Eşcinsellikle ilgili beş mit

Katgori: Eşcinsellik|Makaleler

21 Eki 2011

EŞCİNSELLİKLE İLGİLİ BEŞ MİT

“Şuh-u güzeşte var ki nice nevcivan (genç oğlan) değer.

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.”

Hayali

1. MİT: Eşcinsellik normal bir durumdur ve biyolojik kökenli olduğu saptanmıştır.

Eşcinselliğin biyolojik ya da genetik kökenli olduğuna dair kabul görmüş ve ispatlanmış bilimsel bir veri mevcut değildir. Biyolojik faktörler eşcinselliğe yatkınlık konusunda bir rol oynayabilir. Ancak daha başka birçok psikolojik durumun varlığı bir gerçektir.

Araştırmalar psikolojik ve sosyal faktörlerin eşcinsel yönelimde büyük ölçüde etkili olduğunu göstermektedir. Erken çocukluk yaşantıları, taciz, kendi cinsinden akranlarının yanında kendini yetersiz hissetme cinsel kimlikte karışıklığa yol açabilir. Aynı zamanda kendi cinsel kimliğini sorgulayan bir genç, toplumda teşvik edilen eşcinsel özgürleşmesinin etkisinde de kalabilir.

Eşcinselliği heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak tanımlamanın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur. “Eşcinsellik üçüncü bir cinsiyettir”, “Eşcinsellik bir tercihtir”, “Eşcinsellik doğuştan gelen, genetik bir yapıdır”, “Tek bir eşcinsellik vardır ve hastalık değildir”, “Eşcinselliği en az heteroseksüellik kadar sağlıklı bir durumdur”, “Heteroseksüelliğin normal olduğunu kim söyleyebilir” gibi farklı türünden hayranlık cümleleriyle yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak önerilere ruh sağlığı profesyonellerinin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının alet olması, toplum ruh sağlığı açısından son derece sakıncalıdır.

 

2. MİT: Eşcinsellik tek bir durumdur ve hastalık değildir.

Bir grup ruh sağlığı profesyoneli, eşcinselliği değişemez tek bir yapı olarak ele alma eğilimindeyken; bir grup ruh sağlığı profesyoneli de eşcinselliği hastalık olarak görmektedir. Yeni bir görüş ortaya atıyoruz: Biz eşcinselliğin tek bir durum olmadığını, birçok alt tipi olduğunu, tek bir yapı olarak ele alınmaması gerektiğini ve bazı alt tiplerine giren eşcinsellerin tedavi arayışında olduklarını ve isterlerse tedavi edilebileceklerini, eşcinselliğin bir tercih olmadığını ama eşcinsel ilişki yaşamanın bir tercih olduğu görüşünü savunuyoruz. Kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir, tedavi ve değişim için bir hekime başvuran eşcinsel kendisinin hasta olduğunu kabul eder. Eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik bir hastalık olarak değerlendirilmelidir.

 

3. MİT: Eyleme vurmayan eşcinseller, geçici eşcinseller ve yalancı eşcinseller değişemez, eğer değişmeyi denerlerse çok büyük stres ve acı yaşarlar ve intihara eğilimli hale gelebilirler. Bu nedenle, eşcinselliği tedavi girişimleri durdurulmalıdır.

Dünyanın birçok yerindeki eşcinselliği tedavi eden psikoterapistler anlamlı düzeyde iyileşme olduğunu belirtmektedirler. Değişim psikolojik tedavi, maneviyat ve eski eşcinsellerin oluşturduğu destek grupları sayesinde olmaktadır. Evlenmiş ya da bekâr yaşamaya karar vermiş bu kişiler eşcinsel arzularının büyük ölçüde azaldığını ve geçmişte yaşadıklarından daha az acı çektiklerini ifade etmişlerdir.

Değişimin anahtarı arzu, inat ve bu duruma yol açan bilinçli ve bilinçdışı çatışmaları keşfetmeye yönelik isteğin olmasıdır. Değişimin gerçekleşmesi yıllarca sürebilir. Kişiler aynı cinsten kişilerle olan ihtiyaçlarını erotize etmeden karşılamayı öğrenirler. İçlerindeki heteroseksüel potansiyel geliştikçe, kadın ve erkek kendi kadınlığı ve erkekliği ile ilgili daha derin bir hisse sahip olur.

Eğer eşcinsel kişi değişmeyi istemiyorsa, ki bu onun tercihidir, kimse onu zorlayamaz. Ancak eşcinsel haklarını savunmanın eşcinsellere tedavi hakkını engellemek anlamına gelmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

Tedavi arayışında olan, tedavi olamayacaksa intihar etmeyi düşünen ve değişim isteyen eşcinsellere de tedavi şansının verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tedavi arayışındaki eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik alt tiplerinde eşcinsellik kişinim ego savunmaları tarafından onaylanmamıştır, kişi elinde olmadan eşcinsel arzu ve dürtülerine yenik düşmektedir, arzu ve dürtülerinden özgür olamayan bu kişilere yardım edilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Ancak kimseye zorla, istemediği halde «sen tedavi olmalısın» deme gibi bir hakkımız da olamaz. Bu ayrımın iyi yapılması gerekmektedir. “Ben eşcinsel bir hayat sürmekten mutluyum” veya “eşcinsel bir yaşamı tercih ediyorum” diyen bir arkadaşımıza “hasta” demek çok yanlıştır, bu yanlışı yapan farkında olmadan kendini hasta etiketinin içine sokabilir.

Değişim isteyen eşcinsel arkadaşlarımızı ve ailelerini dinlemeden, aile, cinsel ve geçmiş hikâyelerini almadan “sen eşcinselsin ve bu durumla yaşamak zorundasın” demek de çok ama çok yanlıştır.

 

4. MİT: Çocuklarımıza eşcinselliğin de heteroseksüellik kadar normal ve sağlıklı bir durum olduğunu öğretmeliyiz. Gençler eşcinsel yönelim konusunda desteklenmelidir.

Bilimsel araştırmalar eşcinselliğin sağlıklı ve heteroseksüelliğe doğal bir alternatif olmadığını söylemektedir. Eşcinsellerde madde kullanımı ve korunmasız erken cinsel ilişki oranı daha yaygındır. Bir gence “eşcinselliğin normal ve arzu edilebilir bir şey olduğunu söylemek” ona faydadan çok zarar verecektir. Bu durumdaki gençlerin eşcinsel bir hayat tarzı yaşamaya yönlendirilmeye değil, anlayış ve danışmanlığa ihtiyacı vardır.

Ergenlik dönemi kişinin kendi cinsel kimliğiyle ilgili çelişkilerinin olduğu bir dönemdir, bu gerçekler okullarda açık ve dengeli bir biçimde anlatılmalıdır.

 

5. MİT: Eşcinselliği eleştiren herkes homofobiktir.

Homofobi terimini ilk ortaya atan Weinberg’dir. Homofobi, son yıllarda eşcinsel lobinin faaliyetleri sonucunda eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başladı. Hatta Morin homofobinin tanımını, heteroseksüelliği, homoseksüelliğe göre daha üstün veya daha doğal olarak değer atfeden her türlü inanç sistemi olarak genişletti. Ancak eşcinsellik, dini, ahlaki ve politik nedenlerle toplumlarda genellikle negatif karşılanmış ve bu tavır bazen homofobi olarak adlandırılmıştır. Bu çok yanlıştır çünkü tüm insanlar eşcinselliği onaylamak, destek olmak ve eşcinselliğin 3. bir cins olarak sunulmasından rahatsız olmamak durumunda değildir. Herhangi bir şekilde rahatsızlık duyulduğunu ifade eden herkes homofobik değildir. Bu nedenle teknik bir terim olan homofobinin artık daraltılma zamanı gelmiştir. Çünkü geniş bir homofobi tanımı eşcinsellere üstü kapalı da olsa büyük zararlar vermektedir.

Ülkemizde cinsellik hala bir tabudur ve binlerce insan bu nedenle de cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Bilindiği üzere, tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır. Din bir tabudur, bu nedenle gerçek dinin sevgi, hoşgörü ve kardeşlik olduğunun üstü kapatılmaktadır; laiklik bir tabudur, bu nedenle dinsizlik olarak algılanmaktadır. Eşcinselliğin de bir tabu haline getirilmemesi gerekir. Geniş homofobi tanımı eşcinselliği tabulaştırmaktadır. Oysa modern dünyada her konu, her düşünce eleştirilebilmelidir, insan zihnine ambargo konulmamalıdır. Bu yapılmadığında “eşcinsellik hastalık değildir, fakat homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır” şeklindeki yaklaşımlar da heterofobi olarak değerlendirilecektir. Heterofobi; LGBTT’lere (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel) eşit haklar tanınması amacıyla yapılan çalışmaların heteroseksüellere yönelik bir ayrımcılık faaliyeti olduğu anlamına gelir. LGBTT tartışmalarında heterofobi, homofobinin tersi olarak da kullanılmaktadır. Eşcinsellere karşı ön yargıları olanlar da, eşcinsel lobi de, kendi korkularını (fobilerini) kabullenmeli, tartışmalı ve bilgilenerek bu korkularını yenmelidir.

Homofobi teriminin anlamının daraltılması gerekiyor. Biz CİSED olarak homofobiyi; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği, eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış ve tutumlar olarak tanımlıyoruz. Homofobi tanımında referans noktamız eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması veya şiddetin savunulmasıdır. Bu referans noktasından sapıldığında, eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunma veya eşcinselliği bir yaşam şekli değil de cinsel ilişkiler toplamı olarak görme çok yanlış bir şekilde homofobi olarak değerlendirilebilir. Bu durumda eşcinsellik, eleştirilemeyen veya araştırılamayan bir tabu haline gelerek tüm tabular gibi çözümsüz ve tartışılamayan bir hale gelecektir. Bunu engellemek için homofobi teriminin anlamı daraltılmalı ve eşcinsellik daha çok tartışılmalıdır.

Daraltılmış homofobi tanımı eşcinselliği özgürleştirecektir. Daraltılmış homofobi tanımı ve eşcinselliğin eleştirilmesi veya bir hastalık olarak değerlendirilmesi, eşcinsellere yönelik saldırı ve şiddet eylemlerini arttırır mantığı çok yanlıştır. Çünkü her zaman düşünce ve bilim özgür olmalıdır. Atom üzerine çalışmalar yapan bilim adamları Japonya’da binlerce insanın ölmesini istememişlerdir, sosyalizmin düşünce babası Karl Marks, yine binlerce insanın öldüğü soğuk savaşı istemiştir. Görüldüğü gibi her düşünce veya bilimsel gelişme insanlık için iyi yönde de kullanılabilir kötü yönde de kullanılabilir. Önemli olan niyettir. Niyeti kötü ve az gelişmiş insanlar her devirde vardı, olacaklardır da, onlardan korkarak bilim, teknoloji, özgür düşünce ve tartışmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Daraltılmış homofobi tanımı eşcinselliğin tartışılarak anlaşılmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde eşcinseller arasında zamanla oluşan heterofobi daha da artacaktır. Eşcinseller ve heteroseksüellerin fobileri karışı karşıya olduğu sürece eşcinsellik tabulaşacaktır, tartışılamayacaktır, üzerinde araştırmalar yapılamayacaktır.




8 Yorum to Eşcinsellikle ilgili beş mit

Avatar

aas

Ocak 5th, 2012 at 01:16

Pekala benim bir arkadaşım var kendisi eşcinsel ama gizli heteroseksüel. Bu durumu nasıl düzeltebiliriz? Tek normallik heteroseksüellik mi? Saçma! Benim kedim eşcinsel ilişkiye giriyor, köpeğim de öyle… psikolojileri mi bozuk? Kolay gelsin

Avatar

teador

Haziran 14th, 2012 at 23:56

İşte aynen kim akıllı kim deli durumu, anlaşılan o ki heteroseksüelleri eşcinselliğin varlığı öyle bir rahatsız ediyor ki eşcinsellerin heteroseksüelliğin (heteroseksüellerin değil) varlığından rahatsız olmasının yanına devede kulak misali, çok güzel yazmışsın hay ağzına sağlık …

Avatar

Mehmet

Ocak 26th, 2012 at 12:13

Yaklasik 10-15 sene geriden gelen bir kaynak maalesef. Escinselligin bazi durumlarda tedavi edildigi (veyahut tedavi edilmek istendigi) gibi verilen bir takim yanli bilgiler istemsiz de olsa homofobiyi koruklemekte. Tabi bu ve bunun gibi pek cok arkaik tutum biz (siz) ne kadar direnirsek direnelim yikilacak, butun bu tutumlar degisecek. Iki insanin birbirini sevmesi ve beraber olmak istemesinde hicbir AMA HICBIR kotuluk yoktur. Kotuluk bu tip bilgilere kanip cocuklarini haciya hocaya goturup travmatize eden, elektrosok terapilerinde mahveden anne, babalarda, kotuluk din, devlet ve anaakim basindadir.

Avatar

nar

Haziran 14th, 2012 at 23:53

Elbette eşcinseller gibi toplumun koca bir ''stigma''sına karşı direnen bir grupta (azınlık/çoğunluk) madde kullanımı, duygu durum bozuklukları ve hatta psikotik bulgulu nevrozlar dahil pekçok ruh sağlığı ile ilgili tanının daha fazla olması kaçınılmazdır, bu durum eşcinselleri suçlayıcı bir tavır olarak yazıda yer almaktadır ve istenen ''stigma'' karşıtı tutumun yakınından bile geçmemektedir, aksine küçük bir kapsül hap gibi kişilere yutturulmak istenen modern bir zehirdir. Eşcinsellerin karşısında olan bu tutum elbette ki kişileri ruh sağlığı ile ilgili bazı ''tanılara'' ulaştıracaktır. Bu durumda eğer bir suçlu aranmaktaysa bu açık ve seçiktir ki: toplumdur!

Avatar

kerem

Temmuz 12th, 2012 at 07:55

Allahin belasi ibne mehmet utan be ne kotuluk yok gunah cehennemde yanacak tum escinseller allah belanizi versin kokunuz kesilsin iyrencler

Avatar

Mert

Ağustos 6th, 2012 at 16:18

Erken çocukluk yaşantıları, taciz, kendi cinsinden akranlarının yanında kendini yetersiz hissetme cinsel kimlikte karışıklığa yol açabilir.

Şu söylediğin lafı bir tane bilimsel delille destekleyebilir misin? Bir tane? Yok destekleyemezsin, bundan 50 sene önce terk edilmiş hiçbi delili olmayan şeyler.

Üç kuruş para kazanmak için utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorsunuz. Yatacak yeriniz yok sizin. Nasıl insanlarsınız siz ya.

Halk cahil tabi inanır bunlara.

Avatar

umut

Aralık 2nd, 2012 at 02:54

Hayvanlardaki escinsel yönelimlerin burada belirtiliyor olmasi gülünc.

Avatar

kerem

Ekim 15th, 2013 at 18:08

Slm bn kerem antepliyim escinselim sunu demek istiyprum arkadaslar escinsellere ücüncü sinif gozunde bakilmasin biz kotu birsey yapmiyoruz escinsel olmak sucmu o da ben doguda yasiyorum kimseye soyleyemiyorym cok kotu bir durum arkadaslarim kiz sphbeti yaptiklari zaman bn birsey diyemiyorum cunku bn bir escinselim ama ne yapayim burda escinsel oldugumu soylesrm herkes bana tooop der biz top degiliz rscinseliz ama yinede hayat kosullari zor olsada escinsellikten gurur duyuyorum ama gelecegi dusunuyorum su an 18 yasindayim ya evlendikten sonra ne olacak.

..

Yorum Formu

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım