kişinin kendi cinsel kimliğini nasıl algıladığıdır. Yani davranışlarının kadınlık ya da erkeklikle ilgili ruhsal yönleridir. Peki, sağlıklı bir cinsel kimlik nasıl oluşur veya sağlıksız bir cinsel kimliğin eşcinsellik üzerindeki etkisi nedir? Öncelikle erkek cinsel kimliğinden bahsedersek; yeni doğmuş bir bebek ilk aylarda kendini ve annesini bir bütün olarak görür. Daha sonra ayrı bir birey olduğunu fark eder ve yaklaşık 1,5 yaşında cinsel kimlik ayrımı hakkında bir fikri oluşmaya başlar. Küçük erkek çocuğu etrafındaki bireylerin farklı cinsiyetlerde olduğunu fark eder. Anne kız, baba erkek olarak algılanır. 2,5 yaşına geldiğinde ise erkek çocuk annesi ile arasındaki bağlanmayı keserek (ayrışarak), babası ile bağlanma sürecine girmenin mücadelesini yaşamaya başlar. Bu süreç baba ile kurulan ilişki aracılığıyla çocuğun cinsel kimliğini geliştirdiği süreçtir. Çocuk babasına çeşitli sorular sorarak erkeklerin neler yaptığını, nasıl konuştuklarını, nasıl yürüdüklerini öğrenmeye çalışır ve kendini sorgulamaya başlar. Bu 2,5 yaş ve 4 yaş arasında bilinçdışı gelişen bir süreçtir. Babanın yaklaşımı çocuğa zaman ayırarak onun soruları ile ilgilenmek, merak ettiği konuları önemsemek ve cevap verirken özellikle sözsel olarak da merakını onayladığını, onunla gurur duyduğunu, onu çok cesur ve güçlü bulduğunu belirtmek yönünde olmalıdır. Ayrıca bu iletişim sırasında fiziksel temasta bulunmak (sarılmak, tutmak, birlikte araba yıkamak, top oynamak, bir şeyler tamir etmek, vb.) da önemlidir. Özellikle fiziksel teması gerektiren oyunlar oynamak da  (basketbol, futbol gibi) çocuğun erkeksi kimliğinin oluşumuna katkı sağlar.

5-6 yaşlarına geldiğinde ise çocuk için yeni bir süreç başlar. Bu süreçte genellikle okula giden çocuklar diğer erkekler ile kendini kıyaslayarak kendi erkeklik kimliğini sorgulamaya başlar. Etrafındaki diğer erkek çocukları tarafından kabul edilme, onaylanma ve aralarına kabul edilme ihtiyacı duyar. Bir süre kendi cinsinden olan bu erkek çocukları ile bağ kurmaya çalışır, karşı cins ile ilgilenmezler. Bu doğal bir süreçtir. Kişi kendi cinsel kimliğini tam anlamıyla anlamadan karşı cins ile ilgilenmeye başlamaz.

Çocuklarda ergenlik başlangıcı ile birlikte (10-12 yaş) cinsel kimlik oturur ve artık karşı cinse ilgi ve merak başlar. Eşcinsel eğilimi olan kişilerde ergenlik dönemindeki karşı cinse olan merak süreci görülmez. Bu kişiler genellikle anneden ayrışma baba ile bağlanma sürecinde (2,5 yaş civarında) bir takım engeller yaşarlar. Baba figürünün yok olması, yani bağlanma yaşayacak bir babanın fiziksel olarak bulunmaması durumunda veya babanın fiziksel olarak olmasına rağmen çocuğa kendini güvende ve istenilir hissettiremeyen bir baba eşcinsel eğilimin temelinde yatan faktörlerden biridir. Bu süreçte tam olarak ne olduğundan çok çocuğun durumu nasıl algıladığı önemlidir. Eğer erkek çocuk babasın tarafından kabul gördüğünü, istendiğini, önemsendiğini ve bağ kurmaya çalıştığını algılayamıyor ise baba ile bağlanma sürecinin kurulması zorlaşır. Algılayışımız mizacımızla ilgilidir. Örneğin hassas mizaçlı bir çocuk söylenenleri kolaylıkla kişisel algılayabilir. Genellikle eşcinsel eğilimleri olan kişilerin hassas mizaçlı oldukları ve dolayısı ile birçok şeyi kişisel algıladıkları görülür. Ayrıca bu kişilerin genellikle zeki ve güçlü sezgilere sahip oldukları görülür. Bu çocuklar her türlü detaya dikkat ederler ve ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar fark ederler.

Aslında çocukları ile iletişim kurmak isteyen onları gerçekten seven bazı babalar doğru davranış ve yaklaşım yöntemlerini bilmediklerinden çocukları tarafından farklı algılanabilmektedirler. Özellikle sert mizaçlı babalar küçük çocuklarına seslerini yükselttiklerinde canavar olarak algılanabilmektedir. Bu durumda çocuk anne ile ayrışıp bir canavar ile yakınlık kurmaktan kaçınabilmektedir. Yine bazı babalar aslında çocuklarına yardım etmeye çalışırken onların cinsel kimliklerini zedeleyici bazı benzetmeler yaparak (anne kuzusu olmakla suçlamak, kız gibi davranmakla suçlamak gibi) da çocuk ile baba arasında oluşabilecek sağlıklı bağlanmayı engelleyebilmektedirler. Bu ve benzer nedenlerle çocuk ile baba arasında bir bağ oluşmaz, fakat çocuk her şeye rağmen bu bağın oluşması için, doğası itibari ile içten gelen bir arzu içerisindedir. Çocuk bu bağın oluşması için birçok deneme yapar ve eğer reddedilir ve başarısız olursa birkaç denemeden sonra bu çabasından vazgeçebilir. Bu durumda babadan içsel bir ayrışma yaşanır ve anne ile bağlanma süreci devam eder. Baba figürü erkekliği temsil ettiğinden çocuk kadın kimliğini erkek kimliğine tercih eder. Genellikle cinsel eğilimi olan kişilerin çocuklukları daha fazla kadınlar arasında geçenlerdir. En az bir kız kardeş, anne ve büyükanne ile büyütülmüşlerdir. Bu süreçte kadınlar hakkında birçok şey öğrenirler ve kadınsı özellikleri benimserler. Fakat bir yandan da erkekler hakkında bilgi edinme arzusu içindedir, fakat edinme fırsatı bulamaz. Bu sebeple genellikle erkeklerle iletişim kurmakta zorlanırlar. Çünkü diğer erkekler tarafından korkutuluyor veya kadınsı davranışlarından dolayı dışlanıyor olabilecekleri gibi, kızların yanında kendilerini daha iyi hissedebilirler de. Farkında olmadan erkek arkadaştan çok kız arkadaş edinmeye başlarlar. Ergenlik çağına geldiklerinde hala diğer erkekler tarafından kabul görme ve onlara dâhil olma arzusu içerisindedirler. Kendi cinsiyetinden çok karşı cinse ait bilgiye sahiptiler ve artık onlara ilgi duyma ihtiyacı kalmamıştır. Tek merak ettiği erkeklik ve erkeklerdir. Doğası itibarı ile sahip olunan dürtüler, ihtiyaçlar doyurulmadığı takdirde ortadan yok olmazlar aksine daha da şiddetlenebilir veya form değiştirirler. Kendi cinsi ile bağlanma ihtiyacı doyurulmayan bir ergenin bu dürtüleri ortadan kalkmaz. Ergenlik ile birlikte vücutta oluşan fiziksel değişimler olur, cinsel arzular gelişir ve kendi cinsine olan merak cinsel merakla birleşir. Aslında bireyin kendi cinsinden olan bir başkasından arzuladığı romantik ve cinsellik içeren bir ilişki değil sağlıklı, duygusal anlamda derin ve cinsellik içermeyen bir ilişki kurabilmektir. Fakat bu durum cinsel bir ihtiyaç ve romantik bir ilişki ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Bu duyguların ne kadar güçlü olabileceğini bilmek çok önemlidir. Bu kişileri yanlış tercih yapmakla suçlamak, onları bu durumun gerçekten bir tercih olduğuna inandırır. Bu kişiler eşcinsel eğilimlerinden kurtulmak için dua ederler. Fakat doğaları itibarı ile sahip olunan ihtiyaçlar doğru şekilde karşılanmadıkları sürece yok olup gitmezler. Bu süreçte değişimin mümkün olduğu ve diğer erkeklerle cinsellik içermeyen sağlıklı bir ilişki seçeneğinin olduğunu bilmek önemlidir.

Kadın eşcinselliğinin (lezbiyenlik) gelişimini tetikleyen birçok neden olmakla beraber bilinen en temel 4 neden şöyle sıralanabilir.

-Birincisi erkeklerde olduğu gibi bağlanma süreçleri ile ilgili. Kız çocuğun anne ile bağlanma süreçlerinde sorun yaşaması, kendi cinsine uzak kalmasına, daha çok karşı cins ile yakınlaşma içine girmesine, onları tanımasına ve dolayısı ile ergenlik döneminde kendi cinsine olan merakına cinsel dürtülerin eklenmesine yol açar.

-İkinci neden anne sevgisi arayışıdır. Anne ile kız çocuk arasındaki sağlıklı bir bağ kurulmuş olmasına rağmen öncesinde yaşanan herhangi bir kopukluk (annenin veya çocuğun hastanede kalması ve birbirlerinden ayrı vakit geçirmeleri gibi), kız çocuğunda bu açlığa ve dolayısı ile lezbiyenliğe sebep olabilir.

Üçüncü neden ise; kadının karşı cins tarafından zarara uğramış olmasıdır. Bu kişiler için lezbiyenlik bir şekilde gelecekteki olası zararlardan korunma yöntemi olabilmektedir.

Dördüncü faktör ise; duygusal bağımlılıktır. Eşcinsel olmayan iki kadının birbirlerinin duygularına aşırı duyarlı olmaları, birbirlerini duygusal olarak tatmin etme arzusu içerisinde olmaları sağlıksız bir ilişki şeklidir. Bu ilişki zamanla cinsel birlikteliğe dönme potansiyeline sahiptir.




4 Yorum to Eşcinselliğin Nedenleri

Avatar

Ahmet

Ekim 2nd, 2011 at 16:25

Gercekten cok guzel anlatilmis bu bir secim degil insanin icimden gelen bisi bunu sadece engellemek mumkun AMA duygularimizi degistiremeyiz.sonucta bu dunyaya snav olmak icin gonderildik heroes sinaniyor etrafiniza bakin kimileri engelli kimileri kibirli vb suanda alpine gelmiyor ama inanin buda insanlar icin bir sinav bu makaleyi okudum ve artik bu soylediklerime yurekten inaniyorum.

Avatar

mehmet

Mayıs 23rd, 2012 at 15:05

allah korusun

Avatar

krals

Haziran 18th, 2012 at 17:45

Bir derdiniz yoksa iyiyseniz allaha sukredin

Avatar

xseven

Temmuz 14th, 2012 at 22:30

burdaki makalede hersey babaya yukelnemis gercekle pek alakası oldunu sanmıyorum normal bi insan babasıyla daha yakın olan insanların gay olabildinin cok fazla ornegi mevcut

Yorum Formu

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım