<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eşcinsellik &#187; Homofobi</title>
	<atom:link href="http://www.escinsellik.net/etiket/homofobi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.escinsellik.net</link>
	<description>İstersen Değişimi Başarabilirsin!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Dec 2011 13:06:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Eşcinsel Evlilik</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsel-evlilik/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsel-evlilik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 11:43:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinselliğin algılanışı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[farklı toplumlarda eşcisellik]]></category>
		<category><![CDATA[homo]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[homofobik]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte eşcinsel evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=293</guid>
		<description><![CDATA[Yakın zamanlarda bazı ciddi tartışmalara yol açan, ancak önceleri söz-konusu edilmeyen bir sorun da eşcinsel evliliktir. Kuşkusuz, eğer eşlerden biri erkek öbürü kadın olduğu sürece, iki eşcinselin evlenebilmesi her zaman olasıdır. Gerçekte biz, geçmişte böyle evliliklerin pekâlâ gerçekleştiğini biliyoruz. Buna iyi bir örnek, İngiliz diplomat Harold Nicolson ile romancı Victoria Sackville &#8211; West arasındaki evliliktir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın zamanlarda bazı ciddi tartışmalara yol açan, ancak önceleri söz-konusu edilmeyen bir sorun da eşcinsel evliliktir. Kuşkusuz, eğer eşlerden biri erkek öbürü kadın olduğu sürece, iki eşcinselin evlenebilmesi her zaman olasıdır. Gerçekte biz, geçmişte böyle evliliklerin pekâlâ gerçekleştiğini biliyoruz. Buna iyi bir örnek, İngiliz diplomat Harold Nicolson ile romancı Victoria Sackville &#8211; West arasındaki evliliktir. Her ikisi de cinsel görevlerini ayrı yataklarda, yani dışarıda yerine getiriyor, ancak birbirlerine her şeye karşın derin bir saygı ve sevgi duyuyorlardı.</p>
<p><span id="more-293"></span></p>
<p>Bununla birlikte, şimdiye değin Batı kültürü aynı cinsten eşler arasında bir evliliğe hiçbir zaman izin vermemiştir. Yalnız Eski Roma&#8217;daki uygulamalar kuraldışıdır. Çok az uygarlık da, daha geniş anlayışlara sahip olmuştur. Nitekim, bazı Amerikalı yerli kabilelerinde, bir erkeğin, kendini kadın rolünde varsayıp başka bir erkekle evlenmesi olasıydı. Kuzey Afrika&#8217;da, Siwanlar arasında, birçok erkek, genç erkeklerle evlendi ve onlara, kızlara verilenden daha çok «başlık parası» ödedi. Bununla birlikte, genel olarak konuşursak, böyle âdetler her zaman seyrek olmuştur, çünkü evlilik çoğunlukla doğurmayla ilişkiliydi. Bu nedenle, eşcinsel ilişkilerin teşvik edildiği yerlerde bile, bu ilişkiler evlilik öncesi ve evlilikdışı ilişkiler olarak kaldı.</p>
<p>Evliliğin geleneksel anlamlan bazı sanayi toplumlarında yalnızca yakın zamanlarda değişmeye başladı. Yeni, güvenilir gebelik önleyicilerin ortaya çıkmasıyla, doğurma bir seçme sorunu haline geldi ve bugün birçok erkek ve kadın, çocuk sahibi olmak istemeseler ya da çocuk yapamasalar bile</p>
<p><a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/07/image176.jpg"><img class="size-medium wp-image-294 alignnone" title="image176" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/07/image176-300x291.jpg" alt="" width="300" height="291" /></a></p>
<p><small><em>Çin&#8217;de Erotik Sanat</em></small></p>
<p><em>Çin sanatçıları cinsel ilişkinin daha çok sevecen ve uysal yönlerini vurgulamaktadırlar. Buna karşın erkek ile kadın arasındaki anotomik farklılıklar daha çok arka plana itilirler. Bu yüzden Çin erotik sanatı çoğunlukla sakin ve gözlemsel (kontemplatif) karakter taşırlar. Hırs (tutku) pek nadir gösterilir. (Yukarıda) resim albümünden alınan bu sahne, bir kadınla cinsel ilişki kuran ve başka bir kadına suni bir penisle mastürbasyon yapan bir erkeği göstermektedir. (Genç Ming &#8211; Hanedanlığı).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>evlendiler. Bunların yerine, eşler evlilikte sevgi, arkadaşlık, mali güvence, mesleki işbirliği gibi başka değerler aradılar. Öte yandan, evlilik için aynı cinsten çiftlerin de aynı nedenleri ileri sürdükleri oldukça açıktır. Bu nedenle, kısır karşı cinsel çiftler evlenebilirlerken, eşcinsel çiftlerin bu haktan yoksun bırakılması doğrusu pek inadına gelmiyor.</p>
<p>Kuşkusuz, birçok eşcinsel çift, bazen ömür boyu bu ilişkilerini değiştir-meksizin sürdürürler ve buun yasal bir evlilik olarak kabul edilmediğinden, bunun olumsuzluklarına katlananlar dışında, pek evlenmek istemezler. Vergi, veraset ve göç yasaları eşcinsellere karşı farklı bir uygulama içine girer</p>
<p>ve böylece onlar bu sorumlu oldukları davranışlarından dolayı herhangi bir ödüllendirmeyi beklemezler. Gerçekte, toplumumuzun bugün eşcinselleri karmaşık ve kararsız bir halde bıraktığını söyleyebiliriz. (Ayrıntılar için «Cinsel Baskılar &#8211; Eşcinsellere bakınız.)</p>
<p>Bununla birlikte, şimdi, birkaç Hıristiyan kilisesi, özellikle Metropolitan Topluluğu Kilisesi eşcinsel çiftlerin evlenme törenlerini ya da (kutsal birliklerini) yerine getiriyor. Böyle bir evlilik yasal olarak tanınmıyor, ancak en azından birbirine kesin tahahhüt veren çiftlerin durumlarının biraz yasallaşması-nı sağlıyor. Bazı Avrupa ülkelerinin parlamentolarında (Danimarka, Hollanda) eşcinsellerin birbirleriyle evlenebilmelerinin tanınması için büyük tartışmalar yapıldı. Ve bu tartışmaların sonunda eşcinsellerin birbirleriyle evlenebilmeleri yasallaştı. Öte yandan, ABD&#8217;de de benzer yasaların çıkarılması için uğraşılmaktadır.</p>
<p><em><strong>Kaynak:</strong> <a title="http://www2.hu-berlin.de/" href="http://www2.hu-berlin.de/sexology/TU/AT/" target="_blank">http://www2.hu-berlin.de/</a></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsel-evlilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinseller üzerinde cinsel baskı</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinseller-uzerinde-cinsel-baski/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinseller-uzerinde-cinsel-baski/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 09:55:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[benliğe yabancı]]></category>
		<category><![CDATA[benliğe yabancı eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Biseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Durumsal Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eş cinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel eğilim]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinselliğin tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eyleme Vurulmayan Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[gizli eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü eşcinseller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insan, karşı cinsten kişilerle ya arasıra ya da sık sık, bazı durumlarda da yalnız kendi cinsinden olanlarla cinsel ilişki kurmaktan hoşlanır. Oysa bizim özel kültürümüz bu tür davranışı genel olarak kötü sayar ve şiddetlice cezalandırabilir. Sonuç olarak, aynı cinse karşı erotik bir cazibe duyanlar (bunlar nüfusun büyük bir oranını temsil ederler), kendilerini sınırlanmış, engellenmiş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/07/image188.jpg"><img class="alignleft" title="image188" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/07/image188-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" /></a>Birçok insan, karşı cinsten kişilerle ya arasıra ya da sık sık, bazı durumlarda da yalnız kendi cinsinden olanlarla cinsel ilişki kurmaktan hoşlanır. Oysa bizim özel kültürümüz bu tür davranışı genel olarak kötü sayar ve şiddetlice cezalandırabilir. Sonuç olarak, aynı cinse karşı erotik bir cazibe duyanlar (bunlar nüfusun büyük bir oranını temsil ederler), kendilerini sınırlanmış, engellenmiş, alıkoyulmuş, ihbar edilmiş ve dava edilmiş, kısacası baskı altına alınmış bulurlar.</p>
<p>Bu baskı şimdiden kendi dilimizle başlayıverir, yani bu tür insanları «homoseksüel» diye adlandırarak. Bu sözcüğün herhangi bir insan için kullanılmasından ve günümüz kitaplarında yalnızca belli özgün alanlarda o şekilde kullanılmasından büyük ölçüde kuşku duyulabileceğini daha önce de belirtmiştik. (Aynı zamanda «Homoseksüel İlişkilere Giriş» bakınız.) Sorun, gerçek terimin çok temel biçimlere önyargıyla yaklaşmasıdır. Eski ve Ortaçağda aynı -cinsiyetten davranış için kullanılan terim her zaman duruma değil, temasın bir biçimine yönelikti- (Kulamparalık, Yunan aşkı, oğlancılık, vb.) Bu terimler, herhangi bir kimse tarafından işlenilen hareketleri tanımlıyor ve kişinin özel bir tipinin varlığını belirtmiyordu. Eş deyişle, bazı kimseler kulampara, Yunan aşkı, oğlancı olarak adlandırıldığı zaman, bazı yoldan çıkmış özelliklere katlanan bir adam gibi değil, belli şeyleri yapan bir adam gibi karakterize ediliyordu.</p>
<p><span id="more-288"></span></p>
<p>O, aynı cinste erotik bir çekicilik görmenin belli küçük bir insan grubunun tipik, gizemli bir durumu olduğuna ve bu insanların işte bu yüzden ayrı bir soydan geldiğine inanıyordu. Onların durumuna ad koymaya çalışırke-ne, rastgele yarı Yunanca, yarı Latince «bilimsel <strong>homosexualitaet </strong>terimini buldu, sonra da geri kalan «normal» çoğunluğun durumu da kendiliğinden, önceki sözcüğün karşıt-anlamlısı <strong>heterosexualitaet </strong>terimiyle ifade edildi. Her iki sözcük de öteki dillere kolayca uyarlandığından, kısa bir süre sonra tüm Avrupa&#8217;da yaygınlaştı.</p>
<p>Bununla birlikte, bugün bu iki kategorinin arkasındaki temel varsayımın hatalı olduğunu anlıyoruz. Eşcinsel ve karşı cinsel tercihler bir ölçü sorunudur ve karşılıklı olarak özel durumları yoktur. «Eşcinsellik» yaradılıştan gelen bir duruma dayanmamaktadır, ancak özel bir sosyal rol oynar. Ne var ki, tüm toplumlar böyle bir rolü tanımazlar, hatta toplumumuzda aynı cinsiyetin davranışını göstermek eşcinsellerle sınırlanmış değildir. Başka bir deyişle, gerçek yaşamda çok değişik bölünmeler vardır. Uç noktalar arasında sayısız dereceler vardır ve bu uçlar içerisinde birçok insana her iki cinsiyet de cazip gelir. «Eşcinsel» olarak gösterilen bu etiket dışında çok az ortak yanları olabilir. Nitekim, onlara başkaları tarafından yöneltilen oldukça sapkın bir statü dışında, «eşcinselliği» belli kişilerin nesnel bir karekteri değildir. Sapkınlığın bu türünün yalnızca onu sorunsal olarak ele alan kültürlerde olası olduğu açıktır.</p>
<p>Ne yazık ki, biz böyle bir kültürde yaşamaya devam ediyor ve bir yandan da modası geçmiş Victoria döneminden kalma tıbbi terimleri birlikte taşıyoruz. Aslında bazı yazarlar onlara yeni bir anlam vermeye ya da onları modern, daha az önyargısız bir biçimde kullanmaya çabalıyorlar, ancak yanlış anlayış ısrarla etkisini gösteriyor. Bu gerçek karşısında, aynı cinsel davranışların toplumsal olarak benimsenmesini isteyen meslekten olmayan liberaller şimdi sık sık «homo kişiler» ya da «homoluk»tan söz etmeyi tercih ediyorlar. Oysa bu oldukça belirsiz bir ilerlemedir. Kuşkusuz «homo» (gay) sözcüğü «renkli kişi», «neşeli» anlamlarına geldiği ortaçağlara değin uzanan bir tarihe sahip olduğundan, «homoseksüel» teriminden daha eskidir. Tarihsel kullanımı içinde bu sözcük, 17. yüzyılın başında, ahlak bakımından gevşek olanları belirtmek için ve 19. yüzyılda dişi fahişeliğini karşılamak amacıyla kullanılırdı. Bununla birlikte, sözcük Amerika&#8217;da başka bir çağrışım yapıyordu. Bertrant Russel&#8217;in özyaşam öyküsünde anlattığı gibi (1872-1914 yıllarında), 19. yüzyıl sonları Philadelphia&#8217;da Ouakerler, ûuaker olmayanlar tarafından yapılan herhangi bir anlamsız dinsel adeti adlandırmak için «gay» (ibn, sefih) sözcüğünü kullandılar. Sonraları bu «gay» sözcüğü tüm dinsel dogmaları kapsadı.</p>
<p>Bu nedenle, Tanrının duaları ve On Emri onlar için «gay» oluyordu. Şimdiki yüzyıla değin «gay» sözcüğü homoseksüelle eşanlamda kullanılmadı, ancak başlangıçta bu kullanış «gay» alt kültürüyle sınırlıydı. Daha geniş bir çevrede kullanımı yakın zamanlarda oldu. Bununla birlikte, olabildiği kadar kısa ve basit bir biçimde, terim hâlâ bu iki kamp «ibn» ve ibn olmayanlar (şimdiki dürüstler olarak adlandırılıyor) arasında yapay bir ayrım çiziyor. Böylece polarizasyona karşı eski baskılar etkinliğini gösteriyor.</p>
<p>Gerçekte, yakın birkaç on yılda «ibn» erkek ve kadınlar arasında bir polarizasyon olmaktadır. Modern çağlara değin kadınların aynı cinsiyet davranışları hiçbir zaman pek dinsel, resmi ya da tıbbi dikkat çekmezdi ve «tri-badism» sözcüğü dışında bu tür davranışlar için özel bir terim yoktu. Yunanca «tribein»den gelen bu sözcük, kadınlar arasında karşılıklı bedensel sürtünme ya da elle ilişkiyi (mastürbasyon) karşılamak için kullanıldı. Sonraları 19. yüzyılda kadınlar arasında ağız yoluyla ilişki (cunnilingus) iki özel terimle tanımlandı: «Safizm» ve «lezbienizm». (Eski Yunanlı kadın ozan Saphho ve onun yaşadığı Lesbos adasından). Bununla birlikte, yavaş yavaş bu üç terimin de anlamları genişledi ve kadınlar arasındaki tüm cinsel davranışı ya «tribadizm» ya «safrizm» ya da «lezbien» olarak adlandırmak bir alışkanlık haline geldi. Sonuç olarak kendi kültürümüzde, Lezbien</p>
<p>sözcüğü öteki iki anlamın yerini aldı ve bugün aynı zamanda «dişi homo-seksüel»lere bir ad vermek anlamında kullanılır. Böylece «Lezbienler» genel homoseksüel kategorisinin dişi alt grubu olarak, yani bir azınlık içinde azınlık olarak ortaya çıkıverdiler. Antik Yunan&#8217;da ve Roma&#8217;da Lezbienist ve Lez-biyen terimi gayet iyi bilinmekte, ancak özel olarak penisin emilmesine yönelik kullanılmaktaydı (etkin ve edilgin fellatio). Böylece, bu terimler daha çok erkeklere yöneltilmiş oldu.</p>
<p>Birkaç nedenle, modern anlambilimsel gelişme kaçınılmaz ve hatta arzu edilir bir şeydi, ancak onları tartışmadan önce, günümüzde kullanılan tüm terimlerin modası geçmiş, dar kavramlar olduğunu ve bu nedenle esasen baskı verici olduğunu bir kez daha anımsamamız gerekir. Erkekler hakkında ayrı ve farklı bir grup olarak asıl «homoseksüeller» diye konuşmak yanlışsa, kadınları da ayrı ve farklı bir grup olarak lesbien diye adlandırmamız aynı ölçüde yanlıştır. (Bereket versin, hiç kimse kendi erkek akranlarını «Spartalılar» ya da «Atinalılar» diye etiketlemeye girişmedi.) Ancak sosyal ayrımın belli kurbanlarıyla özdeşleşmiş olan, herhangi bir etiket doğru olabilir. Bir kere bu ayrım sona ermiş ve etiketler onunla birlikte görünmez olacak.</p>
<p>Bu arada kuşkusuz «homoseksüel» kadınların kendi özel sorunları var, çünkü cinsel sapkın olmanın yanısıra, erkek hakim kültürü gözünde dişilerdir. Eğer, genelde onların cinsel davranışına cezai yasa tarafından daha hoşgörülü yaklaşılırsa, her şeye karşın resmi tacizin başka biçimlerine bir bahane uydurulur. Lesbienlik için sadece bir örneğin kanıt olarak gösterilmesi birçok Amerikan mahkemesinde annenin kendi çocuklarının bakımından kurtulması için yeterli temel sayılırdı. Evlerde, işyerlerinde, askeri hizmetlere vs. onların tüm «homoseksüeller» gibi aynı adaletsizliğe maruz kaldıklarını söylemeye bile gerek yok. Bununla birlikte bu durumların hepsinde onların kötü durumları dişi oldukları gerçeğiyle daha da ağırlaştırılır. Kısacası, onlar çifte bir ayrıma katlanır ve böylece bir çoğu cinsel özgürlük için mücadelenin erkek olan «homo»lardan farklı olduğunu hisseder.</p>
<p>Batı dünyasının dinsel inançları, resmi doktrinleri ve psikiyatri kuramlarının uzun zamandır birçok zararsız cinsel sapkını, özellikle homoseksüelleri nasıl kurbanlaştırdığını başka bir bölümde açıklamıştık. (Bkz. «Uyumcu-luk ve Sapkınlık») Bu kurbanlaştırmanın burada yeniden ayrıntılarına inmek gerekmez. Günümüz ABD&#8217;sinde homoseksüellerin hâlâ çeşitli baskılar altında bulunan azınlıkların en geniş gruplarından biri olduğunu söylemek yeterli. Bir kişi için kullanılan «homoseksüel» terimi doğru olmadığı, yanlış anlamaya yol açtığı ve uygun olmadığı için, homoseksüellerin işe yarar bir sayısını çıkarmak mümkün değildir. Bununla birlikte, Kinsey&#8217;in çalışmaları en dar ve çok muhafazakâr geleneksel tanımlamalarda bile bizim nefretlerimize ve aynı cinsiyet davranışının korkusuna katlanan milyonlarca Amerikalı hakkında konuştuğumuzu gösterdi.</p>
<p>Yansız gözlemciler sık sık bu korkuyu kültürümüzde bedensel aşkın yaygın, irrasyonel korkusunun bir bildirgesi olarak, yani «erotobia»nın bir biçimi olarak tanımladılar. Aslında, son zamanlarda bazı yazarlar kısaca özellikle aynı cinsiyetten eşler arasındaki irrasyonel aşk korkusunu ifade etmek için «homoerotophabia» ya da «homophobia» terimini kullanıyor. Birçok insanın bu korkuyla zihninin meşgul olduğundan kuşku duyulmaz. Tipik olarak, onlar herhangi bir homoseksüeli tanımıyor, onlarla karşılaşmak, onları görmek, onlar hakkında herhangi bir şey işitmek istemiyorlar, aynı zamanda onların kontrol altına alınmasını, uzaklaştırılmasını, kilit altında tutulmasını ya da yok edilmesini istiyorlar. Eğer onlar kendi ailelerinde bir homoseksüel bulursa, onu hemen kapı dışarı atıyorlar. Bununla birlikte, onlar pek sık olarak evde, okulda, işte ya da onları tanımaksızın yıllarca homoseksüellerle birlikte yaşıyorlar. Pekâlâ böyle bir durum olabilir, çünkü homophobia ilkönce tamamen gerçekdışı olan klişeleşmiş ürkütücü bir düşman yaratır, sonra da onu büyütür. Örneğin, bugün Amerika&#8217;da tipik erke-ke homoseksüelin efemine, zayıf, artistik ve olgun olmadığına inanılır. Bununla birlikte, gerçek durumda bu insan tipine homoseksüellere arasında nadiren rastlanır. Çoğunluğu basit olarak ortalama, yani herkese benzeyen ve onlar gibi davranan insanlardır ve onlar isterlerse farkedilmeden kalabilirler, bir çoğu, aslında bu seçmeyi yapar. Onlar ya kendi gizliliği içinde kalır ya da ince işlenmiş çifte yaşama doğru yol alır. Sonuç olarak, hiçbir zaman yaygın yanlış kavramlara meydan okumak için ortaya çıkamazlar.</p>
<p>Bununla birlikte, bu «dürüst» olanların sahte tavır almaya ve ikiyüzlülüğe zorlanmasıyla ezilenler ile ezenleri her ikisinin de kayba uğradığını anlamamız gerekir. Öncekiler, yani baskı altına alınanlar gizlenmek için harcadıkları büyük bir enerji sonucu harap, endişeli olur, sonrakilerde aptalca fanteziler ve gereksiz endişelerle usandırılır. Bu sırasıyla herkesi boğucu, baskıcı ve cinsel sertliğe zorlar. Sorunun bu biçiminde ifadesi, herkesin tanımlarıyla ahlaki ve sağlıklı sayılamaz.</p>
<p><strong><em>ÜNLÜ «EŞCİNSELLER»</em></strong></p>
<p><em>Alfred Kinsey&#8217;in belirttiği gibi bir kişiyi tanımlamak için «Eşcinsel» sözcüğünü kullanmak sorunsaldır. Böyle bir etiket çoğu kez keyfi ve abartılmış bir tutumu dile getirir. Bugün, özellikle ABD&#8217;de birçok insan «Eşcinsellerin» ne olduğu ya da nasıl davrandığı hakkında gerçekdışı düşüncelere sahiptir. Bununla birlikte, tarih boyunca birtakım erkek ve kadın (Çoğu oldukça ünlüdür), kendi cinsiyetlerinden olanlarda ya arasıra ya da özel olarak bir cinsel çekicilik bulmuşlardır. Bazıları bunu hayata geçirmişler ve yaptıklarından gurur duymuşlar; bazıları bu duygularını bastırıp oldukça mutsuz bir yaşam sürmüşlerdir. Birçoğu da çağdaşları tarafından dava konusu edilmiş ve böylece onların bu konumları trajik biçimde sona ermiştir. Aşağıda görülen portreler, güçlü eşcinsel eğilimlere sahip olmalarıyla bilinen tarihsel kişileri gösteriyor. Açıktır ki, bu liste böyle eğilimlerin insanları üstün kıldığını göstermek anlamına gelmiyor.</em></p>
<p><a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/07/image188.jpg"><br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinseller-uzerinde-cinsel-baski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği Maddeleri</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi-olcegi-maddeleri/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi-olcegi-maddeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2009 09:05:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İçselleştirilmiş]]></category>
		<category><![CDATA[İçselleştirilmiş Homofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği Maddeleri (Herek ve arkadaşları, 1997) Kadınlar için Diğer lezbiyen/biseksüel kadınlarla kişisel ya da sosyal ilişkilerden kaçınmanın en iyisi olduğuna inanıyorum. Genel olarak kadınlardan etkilenmekten vazgeçmeye çalıştım. Eğer birisi bana tamamen heteroseksüel olabileceğimi söyleseydi, bunu kabul ederdim. Keşke lezbiyen/biseksüel olmasaydım. Lezbiyen/biseksüel olduğum için kendime yabancılaşmış hissediyorum. Erkekler hakkında daha fazla erotik duygularım olmasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçselleştirilmiş  Homofobi Ölçeği Maddeleri </strong>(Herek ve arkadaşları,  1997)<strong></strong></p>
<p><strong>Kadınlar  için</strong></p>
<ol>
<li>Diğer  lezbiyen/biseksüel kadınlarla kişisel ya da sosyal ilişkilerden kaçınmanın en  iyisi olduğuna inanıyorum.</li>
<li>Genel olarak  kadınlardan etkilenmekten vazgeçmeye çalıştım.</li>
<li>Eğer birisi bana  tamamen heteroseksüel olabileceğimi söyleseydi, bunu kabul  ederdim.</li>
<li>Keşke  lezbiyen/biseksüel olmasaydım.</li>
<li>Lezbiyen/biseksüel  olduğum için kendime yabancılaşmış hissediyorum.</li>
<li>Erkekler hakkında  daha fazla erotik duygularım olmasını isterdim.</li>
<li>Lezbiyen/biseksüel  olmamın benim kişisel bir kusurum olduğunu düşünüyorum.</li>
<li>Cinsel yönelimimi  lezbiyen/biseksüelden heteroseksüele değiştirebilmek için profesyonel yardım  almayı isterim.</li>
<li>Erkeklerden cinsel  olarak etkilenebilmeyi denedim.</li>
</ol>
<p><strong>Erkekler  için</strong></p>
<ol>
<li>Diğer gay /biseksüel  erkeklerle kişisel ya da sosyal ilişkilerden kaçınmanın en iyisi olduğuna  inanıyorum.</li>
<li>Genel olarak  erkeklerden etkilenmekten vazgeçmeye çalıştım.</li>
<li>Eğer birisi bana  tamamen heteroseksüel olabileceğimi söyleseydi, bunu kabul  ederdim.</li>
<li>Keşke gay/biseksüel  olmasaydım.</li>
<li>Gay /biseksüel  olduğum için kendime yabancılaşmış hissediyorum.</li>
<li>Kadınlar hakkında  daha fazla erotik duygularım olmasını isterdim.</li>
<li>Gay/biseksüel  olmamın benim kişisel bir kusurum olduğunu düşünüyorum.</li>
<li>Cinsel yönelimimi  gay/biseksüelden heteroseksüele değiştirebilmek için profesyonel yardım almayı  isterim.</li>
<li>Kadınlardan cinsel  olarak etkilenebilmeyi denedim.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi-olcegi-maddeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçselleştirilmiş Homofobinin Yansımaları</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobinin-yansimalari/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobinin-yansimalari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 15:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[CİSED]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel gettolaşma]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gizlenme]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İçselleştirilmiş]]></category>
		<category><![CDATA[İçselleştirilmiş Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendini tecrit etme]]></category>
		<category><![CDATA[Öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Pasif kalma]]></category>
		<category><![CDATA[Terk edilme korkus]]></category>
		<category><![CDATA[Umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Utanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[Birçok eşcinsel mutlu ve huzurlu olabilmek için eşcinselliği kabul ettiğine dair kendi kendini ikna etmeye çalışır ama bazen de çok güçlü bir biçimde, içlerinde barındırdıkları derin homofobik bir parçayı korumayı sürdürerek eşcinselliği ret ederler. İşin ironik tarafı ise bu eşcinsel arkadaşlarımızın birçoğu bu duygu, tutum ve davranışlarının homofobik nedenlerinin bilincinde değillerdir. Çünkü içselleştirilmiş homofobi kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok eşcinsel mutlu  ve huzurlu olabilmek için eşcinselliği kabul ettiğine dair kendi kendini ikna  etmeye çalışır ama bazen de çok güçlü bir biçimde, içlerinde barındırdıkları  derin homofobik bir parçayı korumayı sürdürerek eşcinselliği ret ederler. İşin  ironik tarafı ise bu eşcinsel arkadaşlarımızın birçoğu bu duygu, tutum ve  davranışlarının homofobik nedenlerinin bilincinde değillerdir. Çünkü <strong>içselleştirilmiş homofobi kendi çok çeşitli  biçimlerde gösterebilir</strong>:</p>
<p><strong>—Gizlenme</strong>. Erkek egemen bir  toplumda eşcinsellik toplumdan dışlanma nedenidir. Çünkü toplumda var olmak,  saygınlığın devam etmesi ve geçim için işe muhtaç olma toplumdan dışlanmayı göze  alamamak için yeterli bahanelerdir. Ayrıca birçok eşcinsel arkadaşımız çok  yanlış bir şekilde bilinçdışı ve otomatik olarak kendi var oluşlarının sevgiyi,  saygıyı ve onaylanmayı hak etmediğine kanaat getirirler. Kendilerine güvenleri  yoktur, sürekli bir şüphe içindedirler ve şüphelerini doğrulayacak kişilerden de  uzak durmaya çalışırlar. Bu nedenle de kişisel ile sosyal-ailesel bedelleri  ödememek için gizlenirler ve damgalanan, utanç verici bir şey olarak  algıladıkları eşcinsel yaşam sırlarının ortaya çıkmasından çok korkarlar. Ayrıca  eşcinselliklerinden dolayı ailenin ve toplumun onlara daha az saygı  gösterecekleri endişeleri sosyalleşmelerinde de zarar verir, daha az toplum  içine girerler, daha çok kendilerine özel mekânlarda veya internette vakit  geçirmeyi tercih ederler. Bu da yaşadıkları iç sıkıntısını, depresyonu ve diğer  negatif duyguları arttırır. Bu durumda gerçek eşcinseller için kendini saygın  bir şekilde topluma kabul ettirme zorunlu bir hal alırken; diğer eşcinseller ise  yaşadıklarından pişmanlarsa ve değişmek istiyorlarsa tedavi arayışına girmeyi  araştırırlar. Gerçek eşcinsel olmayan eşcinsel arkadaşlarımızın her zaman 2. bir  şansları vardır.</p>
<p><strong>—Utanma.</strong> Bazı eşcinseller  diğer eşcinsellerin yaptıkları veya yaptıklarına inandıkları ya da yapmaya  kendilerini zorladıkları normal şekilde davranmayı başaramazlar. Wright’a göre  “kendi eksikliğini saklamak isteyen kişi, diğerlerinde cinsel tercihlerini  ortaya koyan stereotip davranışları fark edecektir, ayrıca, eksikliği herkese  gösteren bu tür davranışlar için öfke hissetmesi olağandır, çünkü kendi  eksikliğini saklama isteğiyle diğerlerinin de aynı şeyi yapmasını arzu eder”.  Kendilerini kısmen ya da tamamen saklamaya çalışan ve utanma duygusunun ön  planda olduğu bu kişiler eşcinsel kimliklerini açık etmiş diğer eşcinselleri  gördüklerinde rahatsız olurlar, öfkelenirler ve suçluluk duygularıyla çok  eleştirel olabilirler.</p>
<p><strong>—Öfke. </strong>Toplumun baskısı  sonucu meydana gelen<em> </em>damgalanma ve  utanma karşısında bazı eşcinsellerde derin bir<strong> öfke </strong>meydana çıkar.<strong> </strong>İçselleştirilmiş homofobi sonucunda  kişi kendi kendini yiyip bitiren bir sürece girebilir. Bu süreçte meydana gelen  öfke en çok eşcinselliğin karikatürleştirilmesine ve teşhir edilmesine yönelir.  Bu durum yani <strong>karikatürleştirmeye karşı  eşcinsellerin duyduğu nefret eşcinsel kimliğin kararsızlığına kesin bir  kanıttır</strong>.</p>
<p><strong>—Kendini toplumdan  dışlama.</strong><em> </em>Eşcinsel kimliğin  toplumsal alana sokulması kolay bir durum değildir ve bu yüzden eşcinsellerin  bir kısmı eşcinselliği sadece özel hayatlarında yaşarlar, dışarıdan  anlaşılabilecek davranış ve tutumlardan uzak durular. Bu aslında çok yanlış bir  durum değildir, ancak abartıldığında, değersizlik duygularını depreştirdiğinde  ve özgüveni zedelemeye başladığında sorun teşkil edebilir. Zamanla eşcinselliğe  zorunlu ev hapsi uygulaması eşcinsel kişinin kendini toplumdan dışlamasına ve iç  ruhsal çatışmasının artmasına yol açabilir. Gerçekte eşcinsel olsun veya  olmasın, her birey yaşadığı toplumun değer yargılarına saygı duymalıdır, özel  hayatın mahremiyetini zedelememelidir.</p>
<p><strong>—Eşcinsel gettolaşma  ve kendi kendini tecrit etme. </strong>Eşcinsel  arkadaşlarımızın birçoğu heteroseksüellik üzerine kurulu olan topluma karşı bir  yabancılık çekerler, damgalanmamak için gizlenirler ve kendilerini oldukları  gibi kabul eden arkadaşlarının birlikte bulundukları mekânlara sığınırlar. Bir  nevi gettolar yaratırlar, kendilerini tecrit ederler. Bu aslaında toplumun değil  eşcinsellerin kendilerini damgalamasıdır. Farkında olmadan topluma; <strong>“biz farklıyız, bizi bizden başka kimse  anlayamaz, biz bizle yaşayabiliriz, siz bizi anlamazsınız, biz sizin yüzünüzden  buradayız, biz normal olmayan bir yaşam yaşıyoruz, biz sizin sosyal  normlarınızdan saptık, vb.”</strong> mesajlar verirler. Bu üstü kapalı mesajlar  toplumun ötekileştirmesini arttırmaktan öteye geçmez. Ayrıca gerçek olmayan  eşcinseller, bu gettolarda eşcinsel kimlikle daha çok bütünleşerek ve davranışçı  öğrenmelerle daha çok eşcinsel özdeşimler yaparak kendi iç huzurlarını daha  derinden bozarlar, suçluluk, günahkârlık ve pişmanlıkla dolu bir hayat yaşamaya  mahkûm olurlar.</p>
<p><em>—</em><strong>Dayanışmanın yokluğu  ya da yetersizliği.</strong> Eşcinsellik karşıtı  toplumsal baskı nedeniyle eşcinseller arasında birlik, dayanışma ve destekleme  yetersizdir.</p>
<p><strong><em>—</em></strong><strong>Pasif kalma. </strong>Bazı  eşcinseller kendilerinin ya da diğer arkadaşlarının maruz kaldığı baskıya veya  şiddete tepki vermezler ve bilinçdışı olarak kendilerini ezen toplumsal yargının  haklı bir gerekçesinin olduğuna inanırlar. Bu durumda iç sıkıntısı, daralma,  korku, endişe, kaygı, yoğun güvensizlik, acizlik, incinme, başkalarına karşı  güvensizlik, günahkarlık ve suçluluk duyguları meydana gelir ve kişi kendini  toplumdan izole edebilir. Sonuç olarak eşcinsellerin baskı ve şiddet karşısında  3 yolu vardır. Bunlar; tarafsız kalma, “hayır” deme (sembolik olarak kimliğini  açıklamaya eşdeğerdir) ve alt statüyü kabullenmek (kendini aşağı olarak  algılamayı onaylamak anlamına gelir) şeklinde  sıralanabilir.</p>
<p><strong><em>—</em></strong><strong>Günübirlik ilişki  yaşama. </strong>Birçok eşcinsel yakın  duygusal ilişkiler kurmada zorlanır, kısa süreli, sevgiden, ciddiyetten ve  ruhsal tatminden uzak ilişkiler yaşama eğiliminde olur. Çünkü eşcinseller  çocukluklarından beri yaşadıkları toplumun değer yargıları nedeniyle sürekli  olarak eşcinselliği aşağılayıcı cümlelere maruz kalırlar ve homofobiyi  içselleştirirler. Bilinçdışı olarak eşcinsel ilişkilerin yanlış olduğunu,  eşcinsel çiftler arasında derin bir sevginin veya aşkın olamayacağını,  eşcinsellerin hayatlarının mutsuzluğa, yalnızlığa, dışlanmaya, aşağılanmaya ve  yoksunluğa mahkûm olduğunu öğrenirler. Bu nedenlerden dolayı da eşcinsel kişiler  içten içe kendilerine sevgiyi yasaklarlar, beraber yaşama tercihinden  kaçınırlar, eşcinsel aşkları meşru kabul etmezler, yokmuş gibi davranırlar ya da  aşkı sadece cinsel birleşmeye indirgerler. Ancak gerçek eşcinseller için aşk  ilişkileri ve sevgi bağının kurulması içselleştirilmiş homofobinin aşılmasında  ve cinsel kimliğin netleşmesinde çok önemli bir yer tutar. Çünkü gerçek  eşcinseller için aşk ve sevgi bağı; tek eşliliği, beraber yaşamayı, özgüveni,  huzuru ve mutluluğu getirebilir.</p>
<p><strong>—Terk edilme korkusu. </strong>Bazı eşcinseller  partnerlerinin kendi bağımsızlıklarını, bireysel var oluşlarını veya kısa  dönemler için bile olsa ayrılma ihtiyaçlarını, terk edilme korkuları yüzünden,  hatalı bir şekilde aşk ve sevgi eksikliği olarak yorumlama eğiliminde olurlar.  Bunun ardında terk edilme korkuları kadar içselleştirilmiş homofobiye bağlı  kişinin kendine karşı <strong>nefret ve utanç  duyguları beslemesi </strong>de yatabilir.<strong> Suçluluk duygusu, kendinden utanma ve nefret etme</strong> ilişkilerde güven  oluşumunu imkânsız kılabilir ve kişi kendi partnerine bilinçdışı olarak içindeki  nefreti yansıtabilir. Bu durumda<strong> </strong>eşcinsel arkadaşlarımız<strong> </strong>sağlıklı  ve uzun süreli bir duygusal ilişki kurma şanslarını da zora sokarlar veya  partnerlerinden sevgi dilenirler, aşırı derecede ilgi talep ederler ve  partnerlerini bunaltabilirler. Çünkü hiçbir partner uzun vadeli olarak böylesine  ağır bir duygusal yükümlülüğü kaldıramaz, boğulur ve kaçar. Dolayısıyla  partnerin kaçma emareleri göstermesi ilişkide <strong>şüphecilik,</strong> <strong>kıskançlık, saplantı, öfke patlamaları ve  güven eksikliği</strong> şeklinde yansımalarını bulur.</p>
<p><strong> —Umutsuzluk. </strong>İçselleştirilmiş  homofobisi olan eşcinseller gizliliğe ya da doğrudan doğruya toplumsal  izolasyona meyillidirler, gelecekle ilgi güzel hayalleri yoktur, günübirlik  ilişkiler yaşama eğilimindedirler, çeşitli bahanelerle ilişkiyi bitirme  taraftarıdırlar, eşcinsel ilişkilerin geçici ve kırılgan olduğunu ve kolayca  bittiğini iddia ederler ama en önemlisi eşcinsel sevgi oluşumunu  sınırlandırdıkları için gelecek için umutsuzdurlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobinin-yansimalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçselleştirilmiş Homofobi</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 14:53:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[günahkarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Heteroseksüalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[iç daralması]]></category>
		<category><![CDATA[iç sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[İçselleştirilmiş Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[intiha]]></category>
		<category><![CDATA[kabullenememe]]></category>
		<category><![CDATA[kendiyle barışmama]]></category>
		<category><![CDATA[öfkelenme]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk hissetme]]></category>
		<category><![CDATA[utanç duyma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinselliğin toplum tarafından algılanışı, gerçek eşcinsellerin kendi kimliklerini kabul edebilmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Heteroseksüalizm, eşcinselliği ve heteroseksüel olmayan her türlü davranış, yönelim, kimlik ve ilişkiyi reddeden, kötü gören ve damgalayan bir sistemdir. Homofobi; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği, eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşcinselliğin  toplum tarafından algılanışı, gerçek eşcinsellerin kendi kimliklerini kabul  edebilmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. <strong>Heteroseksüalizm</strong>, eşcinselliği ve  heteroseksüel olmayan her türlü davranış, yönelim, kimlik ve ilişkiyi reddeden,  kötü gören ve damgalayan bir sistemdir. <strong>Homofobi</strong>; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık  dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız  yargıların beraberinde  getirdiği, <strong>eşcinsellere  şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış  ve tutumlar</strong><strong> </strong>olarak  tanımlanabilir. Yani <strong>referans  noktası eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin  savunulması</strong>dır.  Eşcinsel bir kişinin ruhsal ve bedensel gelişimi sırasında toplumun  eşcinsellik hakkındaki olumsuz bakış açısını içe alması ve benliğini bu inanç ve  duygularla değersizleştirmesi sonucunda <strong>içselleştirilmiş homofobi</strong> adını  verdiğimiz bir durum meydana gelebilir. İçselleştirilmiş homofobi bazı kişilerde  <strong>yoğun bunaltı, iç sıkıntısı, iç  daralması, depresyon</strong>, <strong>suçluluk hissetme, günahkarlık, utanç  duyma, inkar etme, öfkelenme, kendini kabullenememe, AİDS’e bağlı damgalama  korkusu, kendiyle barışmama</strong> ve hatta <strong>intihar</strong>a bile yol açabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/icsellestirilmis-homofobi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Homofobi &#8211; Can Dündar (Köşe Yazısı)</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/homofobi-can-dundar-kose-yazisi/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/homofobi-can-dundar-kose-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 09:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dündar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eşcinselliğin suç olduğunu biliyor muydunuz? İngiliz sömürge döneminden kalan 80 yıllık ceza yasası, eşcinselliği suç kapsamına alıyor.  Fasıl 154 Ceza Kanunu’nun 171 (a) maddesi “suçu” şu başlıkla tanımlıyor: “Tabiat Kurallarına Aykırı Cinsi Münasebette Bulunmak&#8230;”  Cezası ne kadar?  3 yıl&#8230;  Yasada bu eylemin iki tarafın rızasıyla ve özel mekânlarda yapılmış olsa da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-112 alignleft" style="margin: 5px; float:left" title="can_dundar" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2009/05/b-304208-can_dundar.jpg" alt="can_dundar" width="205" height="150" />Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eşcinselliğin suç olduğunu biliyor muydunuz?<br />
İngiliz sömürge döneminden kalan 80 yıllık ceza yasası, eşcinselliği suç kapsamına alıyor. </p>
<p>Fasıl 154 Ceza Kanunu’nun 171 (a) maddesi “suçu” şu başlıkla tanımlıyor:<br />
“Tabiat Kurallarına Aykırı Cinsi Münasebette Bulunmak&#8230;” <br />
Cezası ne kadar? <br />
3 yıl&#8230; <br />
Yasada bu eylemin iki tarafın rızasıyla ve özel mekânlarda yapılmış olsa da suç kapsamında olduğu belirtiliyor.<br />
Konuyu “Not Yet! (Henüz Değil!)” başlıklı bir belgeselle gündeme taşıyan Esra Yummak, Kıbrıs’taki eşcinsellerin hukuki, psikolojik, toplumsal durumlarını belgelerken sokaktaki adama da fikrini sormuş. Bir ikiyüzlülüğe dikkat çekiyor:<br />
“Çoğu insan ‘eşcinsellik’ kelimesine bile tahammül edemiyor ama burada herkesin bildiği eşcinsel barları dolup taşıyor.”<br />
Güney Kıbrıs’ta da bir süre öncesine kadar aynı Ceza Yasası yürürlükteymiş. Ama bir eşcinselin açtığı davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haklı bulunması ve Avrupa Konseyi’nin ültimatomu ile eşcinselliği suç sayan ceza yasası maddeleri kaldırılmış.<br />
Şimdi Kuzey’de de benzer bir mücadeleyi Homofobiye Karşı İnisiyatif Derneği yürütüyor.</p>
<p>* * *</p>
<p>Yarın, Homofobiye Karşı İnisiyatif Günü&#8230;<br />
İnsanlık birçok önyargısını, korkusunu, nefretini aştı; ama bu en eski ve en köklü önyargısında hâlâ direniyor.<br />
Ceza yasaları, okul kitapları ayrımcılık kokuyor.<br />
“Farklı” cinsel tercih, sınıflarda, karakollarda, kışlalarda, mahkemelerde, ekranlarda aşağılanıp hırpalanıyor.<br />
Gazetelerin sağlık sayfalarında eşcinselliğe hâlâ tedavi isteyen bir hastalık muamelesi yapıyor.<br />
Ali Bulaç gibi bir entelektüel “Irak ve Afganistan’da sivil halkı katledenlerin önemli kısmının eşcinsel olduğu” tezini ortaya atabiliyor.<br />
Merkez Hakem Kurulu, eşcinsel raporuyla askerlikten muaf tutulan hakemi “Görev yapamaz” raporuyla kızağa çekebiliyor; haberi sızdırıp teşhir edebiliyor<br />
Askerlik şubeleri, eşcinsellerden, “durum”larını “ilişki halinde” çekilmiş fotoğraflarla kanıtlamalarını istiyor; ülkenin en pornografik arşivi askeri bürokrasinin kasalarında birikiyor; ama bu tuhaf uygulamadan vazgeçilmiyor.</p>
<p>* * *</p>
<p>Öte yandan da Esra Ummak’ın da belirttiği gibi bir ikiyüzlülük alttan alta yürüyor.<br />
Toplum, eşcinselliğiyle ünlü şarkıcıları baş tacı ediyor; eşcinsel sanatçıların sahne aldığı barları doldurmaktan, şarkılarını dinlemekten, romanlarını okumaktan, kostümlerini giymekten, filmlerini izlemekten keyif alıyor. <br />
İnternette eşcinsel siteler büyük ilgi görüyor; gece kaldırımlarında da tercih değişmiyor.<br />
Bu gizli dürtü, stadyumlarda hakemlere en yüksek perdeden küfrederek bastırılıyor; ya da eşcinseller her vesileyle aşağılanarak&#8230; hatta katliamcılıkla suçlanarak&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Ama işler de ağır ağır değişiyor.<br />
Mesela basın, uzun yıllar homofobinin bayrağı olarak işlev görmüşken, Milliyet’in son birkaç günde gösterdiği ilkeli ve cesur tavır, bu son ve en köklü ayrımcılığın da insanlık tarihinin çöp sepetini boylamak üzere olduğunu kanıtlıyor.<br />
“Henüz değil” mi sanıyorsunuz?<br />
Yanılıyorsunuz.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;Date=17.05.2009&amp;ArticleID=1095387&amp;AuthorID=75&amp;b=Homofobi&amp;a=Can%20Dündar&amp;ver=33" target="_blank">Milliyet.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/homofobi-can-dundar-kose-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Homofobiye Karşıyız</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/homofobiye-karsiyiz/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/homofobiye-karsiyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 12:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Kuralları belli belirsiz, sağı solu belli olmayan ama tüm cezaları kanlı olan bir oyundur hayat. Şans var mıdır? İnsanın yüzüne güler mi, gülmez mi? Bilmiyorum ama hayatın kıyak geçtiği birilerinin olduğu bir aşığın gözyaşları kadar gerçektir. Kimileri ne yaparsa yapsın avuçlarında bal tadında bir mutlulukla yaşarlarken, bahtsız bedevi kıvamındakilerde hayatın neresinden tutarlarsa tutsunlar, iki ucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuralları belli belirsiz, sağı solu belli olmayan ama tüm cezaları kanlı olan bir oyundur hayat. Şans var mıdır? İnsanın yüzüne güler mi, gülmez mi? Bilmiyorum ama hayatın kıyak geçtiği birilerinin olduğu bir aşığın gözyaşları kadar gerçektir. Kimileri ne yaparsa yapsın avuçlarında bal tadında bir mutlulukla yaşarlarken, bahtsız bedevi kıvamındakilerde hayatın neresinden tutarlarsa tutsunlar, iki ucu boklu sopa ellerinden asla düşmek bilmez. Yine hayatın acımasız bir oyunudur ki avuçlarında bir tutam bal lezzetinde hayatı yaşayanlar koca bir gurup azınlıktır aslında, hem de kocaman. Yalnızca mutlu olduklarına aldananlar oluşturur bu koca gurubun kuru kalabalığını. Hayat onları mutlu olduklarına inandırmıştır, katletmiştir tüm ince yanlarını canice.</p>
<p>Bir elma şekerinin peşinden ağlayamıyor, tüm ayrılıkları kolayca kabullenebiliyorsak nasırlaşmış bir yüreğimiz var demektir bunun adı büyümek, olgunlaşmak olamaz. Yada büyümenin, olgunlaşmanın tanımı duygularımızdan benliğimizden arınmak olmalıdır. Hayat insanoğluna yüz yıllar önce öyle bir çelme taktı ki, ne bu çelmeden kurtula bilen nede doğrulan oldu. Bu çelmenin adı ise ahlaki değerleri bir türlü saygıyla buluşturamayan “ahlak” oldu. Ama bu ahlakın içerisine asla dürüstlük ve saygı dahil olmadı, olamadı. Çocuklara tecavüz edenlere saldıranlar, çocuk pornolarıyla orgazm olurken, delikanlılıktan bahsedenler üç kuruş için kadıları sokaklarda sürüklediler. İzbe parklarda faili meçhul yatan eşcinsel cesedin katili her zaman bir maganda idi. Her magandanın da bastırılmış bir eşcinsel olduğunu düşünürsek ahlakın içerisinde saygı ve dürüstlükten zerre kadar eser olmadığını bir şamar kıvamında anlarız. Hadi magandalığı biraz daha deşelim. Bir maganda neden eşcinseldir? Güçle şiddetle erkekliğini ispatlamaya çalıştığı için. Neden erkekliğini ispatlama gereksimi duyar? Kendisinin de emin olmadı ve korktuğu bir iç dünyası olduğu için. Peki bir maganda bir eşcinseli neden öldürür? Çünkü deliler gibi korktuğu iç dünyasındaki hayatın ta kendisi, karşısında duran narin ve güçsüz erkek bedeninde alenen sergilendiği için.</p>
<p>Bu kısır döngünün sebebi ahlaktan başka hiç bir şey değildir. Eşcinseli eşcinsel yapan, magandayı maganda yapan ahlaki baskının ta kendisidir aslında. Ahlaksa hayatın insanoğluna attığı en büyük kazıktır. Ahlak aslında ahlaksızlığın ta kendisidir. Hayatı tekrar tasvir edebilirsek eğer, hayat bu yazı gibi sonu başı belli belirsiz bir ahlak abidesidir.</p>
<p>Mr. SHOT</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/homofobiye-karsiyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Homofobi ve Heterofobi</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/homofobi-ve-heterofobi/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/homofobi-ve-heterofobi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 12:55:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Biseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[CİSED]]></category>
		<category><![CDATA[COMING OUT]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel lobi]]></category>
		<category><![CDATA[Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[Heterofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTT]]></category>
		<category><![CDATA[Transeksüel]]></category>
		<category><![CDATA[Travesti]]></category>
		<category><![CDATA[Weinber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[HOMOFOBİ VE HETEROFOBİ Bilgi, doğru bilgi, güçtür. Homofobi terimini ilk ortaya atan Weinberg’dir. Fobi; bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi halidir, mantık dışı bir korkudur. Homofobi, son yıllarda eşcinsel lobinin faaliyetleri sonucunda eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başladı. Hatta Morin (1977) homofobinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>HOMOFOBİ VE  HETEROFOBİ</span></strong></p>
<p><strong><span>Bilgi, doğru bilgi,  güçtür</span></strong><span>.  <strong>Homofobi</strong> terimini ilk ortaya atan <strong>Weinberg</strong>’dir. <strong>Fobi</strong>; bir  şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi  halidir, mantık dışı bir korkudur. <strong>Homofobi</strong>, son yıllarda eşcinsel  lobinin faaliyetleri sonucunda eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi  açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başladı. Hatta Morin  (1977) homofobinin tanımını, heteroseksüelliği, homoseksüelli­ğe göre daha üstün  veya daha doğal olarak değer atfeden her türlü inanç sistemi olarak genişletti.  Bu durumda ebeveynlere, büyüdüğünde çocuklarının eşcinsel olmasını isteyip  istemediklerini sorulduğunda, nere­deyse tamamına yakınının homofobik olduğu  ortaya çıkacaktır. <span>Eşcinsellik, dini, ahlaki ve  politik nedenlerle toplumlarda genellikle negatif karşılanmış ve bu tavır bazen  homofobi olarak da adlandırılmıştır. Bu görüşe göre, <strong>tüm insanlar  eşcinselleri sevmek, onaylamak, destek olmak ve hatta rahatsız olmamak  durumunda</strong>dır, herhangi bir şekilde rahatsızlık duyulduğunda,  “<strong>eşcinsellerden rahatsızlık duyan da gizli eşcinseldir</strong>” etiketi  yapıştırılacaktır. Bu nedenle </span><strong>teknik bir terim olan homofobinin artık  daraltılma zamanı gelmiştir. </strong><span>Çünkü geniş bir homofobi tanımı  eşcinsellere üstü kapalı da olsa büyük zararlar vermektedir. </span></span></p>
<p><strong><span>Bakış açısı  homofobinin tanımını ve içeriğini belirlemektedir</span></strong><span>. Eşcinselliği bir  hastalık olarak görme durumunda homofbinin tanımı ayrı yapılabilirken,  eşcinselliği bir cinsel tercih olarak doğal ve normal bir durum olarak görme  durumunda tanımı ayrı yapılacaktır. Bu durumda bir <strong>referans noktası</strong>na  ihtiyaç vardır. Bu nedenle <strong>CİSED</strong></span><span> hofobiyi; e<span>şcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret  ve aşağılama şeklindeki </span><span>haksız yargıların</span><strong> </strong><span>beraberinde getirdiği, <strong>eşcinsellere şiddet uygulanmasını  savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış ve tutumlar </strong><span>olarak tanımlamaktadır.</span><strong> </strong>Yani <strong>referans noktası  eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin savunulması</strong>dır. Bu  referans noktasından sapıldığında, <span>e</span></span>şcinselliğin doğaya  aykırı olduğunu savunma veya eşcinselliği bir yaşam şekli değil de cinsel  ilişkiler toplamı olarak görme çok yanlış bir şekilde homofobi olarak  değerlendirilebilir. Bu durumda <strong>eşcinsellik <span>eleştirilemeyen veya  tartışılamayan bir tabu haline gelmektedir</span></strong><span>. Bilindiği üzere,  tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır. Ülkemizde <strong>cinsellik</strong> hala  bir tabudur, binlerce insan bu nedenle cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır;  <strong>din</strong> bir tabudur, bu nedenle gerçek dinin sevgi, hoşgörü ve kardeşlik  olduğunun üstü kapatılmaktadır; <strong>laiklik</strong> bir tabudur, bu nedenle dinsizlik  olarak algılanmaktadır. Eşcinselliğin de bir tabu haline getirilmemesi gerekir.  <strong>Geniş homofobi tanımı eşcinselliği tabulaştırmaktadır. </strong></span>Oysa modern  dünyada her konu, her düşünce eleştirilebilmelidir, insan zihnine ambargo  konulmamalıdır. Bu yapılmadığında “<strong>eşcinsellik hastalık değildir, fakat  homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır</strong>” şeklindeki yaklaşımlar da  <strong>heterofobi</strong> olarak değerlendirilecektir. <strong>Heterofobi</strong>; LGBTT’lere  (<strong>L</strong>ezbiyen, <strong>G</strong>ay, <strong>B</strong>iseksüel, <strong>T</strong>ravesti ve <strong>T</strong>ranseksüel) eşit  haklar tanınması amacıyla yapılan çalışmaların heteroseksüellere yönelik bir  ayrımcılık faaliyeti olduğu anlamına gelir. LGBTT tartışmalarında heterofobi,  homofobinin tersi olarak da kullanılmaktadır. <strong>Eşcinsellere karşı ön yargıları  olanlar da, eşcinsel lobi de, kendi korkularını (fobilerini) kabullenmeli,  tartışmalı ve bilgilenerek bu korkularını yenmelidir. </strong></span></p>
<p><span>“Daraltılmış homofobi tanımı ve  eşcinselliğin eleştirilmesi veya bir hastalık olarak değerlendirilmesi,  eşcinsellere yönelik saldırı ve şiddet eylemlerini arttırır” mantığı da çok  yanlıştır. Çünkü her zaman <strong>düşünce ve bilim özgür olmalıdır</strong>. Atom üzerine  çalışmalar yapan bilim adamları Japonya’da binlerce insanın ölmesini  istememişlerdir, sosyalizmin düşünce babası <strong>Karl Marx, </strong>yine binlerce  insanın öldüğü soğuk savaşı istemiştir. Görüldüğü gibi her düşünce veya bilimsel  gelişme insanlık için iyi yönde de kullanılabilir, kötü yönde de kullanılabilir.  Önemli olan niyettir. Niyeti kötü ve az gelişmiş insanlar her devirde vardı,  olacaklardır da, onlardan korkarak bilim, teknoloji, özgür düşünce ve  tartışmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span>Homofobinin nedenleri  <strong>toplumsal</strong>, <strong>dini, ideolojik </strong>ya da<strong> psikolojik</strong> olabilir.  Eşcinsel<span> ilişki birçok dinde veya mezhepte  lanetlenmiş, dini metinlerde eşcinselliğin kabul gördüğü toplumların Tanrı  tarafından cezalandırıldığı öne sürülmüştür. Bu nedenle çocukluktan itibaren  kendini katı dini ve ahlaki öğretinin içinde bulan bir kişi, okudukları ve  duyduklarının ışığında küçük yaşta homofobik yaklaşımlar içerisine girebilir.  Ayrıca kendisinin eşcinsel olduğundan şüphelenen ve bu durumdan endişelenen bir  kişi bu korkusunu homofobi olarak dışa vurabilir. Yani gerçekte aşırı homofobik  kişiler Freud’a göre gizli eşcinsellerdir. </span></span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><strong><span>COMING OUT  NEDİR?</span></strong></p>
<p><span>Gerçek eşcinsellik  terminolojisinde kullanılan coming out terimi; Türkçe’de <strong>kendini bulma</strong>,  <strong>açılma, kendini ifşa etmek</strong> veya<strong> eşcin­sel olduğunu açıklamak</strong> olarak kullanılır. </span></p>
<p><strong><span>Dolap</span></strong><span>, eşcinsel kimliğin  sak­lanmasının metaforudur. <strong>Dolaptan çıkma</strong> ise eşcinsel kimliğini  açıklamak anlamına gelir. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/homofobi-ve-heterofobi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B-Gizli Eşcinsellik</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/b-gizli-escinsellik/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/b-gizli-escinsellik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 14:16:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinselliğin Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[abartılı playboy]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı çapkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı erkeklik çabaları]]></category>
		<category><![CDATA[biseksüe]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel olmak korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[gizli eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[maçoluk]]></category>
		<category><![CDATA[oğlancı]]></category>
		<category><![CDATA[oğlancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Toplumda genellikle göz ardı edilen gizli (latent) eşcinsellik; dinamik bir kavramdır ve kişi, benliği tehdit eden ve benlik tarafından kabul edilemez olan eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu dürtülerin hem bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşımaları, hem de benliğe yabancı olmalarından dolayı; kişi bir yanda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler; öbür yanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><span>Toplumda  genellikle göz ardı edilen g<span>izli (latent)  eşcinsellik; dinamik bir kavramdır ve kişi, benliği tehdit eden ve benlik  tarafından kabul edilemez olan <strong><span>eşcinsel  dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir</span></strong>. Bu dürtülerin hem  bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşımaları, hem de benliğe yabancı olmalarından  dolayı; kişi bir yanda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler;  öbür yanda benliğin bunları bilinçten uzak tutma ve bu dürtülerle savaşma  gereksinimi arasında kalır. Bu çatışma içinde kalan kişi bilinçdışı olarak,  <strong><span>homofobi</span></strong>, <strong><span>aşırı erkeklik çabaları, aşırı çapkınlık, oğlancılık, </span></strong></span><strong>her fırsatta erkekliğini ön plana çıkarmak,</strong> <strong><span>maçoluk, aşırı  eşcinsellik düşmanlığı </span></strong><span>gibi değişik  savunma düzenekleri ile kendi sistemini dengede tutmaya çalışabilir. Burada  amaç; bilinçdışı olarak, başkalarının kendisini eşcinselmiş gibi görecekleri  korkusunu yenmek ve <strong>aşırı erkeksi davranışlarla eşcinsel olmadığını dış  dünyaya kanıtlamaktır</strong>. </span>Hatta aşırı erkeklik duygusuyla garip  davranışlar içerisinde bulunan ve halk arasında <strong>maganda</strong> olarak nitelenen  kişilerde de gizli eşcinsellik olabilir. Aşırı erkeklik gösterisi kadar,  hastalık derecesinde kıskançlık hezeyanına kapılmakta bilinçdışına itilen gizli  kalmış eşcinselliğinin sonucu olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Gizli  eşcinsellik çeşitli şekillerde kendisini gösterebilir. <strong>G<strong><span>izli eşcinselliğin 5 tipi  vardır</span></strong></strong><span>:</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>1-Homofobik tutumlarla </span></strong><span>kendini gösteren gizli  eşcinselik,<strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>2-Eşcinsel olmak  korkusu veya takıntısıyla </span></strong><span>kendini gösteren gizli  eşcinsellik,<strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>3-Maçoluk veya aşırı  erkeksi tavırlarla </span></strong><span>kendini gösteren gizli  eşcinsellik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>4-Aşırı çapkınlık  yapma</span></strong><span> eylemleriyle kendini gösteren (<strong>abartılı  playboy olma</strong>) gizli eşcinsellik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>5-Heteroseksüel  olduğunu düşünme şeklinde </span></strong><span>kendini  gösteren gizli eşcinsellik.</span><strong><span> </span></strong><span>Yani</span><strong><span> eşcinsel partnerle cinsel  yakınlaşma eylemlerinde bulunma</span></strong><span> <strong>şeklinde</strong> kendini gösteren  gizli eşcinselliktir. Eşcinsellerle birlikte olan ama kendinin hala  Heteroseksüel olduğunu düşünenler için kullanılan teknik bir terimdir.  Hemcinsiyle cinsel ilişki kuran <strong>aktif  eşcinsel</strong> olarak da tanımlanabilir. Halk arasında “<strong>oğlancı</strong>” da denir. Psikolojik olarak,  bilinçdışı eşcinsel dürtülerinin aşikâr hale gelmemesi için kişinin, gücünü ve  iktidarını zayıf ve karşılık veremeyecek durumdaki bir hemcinsi üzerinde ispat  etmesi olarak tarif edilebilir. Aynı zamanda bu kişiler <strong>biseksüel </strong>olduklarının da farkında  değildirler. Ancak <strong>hemcinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif  olsun eşcinseldir</strong>. Karşı cinsle ilişkiye girerken hemcinsiyle de ilişki  yaşayanlar ise <strong>biseksüel</strong>dir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Oğlancı</span></strong><span>; Osmanlıdan kalan çok eski ve  yanlış bir geleneği uygulamaya devam eden kişidir. Eskiden sarayda köle olarak  alınan genç oğlanlar makbul ve değerli bir hediye olarak sayılmaktaydı.  Padişaha, paşalara hediye vermek isteyenler hediyelerinde oğlan vermeyi de ihmal  etmiyorlardı. Oğlancılık öyle boyutlara ulaşmıştı ki, bir rivayete göre, Osmanlı  paşası padişahın özel oğlanına dahi göz koyabilmekte, onun için şiirler  yazabilmekteydi. Oğlancılık; günümüzde de cezaevlerinden başlayarak toplumumuzun  çeşitli kesimlerinde hala varlığını sürdüren <strong>gizli eşcinsellik türü</strong>dür. <strong><span></span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/b-gizli-escinsellik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efemine olmak eşcinsellik değildir.</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/efemine-olmak-escinsellik-degildir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/efemine-olmak-escinsellik-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 10:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[adınsı giyinip konuşan]]></category>
		<category><![CDATA[Biseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[CD]]></category>
		<category><![CDATA[crossdresser]]></category>
		<category><![CDATA[Efemine]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[genç erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[Homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[kırıtarak yürüyen]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[Transseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[transseksüellik]]></category>
		<category><![CDATA[Travesti]]></category>
		<category><![CDATA[travestiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinsellik kavramı birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabilir. Türkiye&#8217;de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan, dar blucinli genç erkekler geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: “Travesti ve eşcinselin farkı nedir?” vb. Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı kavramlardır. Eşcinsel; kendi cinsine ilgi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Eşcinsellik  kavramı birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabilir. Türkiye&#8217;de  eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına<strong><span> ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip  konuşan, dar blucinli genç erkekler </span></strong>geliyor. Tabi bu durum bir  kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: “<strong><span>Travesti ve eşcinselin farkı nedir?” </span></strong>vb. </span></p>
<p><span><strong>Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı  kavramlardır. </strong></span></p>
<p><span><strong>Eşcinsel</strong>; kendi cinsine ilgi duyan kişidir. </span></p>
<p><span><strong>Lezbiyen</strong>;  kendi cinsine ilgi duyan ve eyleme vuran (kendi cinsiyle ilişkiye  giren) kadındır. </span></p>
<p><span><strong>Gay </strong>ise; kendi cinsine ilgi duyan ve eyleme vuran (kendi  cinsiyle ilişkiye giren) erkektir. </span></p>
<p><span><strong><span>Biseksüel</span></strong>; her iki cinse de ilgi  duyan kişidir. </span></p>
<p><span><strong>Heteroseksüel</strong>; karşı cinse ilgi duyan kişidir. </span></p>
<p><span> <strong>Travesti</strong>; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve karşı cinsin  giysilerini giymekten hoşlanan kişidir. </span></p>
<p><span><strong><span>CD</span></strong>; karşıt cins kıyafeti giyen  anlamına gelebilecek &#8220;<strong>crossdresser</strong>&#8221;  demektir. Daha çok, ender olarak eşcinsel eğilim taşıyan, çoğunlukla  heteroseksüel bir cinsel yaşamı olan ve <strong><span>transvestizmi gizli olarak yaşayan transvestitler </span></strong>için kullanılan bir terimdir. Ayrıca CD denilince, <strong><span>kadın kıyafeti giyen erkek </span></strong>akla  gelir, kadınların erkek kıyafeti giymesi bu tanıma sokulmaz. </span></p>
<p><span><strong>Transseksüel</strong> ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek isteyen ya  da geçmiş kişidir.</span></p>
<p><span> <strong>Homofobi</strong>; eşcinsellere yönelik kaygı, korkuya da  nefret olarak tanımlanabilir. </span></p>
<p><span><strong><span>Efemine</span></strong> ise; Türkçede <strong><span>kadınsı</span></strong> anlamındaki kullanılan bir  sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için kullanılır. Yani  efemine olmak eşcinsellik değildir.<strong></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/efemine-olmak-escinsellik-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

