<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eşcinsellik &#187; eşcinsellik nedir</title>
	<atom:link href="http://www.escinsellik.net/etiket/escinsellik-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.escinsellik.net</link>
	<description>İstersen Değişimi Başarabilirsin!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Dec 2011 13:06:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:13:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinselliğin Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik hastalık mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik tipleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır. Bunlar; A-Açık eşcinsellik 1-Gerçek eşcinsellik 2-Yalancı eşcinsellik 3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik 4-Geçici eşcinsellik 5-Durumsal eşcinsellik 6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik 7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik B-Gizli eşcinsellik 8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik 9-Eşcinsel olma korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eşcinsellik tek bir</strong> <strong>durum değildir, birçok alt tipi vardır</strong></p>
<p><strong>Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır</strong>. Bunlar;</p>
<p><strong>A-Açık eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>1-Gerçek eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>2-Yalancı eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>4-Geçici eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>5-Durumsal eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>B-Gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>9-Eşcinsel olma korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>10-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong>22</p>
<p><strong>11-Aşırı çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>12-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini gösteren gizli eşcinsellik </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinselliğin Nedenleri</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinselligin-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinselligin-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2011 07:33:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinselliğin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gay nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Homosexuality]]></category>
		<category><![CDATA[kadın eşcinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[karşı cins]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyenlik]]></category>
		<category><![CDATA[neden eşcinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinselliğin nedenleri hakkında yaygın iki görüş vardır. Birinci görüş; eşcinselliğin biyolojik kaynaklı olduğudur ve insanların doğuştan eşcinsel olduğu savunulur, fakat bilimsel araştırmalar bunu doğrulamamakla birlikte eşcinsellik üzerine çalışan araştırmacılar birçok faktörün eşcinselliği etkilediğini söylüyor. İkinci görüş ise; eşcinselliğin bir tercih olduğunu savunur. İnsanlar davranışlarını seçebilirler fakat arzularını ve atraksiyonlarını (çekicilik/çekim gücü) seçemezler. Bu sebeple kişilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşcinselliğin nedenleri hakkında yaygın iki görüş vardır. Birinci görüş; eşcinselliğin biyolojik kaynaklı olduğudur ve insanların doğuştan eşcinsel olduğu savunulur, fakat bilimsel araştırmalar bunu doğrulamamakla birlikte eşcinsellik üzerine çalışan araştırmacılar birçok faktörün eşcinselliği etkilediğini söylüyor. <strong>İkinci görüş</strong> ise; eşcinselliğin bir tercih olduğunu savunur. İnsanlar davranışlarını seçebilirler fakat arzularını ve atraksiyonlarını (çekicilik/çekim gücü) seçemezler. Bu sebeple kişilerin eşcinsel duygular beslemelerini bir tercih olarak savunmak doğru değildir. Tıpkı duygu gibi arzu ve çekim gücü de içten gelir ve bilinçli bir tercihle oluşmaz. Peki, bu yaklaşımların ikisi de doğru değil ise <strong>eşcinsellik nereden kaynaklanıyor?</strong></p>
<p>Eşcinsellik gelişimsel süreci olan bir durumdur. İnsan gelişimi çok karmaşık bir süreç olmakla beraber gelişim sürecini etkileyen birçok sayıda etken vardır. Kabaca eşcinselliği etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir:</p>
<p><a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/08/98caf43_b1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-299" title="98caf43_b[1]" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/08/98caf43_b1.jpg" alt="" width="400" height="267" /></a></p>
<p><strong>Cinsel kimlik</strong> kişinin kendi cinsel kimliğini nasıl algıladığıdır. Yani davranışlarının kadınlık ya da erkeklikle ilgili ruhsal yönleridir. <strong>Peki, sağlıklı bir cinsel kimlik nasıl oluşur veya sağlıksız bir cinsel kimliğin eşcinsellik üzerindeki etkisi nedir?</strong> Öncelikle erkek cinsel kimliğinden bahsedersek; yeni doğmuş bir bebek ilk aylarda kendini ve annesini bir bütün olarak görür. Daha sonra ayrı bir birey olduğunu fark eder ve yaklaşık 1,5 yaşında cinsel kimlik ayrımı hakkında bir fikri oluşmaya başlar. Küçük erkek çocuğu etrafındaki bireylerin farklı cinsiyetlerde olduğunu fark eder. Anne kız, baba erkek olarak algılanır. 2,5 yaşına geldiğinde ise erkek çocuk annesi ile arasındaki bağlanmayı keserek (ayrışarak), babası ile bağlanma sürecine girmenin mücadelesini yaşamaya başlar. Bu süreç baba ile kurulan ilişki aracılığıyla çocuğun cinsel kimliğini geliştirdiği süreçtir. Çocuk babasına çeşitli sorular sorarak erkeklerin neler yaptığını, nasıl konuştuklarını, nasıl yürüdüklerini öğrenmeye çalışır ve kendini sorgulamaya başlar. Bu 2,5 yaş ve 4 yaş arasında bilinçdışı gelişen bir süreçtir. Babanın yaklaşımı çocuğa zaman ayırarak onun soruları ile ilgilenmek, merak ettiği konuları önemsemek ve cevap verirken özellikle sözsel olarak da merakını onayladığını, onunla gurur duyduğunu, onu çok cesur ve güçlü bulduğunu belirtmek yönünde olmalıdır. Ayrıca bu iletişim sırasında fiziksel temasta bulunmak (sarılmak, tutmak, birlikte araba yıkamak, top oynamak, bir şeyler tamir etmek, vb.) da önemlidir. Özellikle fiziksel teması gerektiren oyunlar oynamak da  (basketbol, futbol gibi) çocuğun erkeksi kimliğinin oluşumuna katkı sağlar.</p>
<p>5-6 yaşlarına geldiğinde ise çocuk için yeni bir süreç başlar. Bu süreçte genellikle okula giden çocuklar diğer erkekler ile kendini kıyaslayarak kendi erkeklik kimliğini sorgulamaya başlar. Etrafındaki diğer erkek çocukları tarafından kabul edilme, onaylanma ve aralarına kabul edilme ihtiyacı duyar. Bir süre kendi cinsinden olan bu erkek çocukları ile bağ kurmaya çalışır, karşı cins ile ilgilenmezler. Bu doğal bir süreçtir. Kişi kendi cinsel kimliğini tam anlamıyla anlamadan karşı cins ile ilgilenmeye başlamaz.</p>
<p>Çocuklarda ergenlik başlangıcı ile birlikte (10-12 yaş) cinsel kimlik oturur ve artık karşı cinse ilgi ve merak başlar. Eşcinsel eğilimi olan kişilerde ergenlik dönemindeki karşı cinse olan merak süreci görülmez. Bu kişiler genellikle anneden ayrışma baba ile bağlanma sürecinde (2,5 yaş civarında) bir takım engeller yaşarlar. Baba figürünün yok olması, yani bağlanma yaşayacak bir babanın fiziksel olarak bulunmaması durumunda veya babanın fiziksel olarak olmasına rağmen çocuğa kendini güvende ve istenilir hissettiremeyen bir baba eşcinsel eğilimin temelinde yatan faktörlerden biridir. Bu süreçte tam olarak ne olduğundan çok <strong>çocuğun durumu nasıl algıladığı</strong> önemlidir. Eğer erkek çocuk babasın tarafından kabul gördüğünü, istendiğini, önemsendiğini ve bağ kurmaya çalıştığını algılayamıyor ise baba ile bağlanma sürecinin kurulması zorlaşır. Algılayışımız mizacımızla ilgilidir. Örneğin hassas mizaçlı bir çocuk söylenenleri kolaylıkla kişisel algılayabilir. Genellikle eşcinsel eğilimleri olan kişilerin hassas mizaçlı oldukları ve dolayısı ile birçok şeyi kişisel algıladıkları görülür. Ayrıca bu kişilerin genellikle zeki ve güçlü sezgilere sahip oldukları görülür. Bu çocuklar her türlü detaya dikkat ederler ve ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar fark ederler.</p>
<p><a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/08/homoerotik1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-300" title="homoerotik[1]" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/08/homoerotik1.jpg" alt="" width="483" height="322" /></a></p>
<p>Aslında çocukları ile iletişim kurmak isteyen onları gerçekten seven bazı babalar doğru davranış ve yaklaşım yöntemlerini bilmediklerinden çocukları tarafından farklı algılanabilmektedirler. Özellikle sert mizaçlı babalar küçük çocuklarına seslerini yükselttiklerinde canavar olarak algılanabilmektedir. Bu durumda çocuk anne ile ayrışıp bir canavar ile yakınlık kurmaktan kaçınabilmektedir. Yine bazı babalar aslında çocuklarına yardım etmeye çalışırken onların cinsel kimliklerini zedeleyici bazı benzetmeler yaparak (anne kuzusu olmakla suçlamak, kız gibi davranmakla suçlamak gibi) da çocuk ile baba arasında oluşabilecek sağlıklı bağlanmayı engelleyebilmektedirler. Bu ve benzer nedenlerle çocuk ile baba arasında bir bağ oluşmaz, fakat çocuk her şeye rağmen bu bağın oluşması için, doğası itibari ile içten gelen bir arzu içerisindedir. Çocuk bu bağın oluşması için birçok deneme yapar ve eğer reddedilir ve başarısız olursa birkaç denemeden sonra bu çabasından vazgeçebilir. Bu durumda <strong>babadan içsel bir ayrışma</strong> yaşanır ve anne ile bağlanma süreci devam eder. Baba figürü erkekliği temsil ettiğinden çocuk kadın kimliğini erkek kimliğine tercih eder. Genellikle cinsel eğilimi olan kişilerin çocuklukları daha fazla kadınlar arasında geçenlerdir. En az bir kız kardeş, anne ve büyükanne ile büyütülmüşlerdir. Bu süreçte kadınlar hakkında birçok şey öğrenirler ve kadınsı özellikleri benimserler. Fakat bir yandan da erkekler hakkında bilgi edinme arzusu içindedir, fakat edinme fırsatı bulamaz. Bu sebeple genellikle erkeklerle iletişim kurmakta zorlanırlar. Çünkü diğer erkekler tarafından korkutuluyor veya kadınsı davranışlarından dolayı dışlanıyor olabilecekleri gibi, kızların yanında kendilerini daha iyi hissedebilirler de. Farkında olmadan erkek arkadaştan çok kız arkadaş edinmeye başlarlar. Ergenlik çağına geldiklerinde hala diğer erkekler tarafından kabul görme ve onlara dâhil olma arzusu içerisindedirler. Kendi cinsiyetinden çok karşı cinse ait bilgiye sahiptiler ve artık onlara ilgi duyma ihtiyacı kalmamıştır. Tek merak ettiği erkeklik ve erkeklerdir. Doğası itibarı ile sahip olunan dürtüler, ihtiyaçlar doyurulmadığı takdirde ortadan yok olmazlar aksine daha da şiddetlenebilir veya form değiştirirler. <strong>Kendi cinsi ile bağlanma ihtiyacı doyurulmayan </strong>bir ergenin bu dürtüleri ortadan kalkmaz. Ergenlik ile birlikte vücutta oluşan fiziksel değişimler olur, cinsel arzular gelişir ve <strong>kendi cinsine olan merak cinsel merakla birleşir</strong>. Aslında bireyin kendi cinsinden olan bir başkasından arzuladığı romantik ve cinsellik içeren bir ilişki değil <strong>sağlıklı, duygusal anlamda derin ve cinsellik içermeyen bir ilişki kurabilmek</strong>tir. Fakat bu durum cinsel bir ihtiyaç ve romantik bir ilişki ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Bu duyguların ne kadar güçlü olabileceğini bilmek çok önemlidir. <strong>Bu kişileri yanlış tercih yapmakla suçlamak, onları bu durumun gerçekten bir tercih olduğuna inandırır</strong>. Bu kişiler eşcinsel eğilimlerinden kurtulmak için dua ederler. Fakat doğaları itibarı ile sahip olunan ihtiyaçlar doğru şekilde karşılanmadıkları sürece yok olup gitmezler. Bu süreçte değişimin mümkün olduğu ve diğer erkeklerle cinsellik içermeyen sağlıklı bir ilişki seçeneğinin olduğunu bilmek önemlidir.</p>
<p><strong>Kadın eşcinselliği</strong>nin<strong> (lezbiyenlik) </strong>gelişimini tetikleyen birçok neden olmakla beraber bilinen en temel 4 neden şöyle sıralanabilir.</p>
<p>-Birincisi erkeklerde olduğu gibi <strong>bağlanma süreçleri</strong> ile ilgili. Kız çocuğun anne ile bağlanma süreçlerinde sorun yaşaması, kendi cinsine uzak kalmasına, daha çok karşı cins ile yakınlaşma içine girmesine, onları tanımasına ve dolayısı ile ergenlik döneminde kendi cinsine olan merakına cinsel dürtülerin eklenmesine yol açar.</p>
<p>-İkinci neden <strong>anne sevgisi arayışı</strong>dır. Anne ile kız çocuk arasındaki sağlıklı bir bağ kurulmuş olmasına rağmen öncesinde yaşanan herhangi bir kopukluk (annenin veya çocuğun hastanede kalması ve birbirlerinden ayrı vakit geçirmeleri gibi), kız çocuğunda bu açlığa ve dolayısı ile lezbiyenliğe sebep olabilir.</p>
<p>Üçüncü neden ise; kadının <strong>karşı cins tarafından zarara uğramış olma</strong>sıdır. Bu kişiler için lezbiyenlik bir şekilde gelecekteki olası zararlardan korunma yöntemi olabilmektedir.</p>
<p>Dördüncü faktör ise; <strong>duygusal bağımlılık</strong>tır. Eşcinsel olmayan iki kadının birbirlerinin duygularına aşırı duyarlı olmaları, birbirlerini duygusal olarak tatmin etme arzusu içerisinde olmaları sağlıksız bir ilişki şeklidir. Bu ilişki zamanla cinsel birlikteliğe dönme potansiyeline sahiptir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinselligin-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinsellik Nedir?</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsellik-nedir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsellik-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 17:44:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel terslik]]></category>
		<category><![CDATA[eş cinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Psikoloji biliminin üç büyük öncüsü olan Freud, Jung ve Adler eşcinselliği patolojik bir durum olarak görmüşlerdir. Freud’la başlayan, erken dönemli bir yığın psikodinamik araştırma ve teori, eşcinselliğin doğuştan getirilen doğal bir durum olmadığını göstermiştir. Ancak bugün eşcinsellik birçok ülkede bir bozukluk olarak yer almamaktadır. Eşcinselliğin bir bozukluk olarak görülmemesine sebep olan herhangi bir yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-254" style="margin: 5px; float: left;" title="Eşcinsellik Nedir" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2009/03/98caf43_b1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Psikoloji biliminin üç büyük öncüsü olan <strong>Freud, Jung ve  Adler</strong> eşcinselliği <strong>patolojik bir durum</strong> olarak görmüşlerdir. Freud’la  başlayan, erken dönemli bir yığın <strong>psikodinamik araştırma ve teori,  eşcinselliğin doğuştan getirilen doğal bir durum olmadığını göstermiştir</strong>.  Ancak bugün eşcinsellik birçok ülkede bir bozukluk olarak yer almamaktadır.  Eşcinselliğin bir bozukluk olarak görülmemesine sebep olan herhangi bir yeni  araştırma yapılmamıştır, profesyonellerin tartışmalarına son verip bu konuda son  sözü söyleyen ise <strong>kapitalist sistemin dayattığı politikalar</strong> olmuştur.  Aynı şekilde hoşgörü­süz bir imaj vermemek için dikkatli davranan hekimler ve  entelektüeller de eşcinselliği normal kabul etmişlerdir. Fakat sokaktaki  vatandaşlar için aynı şey söz konusu değildir, onlara göre bu durum hiç de  normal bir eğilim değildir. Yani <strong>kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi  duyması </strong>olarak tanımlanabilen eşcinsellik; genellikle toplum tarafından  kabullenilmeyen ve normal dışı bir unsur olarak değerlendirilen bir durumdur;  çekirdekleri çocuklukta atılan, ergenlik çağında belirginleşen bir <strong>cinsel  kimlik sapması</strong>dır; <strong>doğuştan gelmez ve</strong> <strong>genetik geçişi olan bir  hastalık değildir</strong>. Ancak bu görüşe aykırı olan düşünceler de vardır.  <strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO)</strong>, eşcinselliği 70′li yıllarda hastalıklar ve  rahatsızlıklar kapsamından çıkartmıştır. Benzer şekilde <strong>Amerikan Psikoloji  Derneği (APA)</strong> da eşcinselliğin bir tercih olmadığını, doğal olduğunu ve  değiştirilemeyeceğini açık ve net bir şekilde belirtmiş ve <strong>26 Şubat  1990</strong>’da aşağıdaki deklarasyonu ilan etmiştir:</p>
<p>&#8220;Eşcisellik ne bir hastalıktır ne de moral bir yoksunluktur.  Sadece toplumdaki bir azınlığın sevgiyi ve cinselliği ifade tarzıdır. Gayların  ve lezbiyenlerin , ruhsal olarak sağlıklı oluşu birçok araştırma ile  belgelenmiştir. Araştırmalar cinsel yönelimin temelinin yaşamın ilk yıllarında  hatta olasılıkla kısmen doğumdan önce atıldığına işaret etmektedir. Eşcinselleri  &#8220;Onarma&#8221; girişimleri psikolojik üniformaya bürünmüş sosyal önyargıdan başka bir  şey değildir. Cinsellik ve cinsel yönelim, varlığımınızın temel unsuları olarak  kişisel koheziflik duygumuzun ve dünyada rahat ediş düzeyimizin önemli  belirleyicileridir. Eşcinselliğin bir hastalık veya ahlaksızlık olduğu  varsayımı, bu azınlığa dahil bireyler için kendini ifade etme, sevme ve  insanlığa bağlılığın en derin formlarını acı çektirici bir suçlanma ve kendinden  nefret etme yoluyla bu an bir duygusal, sevisel ve spiritüel hapishane yaratır.  Sağlıklı ve kendi insanlığı ile barışık heteroseksüeller, eşcinseller nedeniyle  içsel tehdit yaşamazlar. Sağlıklı heteroseksüeller, eşcinselleri baskı altına  alma gereği duymazlar. Sağlıklı heteroseksüeller eşcinselleri onarmaya  kalkışmazlar. Bu gün toplumun karşısındaki esas mesele neden insanların  birbirini belli bir şekilde sevdikleri veya bu sevgiyi aradıkları değil, nasıl  olup da bazılarının sevmekte bu kadar yetersiz olduğudur.&#8221;</p>
<p>Yukarıdaki deklerasyonda <strong>eşcinsellik tek bir durum, yönelim  veya hastalık olarak ele alınmıştır, oysa ki eşcinsellik 12 alt tipi olan bir  hastalıktır ve bazı alt tipleri (eyleme vurulmayan eşcinsellik, geçici  eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik) tedavi edilebilir.</strong></p>
<p>Eşcinsellere verilen adlardan en çok kullanılanlardan biri  yabancı bir dilden aktarılmış olan <strong>homoseksüel </strong>kelimesidir. <strong>Türk Dil  Kurumu</strong>’nun Türkçe Sözlüğü’nde homoseksüelin karşılığı ise;<strong> cinsel  isteklerini kendi cinsinden kimselerle yatıştırmak huyunda olan kimse</strong>dir.  <strong>Cinsel terslik</strong> olarak da adlandırılan <strong>eşcinsellik</strong>; erkek veya  kadın olarak bir insanın libido yönelimi ve doyumu itibariyle yine kendi cinsine  sevgi ve cinsel ilişki arzusu ile dönmesidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eşcinsellik kapalı bir kutu gibidir</strong>. Kişinin eşcinselliği  anlaması ve bu konuda kendisine ya da çevresindekilere yardımcı olabilmesi için  öncelikle aydınlanması ve neden bu duyguları hissettiğini anlaması gerekir.  Çünkü <strong>eşcinsellik doğuştan gelmez</strong>, <strong>genetik geçişi olan bir hastalık  değildir</strong>, <strong>gelişimsel bir problemdir</strong> ve genellikle erken çocukluk  yıllarında, çocuk ile aynı cins ebeveyn arasında yaşanan problemlerden  kaynaklanır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Heteroseksüel gelişimin sağlanmasında her iki ebeveynin ortak  katkı ve desteği gerekir.</strong> Böylece çocuk, kendini karşı cins ebeveynden  ayrıştırıp aynı cins ebeveyn ile özdeşim kurabilir. Bu özdeşim başarısız olursa,  cinsel kimliğinin içselleştirilmesinde de başarısızlık meydana gelebilir. Yani  baba veya anne yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki  olumsuz etkileri sonucu eşcinsellik gelişebilir. Cinsiyet özdeşimini başarıyla  tamamlayamayan çocuk, sadece babasına veya annesine yabancılaşmakla kalmayıp  hemcinsi akranlarından da uzaklaşabilir. <strong>Şu an ki bilimsel veriler  eşcinselliğin genetik temellere dayanmadığını gösteriyor. </strong>Yani genetik  olarak herhangi bir anormalliği olmayan bir insan, kadın veya erkek cinsiyetiyle  doğar. Biyolojik cinsiyeti ve daha sonrasında gelişen cinsel kimliği, bir kaba  benzetebiliriz. Çevresel etkiler bu kabın içindeki sıvının yalnızca yoğunluğunu  değiştirebilir, özünü değil. Yani <strong>eşcinsellik özdeki heteroseksüelliğe aykırı  bir duygulanım ve yaşantıdır</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>EŞCİNSELLİK RUHSAL BİR BOZUKLUK MUDUR?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><img class="size-full wp-image-255 alignnone" style="margin: 5px;" title="Eşcinsellik" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2009/03/wp84259b4b_051.jpg" alt="" width="490" height="154" /></p>
<p>Eşcinsellik uzun yıllar,<strong> bir kimlik bozukluğu, hastalık </strong>veya<strong> sapıklık </strong>olarak algılanmıştır. <strong>1974</strong> yılında <strong>Amerikan  Psikiyatri Birliği </strong>ve daha sonra 1992 yılında <strong>Avrupalılar  (ICD) </strong>eşcinselliğin <strong>sapıklık veya sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve  bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak normal bir davranış  olduğunu da söylememişlerdir</strong>. Yani &#8220;<strong>eşcinsellik normal dışı bir  davranıştır ama sapkınlık değildir</strong>&#8221; demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik  halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır.  Çünkü <strong>cinsel sapkınlık</strong>; <strong>cinsel açıdan sağlıklı olmama </strong>ve  dolayısıyla <strong>normal olandan sapma durumu</strong>dur, yani küçük çocuklara karşı  hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin  idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna  yapılması vb. durumların genel ismidir. Bu açıdan bakıldığında <strong>eşcinsellik  bir sapkınlık değildir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Peki, eşcinsellik bir hastalık mıdır?</strong> Eşcinsellik alkolizm  gibi bir hastalıktır. Ancak her alkol alan kişiye hasta diyemeyeceğimiz gibi  eşcinsel arkadaşlarımıza da hasta demek doğru değildir. Yani &#8220;<strong>alkolizm bir  hastalıktır, ama alkol alan kişiler hasta değildi</strong>r&#8221; mantığında olduğu gibi;  <strong>eşcinsellik bir hastalıktır ama eşcinseller hasta değildir</strong>. <strong>Kişi hasta  olup olmadığına kendi karar vermelidir</strong>. Eşcinsel yönelimlerinden duyduğu  rahatsızlığı ifade eden ve tedavi arayışında olan kişilere &#8220;<strong>hasta</strong>&#8221;  denilebilir ve isterlerse tedavi olabilirler. Bugün, bazı biyolojik  belirleyicilerin alkolizmin ortaya çıkmasında rol oynadığı görülmüş olsa da,  alkolizm hala tedavi edilmesi gereken toplumsal bir problemdir. Eşcinsellikte  tek bir yapı değildir, çeşitli alt tipleri vardır ve eşcinselliğin bazı tipleri  tedavi edilebilir. Çünkü cinsel davranışlar, insanın kimliğinin sadece bir  yönüdür. <strong>Kimlik</strong>, diğer insanlarla olan ilişkiler yoluyla sürekli olarak  derinleşen, gelişen, hatta değişen bir yapıdadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ruhsal bozukluk veya anormal davranış </strong>ise, göreceli  kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı  toplumdaki kişilerin çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun  geneline uygun davranan birey &#8220;<strong>normal&#8221;</strong>, aykırı hareket eden birey ise  &#8220;<strong>anormal&#8221;</strong> olarak adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında <strong>eşcinsellik  anormal bir davranış olarak görülebilir</strong>. Ancak ruhsal bozukluk olup  olmadığını belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir.</p>
<p>Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif,  sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve  benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda kalmak  veya  dürtüyü kontrol edememek kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir. Ayrıca  <strong>eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan  travmaların ve ihmallerin bir sonucu gelişen bir durumdur.</strong> Bu açıdan  baktığımızda da, <strong>eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur</strong>, bir <strong>cinsel eğilim  bozukluğu</strong>dur, bir <strong>cinsel kimlik bozukluğu</strong>dur. Bu nedenle psikoloji  biliminin eşcinsel yaşam tarzının ve toplumsal kimliğin sağlıklı olup olmadığını  ayrıştırma, eşcinselliğin nedenini, yapısını ve tedavisini araştırmaya devam  etme sorumluluğu vardır, olmalıdır, olacaktır. Bu bağlamda, kendi özgür seçimi  ile eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkânı sağlamamak, &#8220;bu tedavi  edilebilen bir hastalık değildir&#8221; demek gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve  ahlaki olmayan bir tutumdur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>EFEMİNE OLMAK EŞCİNSELLİK DEĞİLDİR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Eşcinsellik kavramı birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde  barındırabilir. Türkiye’de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına<strong> ağır  makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan,  dar blucinli genç erkekler </strong>gelebililir. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını  da beraberinde getirmektedir:</p>
<p>&#8220;<strong>Travesti ve eşcinselin farkı nedir?&#8221; </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Efemine olmak eşcinsellik midir?&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Kadın kıyafeti giyenler eşcinsel midir?&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Kibar ve nazik olmak eşcinselliğin belirtileri mizdir?&#8221;</p>
<p></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Her iki cinse de ilgi duymak nasıl bir duygudur?&#8221; </strong>vb.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Heteroseksüel</strong>; karşı cinse ilgi duyan kişidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eşcinsel</strong>; kendi cinsine ilgi duyan kişidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Lezbiyen</strong>; kendi cinsine ilgi duyan ve eyleme vuran (kendi  cinsiyle ilişkiye giren) kadındır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gay </strong>ise; kendi cinsine ilgi duyan ve eyleme vuran (kendi  cinsiyle ilişkiye giren) erkektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Biseksüel</strong>; her iki cinse de ilgi duyan kişidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Travesti</strong>; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve  karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CD</strong>; karşıt cins kıyafeti giyen anlamına gelebilecek  &#8220;<strong>crossdresser</strong>&#8221; demektir. Daha çok, ender olarak eşcinsel eğilim taşıyan,  çoğunlukla heteroseksüel bir cinsel yaşamı olan ve <strong>travestiliği gizli olarak  yaşayan </strong>kişiler için kullanılan bir terimdir. Ayrıca CD denilince, <strong>kadın  kıyafeti giyen erkek </strong>akla gelir, kadınların erkek kıyafeti giymesi bu tanıma  sokulmaz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı  kavramlardır. Transseksüel</strong> ; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp  karşı cinse geçmek isteyen ya da geçmiş kişidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Homofobi</strong>; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı  kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği,  eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı  içeren davranış ve tutumlar olarak tanımlamaktadır. Yani referans noktası  eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin savunulmasıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Efemine</strong> ise; Türkçe’de <strong>kadınsı</strong> anlamındaki  kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için  kullanılır. Yani efemine olmak eşcinsellik değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ülkemizde halk arasında üç tür eşcinsellik tanımlamaktadır</strong>.  Bunlar;</p>
<p>—<strong>ibne</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>—aktif-pasif eşcinsel</strong> ve</p>
<p>—<strong>gay</strong> şeklinde sıralanabilir.</p>
<p>Türkiye’de eşcinsellik kavramı genellikle <strong>penis-makat  birlikteliği</strong> yani <strong>anal seks</strong> üzerine oturtulmaya çalışılmıştır. Bu  kavramlaştırmaya göre &#8220;<strong>ibne</strong>&#8221; kelimesi, halk arasında <strong>götünü bir başka  erkeğe veren ya da verdiği sanılan erkek</strong> olarak tanımlanmaktadır. Bu çok  yanlış ve hakaret içeren toplumsal damgalama sonucunda, ibne olarak tanımlanan  kişiler, eşcinsel ilişkilerde pasif ve kadınsı rolü üstlenmekte, suçlanmakta,  aşağılanmakta ve alay konusu olmaktadır.</p>
<p>Kişilerin cinsel kimliklerini belirleyen ana yapı <strong>cinsel  yönelimler</strong>idir. Yani kesin ve açık bir şekilde cinsel ilişkiye katılan  bireyler sürekli olarak <strong>aktif, girici rolünü oynama</strong>ya devam ederken,  diğeri <strong>pasif girilen kişi</strong> konumunda kalabilir. Pasif eşcinseller  &#8220;erkekliğin yüz karası&#8221; olarak toplumdan dışlanırlar, aşağılanırlar,  değersizleştirilirler, kınanırlar veya fuhuşa zorlanırlar. Ama erkeksi aktif  eşcinseller, toplumsal ilişkilerde daha az sorun yaşarlar. Bu nedenle eşcinsel  arkadaşlarımızın bir kısmı, eşcinselliği kimliklerinin veya kişiliklerinin bir  parçası olarak kabul etmelerinden sonra, kendilerini kadınlarla özdeşleştirmekte  ve sözde kadınsı nitelikleri içselleştirmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gay kimliği</strong> Türk toplumunda var olan bir diğer eşcinsellik  türüdür. Daha çok şehirli, Batı kültürüyle yakın ilişki içinde olan, maddi  anlamda sorunu olmayan, doğru dürüst işi gücü olan, genç ve üst düzey eğitim  almış kişilerde görülür.</p>
<p>Gay kelimesi 1950’li yıllardan itibaren özellikle Amerikalı  eşcinsellerin kendilerini eşcinsel olmayan genel topluma ifade etmek için  kullandıkları ve politik anlamı olan bir kavramdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsellik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

