Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz

Katgori: Makaleler

21 Eki 2011
Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz
Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışların yani mitlerin sık olması, bu konu hakkındaki bilgisizliğin de bir göstergesidir. Geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan ülkemizde; eşcinsellikle ilgili en sık görülen mitler şunlardır: “Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.” “Eşcinseller, erkeklerin peşinde koşar.” “Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar ve aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.” “Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.” “Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.” vb. Ancak bazı eşcinseller karşı cinse hiç ilgi duymazlarken, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar.
Eşcinsel ilişkilerin çeşitleri erkeklerde ve kadınlarda farklıklar gösterebilir. Erkek eşcinseller; sevişme, penisin makata sokulması, cinsel organların ağız ve elle uyarılması gibi teknikleri tercih ederken, normalde kadın ve erkek arasında uygulanan diğer teknikleri de kullanabilirler. Kadın eşcinsellerde ise; sevişme, öpüşme, cinsel organların ve göğüslerin ağız ve parmakla uyarılması ve diğer vücut temasları şeklinde yaşanan deneyimlere ek olarak, ender durumlarda erkeklik organının yerini tutan bir aletin kullanılması da eşlik edebilir.
Eşcinsel yaşam zorluklarla doludur.
Kişiler, eşcinsel olduklarını genellikle ergenlik döneminde fark ederler. Bir kısım insan, eşcinsel eğilimlerini çoğunlukla uzun süren ve kendileri için tatmin edici olan heteroseksüel bir cinsel yaşam sonrası fark edebilir. Bir kısım insan da, ömür boyunca bu kimliklerini gizli tutmakta ve eşcinsellikle ilgili düşünce ve duygularını eyleme geçirememektedir. Çünkü eşcinseller, toplumda yaygın olan eşcinsellere yönelik kaygı, korku ya da nefret nedeniyle cinsel yönelimlerini bir süre ret ederler ve kendilerini heteroseksüel ilişki kurmaya veya karşı cinse ilgi duymaya zorlarlar. Eşcinsel yaşam zorlularla doludur. Ama eşcinseller ilerleyen yıllarda, ekonomik ve toplumsal anlamda yer edindiklerinde, kendilerini daha rahat ifade edebilme yetisi kazandıklarında, sosyal konumları ve kişilikleri sağlamlaştıkça, kendilerine güvenleri arttığında, hayatlarını kendi istedikleri doğrultuda yaşama isteklerini eyleme dönüştürmeye ve eğilimlerini açığa vurmaya başlarlar.
Özel yaşam karışılamaz bir insanlık hakkıdır.
Anket sonuçlarına göre eşcinseller, cinsel yönelimlerinden dolayı dışlanma, damgalanma, utanma, şiddet görme, cinsel tacize uğrama gibi sorunları yaşamaktadırlar. Cinsellik ve cinsel yaşam kişiye özeldir ve kişilerin bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleri gerekir. Özel yaşam, karışılamaz bir insanlık hakkıdır. Cinsel özgürlüğün ve cinsel yaşamın da bu alanda önemli bir yeri vardır. Bu nedenle cinsel tercihlerini toplum normlarında yaşayan eşcinsellerin dışlanmaları, şiddete maruz kalmaları ve yalnızlığa mahkûm edilmeleri yanlış bir davranıştır. Şiddet her ne sebeple olursa olsun kabul edilemez bir insanlık ayıbıdır. Bu ayıba maruz kalan eşcinsellerde alkol, madde bağımlılığı, intihar girişimi ve depresyon gibi sorunlar da sık görülebilmektedir. Tüm dünyada şiddet ve her türlü fuhuş kötülenir ve cezalandırılır. Ancak asıl olan, insanın insana onurunu koruyacak şekilde davranmasıdır.
Eşcinsellik boşanma nedenidir.
Günümüzde ortalama her iki evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Ayrıca evli çiftler genellikle evliliklerinin bittiğini birbirine ispat etmek için bir evlilik terapistine başvurmaktadırlar. Evlilik terapisinde kişinin eşcinsel olduğunu terapistine açıklaması bunu eşine de söylemeye hazırlandığının bir göstergesidir. Eşle yaşanan bu paylaşmanın ardından eşcinsellik hâkim tarafından da boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Çünkü kanunlarımıza göre; eşcinsel olan eş, sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılmaktadır.
Toplum eşcinsellik konusunda ikiyüzlü davranıyor.
Toplum genellikle sahnede eşcinselleri alkışlama ve sokakta gördüğünde ise dışlayarak aşağılama eğilimindedir. Türk toplumu eşcinsellik konusunda ikiyüzlü davranmaktadır. Ayrıca bazı TV dizilerinde ve filmlerde sigara içilen veya şiddet içeren sahnelerin sansürlenmesi uygulamasını destekleyen toplum, medya, cinsel terapist ve bazı hekimler; nedense eşcinsel çağrışımlarda bulunan kişilerin ön plana çıkarılması veya özendirilmesi konusunda aynı hassasiyeti göstermemektedirler. Çünkü toplumun eşcinselliğe ikiyüzlü davranması gibi medya, cinsel terapist ve bazı hekimlerimizde bu konuda ikiyüzlü davranmaktadır. Özellikle son yıllarda, eşcinselliğin medya tarafından hem hedef olarak gösterilmesi, hem de her bireyin kendine entegre edebileceği bir üst kimlik olarak sunulması ve erkek egemen bir toplum olan ülkemizde, erkek eşcinsellerin doğrudan bir dışlanmaya veya aşağılanmaya maruz kalırken, kadın eşcinsellerin cinsel bir obje olarak görülmeleri de ikiyüzlülüktür. Ayrıca Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında reddedici ve kabul edici olmayan ülkeler gurubuna yakındır. Ülkemizde cinsiyet rolleri kesin sınırlarla ayrılmıştır. Kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermek eşcinsellikle eş tutulur. Hatta aktif rolde eşcinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve pasif roldekiler eşcinsel olarak nitelenir. Ancak eşcinsellikte aktiflik veya pasiflik diye bir kavram yoktur. Kendi cinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif olsun eşcinsel eğilim göstermektedir.
Eşcinsellik ve AİDS

Eşcinsellerin toplumun değer yargılarına uygun bir şekilde ve kapalı kapılar ardında özgürce cinsel tercihlerini ortaya koymalarında ve eşcinselliği saygın bir seçenek olarak yaşanmalarında bir sakınca yoktur. Mesele sınırların aşılması sorunudur. Mesele topluma ve gençlerimize kötü örnek olacak şekilde eşcinsel yaşantının gözler önünde sergilenmesidir. Böylece toplumsal önyargılar oluşmakta ve eşcinseller tek gecelik ilişkilere zorlanmaktadır. Bu durum, eşcinsellerin AİDS’in heteroseksüel nüfusa geçmesinden sorumlu kişiler olarak sıklıkla günah keçisi ilan edilmelerine ve AIDS görülme oranında artışlara yol açmaktadır. AİDS’in ilk ortaya çıktığı yıllarda teşhis konan hastaların çoğu eşcinseldi. Fakat hastalığın belli bir süre sonra eşcinseller dışında da görülmesi hastalığı sadece eşcinsellerin taşıyabileceği tezini çürüttü. Ancak eşcinseller dışında kalan toplum içinde bulunduğu bu riski kabullenmekte zorlandı ve bu da hastalığın yayılmasında çok büyük rol oynadı.




Yorum Formu

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım