<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eşcinsellik</title>
	<atom:link href="http://www.escinsellik.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.escinsellik.net</link>
	<description>İstersen Değişimi Başarabilirsin!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Dec 2011 13:06:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Hasta Kime Denir?</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/hasta-kime-denir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/hasta-kime-denir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Hasta kime denir? Tüm eşcinseller hasta değildir. Çünkü kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla ruh ve beden sağlığının bozulması durumuna hastalık denir. Ya da hastalık, beden veya zihinde meydana gelen, rahatsızlık, dert ve görev bozukluğuna yol açan belirli bir anormal duruma verilen isimdir. Bazen terim yaralanma, sakatlık, sendrom, semptom [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Hasta kime denir?</strong></div>
<div>Tüm eşcinseller hasta değildir. Çünkü kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla ruh ve beden sağlığının bozulması durumuna <strong>hastalık</strong> denir. Ya da hastalık, beden veya zihinde meydana gelen, rahatsızlık, dert ve görev bozukluğuna yol açan belirli bir anormal duruma verilen isimdir. Bazen terim yaralanma, sakatlık, sendrom, semptom ve normal yapı ve fonksiyonun anormal çeşitlerini kapsayacak biçimde geniş bir anlamda da kullanılır. Rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza kelimeleri de hastalığın diğer adlarıdır. Hekime başvuran ya da hekim gözetiminde olan kimse anlamında kullanılan <strong>hasta</strong> sözcüğü ise atalarımız tarafından dilimize sokulan ve farsça anlamı bıçakla <strong>yaralanmış adam </strong>olan sözcüktür. Türkçe karşılığı ise sayrı’dır. Sağlığı bozuk, marazlı anlamlarında ilk kez 14. yüzyılda Türkçede rastlanmaktadır. Kişinin bedeni ve ruhundan birinin rahat olmaması kadar geniş bir anlamda kullanılmakta olan hasta sıfatı, çok görece anlamları karşılayabilmesi ile geniş spektrumlu insani sıfatlardan biri olma özelliğini de taşımaktadır. Dengesiz, ruhsal dengesi bozuk, yaşadıklarından huzursuzluk duyan ve değişim için bir hekime başvuran kişiye hasta denir. Yani eşcinsel yönelimlerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden ve tedavi arayışında olan kişilere “<strong>hasta</strong>” denilebilir ve isterlerse bu kişiler tedavi edilebilir.</div>
<div>Eşcinsellikte tek bir yapı değildir, çeşitli alt tipleri vardır ve eşcinselliğin bazı alt tiplerine girenler tedavi arayışındadır ve isterlerse tedavi edilebilirler. Bu bağlamda, kendi özgür seçimi ile eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkânı sağlamamak, “bu tedavi edilebilen bir hastalık değildir” demek, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve ahlaki olmayan bir tutumdur.</div>
<div><span id="more-364"></span>Eşcinsel yönelim birçok farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir. Egosintonik dediğimiz kendisiyle ve benliğiyle uyumlu gerçek eşcinsellik tipine giren bir kişi, eşcinsel kimliğinden memnundur, kendisini böyle kabul etmiştir ve duygu, düşünce ve eylemlerinden rahatsızlık duymaz. Bu kişiler zaten cinsel kimliklerinde bir sorun olmadığı için değişim ve onarımı içeren bir tedavi arayışında da olmazlar. Kimse de onları tedavi olmaya zorlayamaz. Çünkü gerçek eşcinsellik tüm dünyada bir hastalık olarak kabul edilmemektedir. “Ben hasta değilim, eşcinsel bir yaşamı sürmekten mutluyum, keyifliyim” diyen bir insana “hasta” demek çok ama yanlıştır, bu kişilere “hasta” diyenler kendilerinin hasta olabileceği gerçeğiyle yüzleşmek zorundadırlar. Kendini eşcinsel olarak kabullenemeyen ya da kabullenmekte zorluk çeken yalancı, geçici ya da eyleme vurmayan eşcinseller de vardır ve bu kişiler tedavi arayışı içersindedirler ve tedavileri mümkündür ancak terapistlerin kimseye zorla, istemediği halde “sen tedavi olmalısın” deme gibi bir hakkı da olamaz. Ama kişi isterse kendine “hasta” sıfatını yakıştırabilir ve tedavi talep edebilir.</div>
<div>“Tedavi” diye kastedilen eşcinsel istek ve arzuların geçmesi değil; bu istek ve arzuyu yaratan bilinçdışı çatışmaların çözümlenmesi, huzurlu ve mutlu bir hayatın oluşması, ikili yakın ilişkilerin düzenlenmesi ve sağlıklı bir cinselliğin yaşanmasıdır. Yani <strong>arka planda yatan bataklığın kurutulması gerçek tedavidir</strong>. Bataklık tedavi edildiğinde cinsel yönelimde zamanla değişecektir. Bütün mesele, kişinin şikate ettiği belirtileri ortadan kaldırmak değil, bu belirtileri yaratan etmenleri ortadan kaldırmaktır. Çünkü sadece belirtileri ortadan kaldırmaya çalıştığımıza başarısızlık genellikle beklenen bir durumdur. Bataklıktan kurtulmak için o yüzden deriz ki; “<strong>şikâyet ettiğiniz belirtiler birer sivrisinektir, bunları öldürebiliriz ama yenisi gelecektir, değişik sinek türleri de vardır</strong>.” Bunun üzerine “<strong>o zaman gelin birlikte bu bataklığı bulalım, bu bataklığa isim koyalım, bataklığı kurutalım, şimdi bu bataklığı besleyen nehirler var, içimizde akan nehirler, etrafımızda günlük yaşantımızın doldurduğu nehirler var, bu nehirleri kurutalım, ardından bu bataklık kuruyacaktır, kuruduktan sonra burada istediğimiz çiçeği yetiştiririz.</strong>” deriz. Çünkü <strong>eşcinsellik kader değildir.</strong></div>
<div>Eşcinsellik bazen <strong>Margaret S. Mahler</strong>’in <strong>ayrılma-bireyleşme süreci </strong>olarak adlandırdığı dönemdeki başarısızlığa bağlı olabilir. Bu başarısızlık çocuktaki b<strong>ireyleşme, bağımsızlaşma ve kendini gerçekleştirme eğilimlerinin anne tarafından desteklenmemesi, duygusal terkle cezalandırılması, dolayısıyla da çocuğun gerçek bir kendilik geliştirmesinin ketlenmesi süreci</strong>ni ifade edebilir. Bu yüzden cinsel terapist hastada gelişmeden kalmış bu süreci tekrar canlandırmak, kişiye özgü yaratıcı ve benzersiz çözümler bulmak zorundadır. Yani cinsel terapist hastanın bireyleşmesini destekleyen gerçek bir kişi olurken; patolojik ego’sunun yıkıcılığıyla da hastasını yüzleştirmesi gerekebilir. Ama her şeyden önce hasta terk duygularıyla mücadele etmek için baş vurduğu savunma mekanizmalarının kendisine acı verdiğini, onun için yıkıcı olduğunu bir şekilde fark etmiş ve tedaviye ihtiyacı olduğunu anlamış olmalıdır.</div>
<div>Hastalar tedaviye akut veya kronik güçlüklerle başvurabilirler. Akut sorunlar genellikle güncel bir ayrılıkla ilgilidir ve bu dönemde kişi şiddetli bir terk depresyonu içindedir. <strong>Terk depresyonu </strong>yaşayan bir kişide; <strong>Masterson’ın mahşerin 6 atlısı </strong>olarak adlandırdığı; <strong>öfke, depresyon, korku, panik, suçluluk, edilgenlik, çaresizlik, boşluk ve yokluk </strong>gibi duygular yaşanabilir. Kronik güçlükleri olan vakalar ise 20’li yaşların sonundan 40’lı yaşlara kadar değişen bir grupta yer alırlar ve çalışma yaşamı, partner ilişkisi ve cinsel yaşamda kronik tatminsizlik ve çatışmalar ön plandadır. Şiddetli terk duygularıyla yapışma türünde veya mesafe koymayla yutulma türünde savunmalar geliştirebilirler. İşte bu savunmalarla baş etmek için hastanın desteklenmesi gerekir. Cinsel terapist, terapinin her anında kendi kendine şu soruları sormalıdır:</div>
<div><strong>1-Kendine özgü bir hikayesi ve şu anda kendine özgü zihinsel uğraşları olan, bu kendine özgü hastanın, bu kendine özgü zamanda, bana bu kendine özgü şeyleri söylemesinin ya da yapmasının anlamı nedir?</strong></div>
<div><strong>2-Böyle davranmasının bilinçli veya bilinçdışı amaçları nedir?</strong></div>
<div><strong>3-Bunların ardındaki duygu yüklü fantezileri veya korkuları nelerdir?</strong></div>
<div>Kohut’a göre daha çok nevrozlarda görülen yatay yarılma (horizonta split); bastırma savunması ile oluşan bilinç ve dinamik bilinçdışı ayrımını sağlar. Bastırmadan enerjisini alan dinamik bilinçdışı kişiliğin bastırılmış ve dolayısı ile bilinçdışı olan yanlarını barındırır. Bunlar çatışmaya sebep olan dürtü ve arzulardır. Bu anlamda, dinamik bilinçdışı; özbenlikle zıtlaşan nesne tarafından travmatize edilen arzuların inkâr sığınağıdır. Jung’un analitik psikolojisinin ana kavramlarından biri olan özbenlik, sonsuzluğu çağrıştıran bir kavramdır. Öyle ki, sonsuz denecek kadar çeşitlilikte ve herkesin gözünün önünde, fakat o derece de gizli ve esrarengiz. Bununla birlikte, tek noktada toplanıp bütünlenen, onsuz olunamayacak bir ana madde, bir cevherdir özbenlik. “Kendimizi bütünün bir parçası görüp bu bütünlük ile birleşmenin ilk adımı kendimizi tanımak ve tamamlamaktır” diyor Jung; çünkü gerçekten sahip olmadığımız bir şeyi başka bir şeye dönüştüremeyiz. Bu nedenle eşcinsellik bazen özdeki heteroseksüelliği korumak için bir savunma mekanizması şeklinde karşımıza çıkabilir ve terapist ile hasta bu savunmayı ortadan kaldırdığında kişi gerçekte sahip olduğu heteroseksüelliği seçebilir. Unutmayalım, bildiğimizi sandığımız ego kişiliğimiz bilincimizin merkezidir fakat bilinç ve bilinçdışından oluşan tüm benliğimiz değildir. Jung bütünleşmenin ve bireyleşmenin öneminden bahsederken bu bilinçdışımızdaki özelliklerimizi bilincimize getirmenin öneminden bahsediyordu. Buradaki bütünleşme bilinç ve bilinçdışının bütünleşmesi, bireyleşme ise kendimize ait gerçek doğamızı bulmaktır ve toplum normlarından veya toplumdan uzaklaşma anlamında değildir. Ancak kendi öz benliğimizi anladıktan sonraki aşama evrendeki her şeyin birbiri ile bağlantılı ve bir bütünlük içinde olduğunu ve kendimizin de bu bütünün bir parçası olduğunu anlamak olabilir.</div>
<div>Kohut psikopatolojinin kökeninde bir başka yarılmanın da varolduğunu iddia eder. Bu da <strong>dikey yarılma</strong>dır (vertical split). Nevrozdan daha ağır patolojilerde görülen bu yarılmanın oluşumundan sorumlu savunma <strong>inkar</strong>dır. İnkar savunması, bastırmada olduğu gibi bir bilinçli-bilinçdışı ayrımına yol açmaz. Ortadan yarılan bütünün iki parçası da bilinçlidir. Ancak bu iki bilinçli parçanın arasında bir köprü yoktur. <strong>İnkar savunması kabul edilemez bir şeyin aynı anda hem bilinmesi, hem de bilinmemesini sağlar. Dikey yarılma, kişinin ana değerleri ile çelişkili hareket ve düşüncelere yönelmesinden sorumludur. </strong>İnkar savunmasının geçerli olduğu bir kişiliğin zaman zaman ana değerleri ile çelişkili ve tutarsız sapkın davranışlara yöneldiği görülebilir. <strong>Eşcinsellik, fazla miktarda uyuşturucu madde ve alkol kullanma, ensest eğilimler, saldırganlık, adam öldürme, öfke krizleri gibi farklı formlar dikey yarığın yol açtığı dönüşmüş yapılar olabilir. </strong>İnkar savunması kullanan kişi, etrafındakilerin bir çelişki olarak algıladıkları böyle bir durumdan bir rahatsızlık duymaz. İnkar savunması böyle bir çelişki ve tutarsızlık algılamasını engeller çünkü çelişkinin iki tarafını birbirinden ayrı tutar. Örnek olarak başarılı bir imam olan bay K; sadece pazar günleri eşcinsel bir yaşam sürerken; hafta içi ve cumartesi günü din ve ahlaktan bahsedebilir ve bunları inanarak söyler. Sanki eşcinsel bir yaşamı yaşayan o değildir. Bu durumla yüzleştirdiğimizde gülerek olayı değersizleştirebilir, çünkü eşcinsel bir ilişki yaşaması bilgi olarak vardır, ancak yaptığı eylemin kimlik ve kişiliğine ne kadar aykırı olduğuna dair bilgisi, duygusu veya şuuru yoktur. Ama başkası bu eylemi yaptığı zaman şiddetle itiraz edebilir. Bir başka örnekte ise; Heteroseksüel yaşantı içerisinde eşine sadık, namus bekçisi olan Bay M; internetten tanıştığı birisi ile eşcinsel ilişkiye girebilir, daha sonra sadakatten bahsedebilir, homofobik davranışlara girebilir. Yatay yanılmanın altında kalan arzular bastırma savunması başarılı olduğu sürece bilinçli hale gelmezler; oysa dikey yarılmanın kişiliğin ana gövdesinden ayrı tuttuğu inkar edilmiş olanlar belli bir zaman dilimi içinde bütünü ile bilinçli olarak yaşanırlar. Ancak dikey yarılmanın iki yanındaki bilinçlilikler birbirlerini görmemektedirler.</div>
<div>Kohut’un ilgi alanı olan narsissistik kişiliklerin yapısında hem yatay, hem de dikey yarılma bulunmaktadır. Bu kişiliklerde kişiliğin ana sektöründen inkar savunması ile ayrı tutulan büyüklenmedir. Kişiliğin ana sektöründe ise utanç ve küçük düşme duyguları ve değersizlik (öz-değer mahrumiyetleri) bulunur. Kohut’ a göre bu kişiliklerde yatay yarılmanın bilinçdışı kıldığı alanda depresyon ve ilkel narsissistik gereksinimler mevcuttur. Kohut’a göre böyle bir kişiliğinin tedavisinin ilk bölümünde, <strong>inkar edilen ve böylece kişiliğin ana sektöründen ayrı tutulan parçalar hastaya gösterilir</strong>. Bu çalışma uzunca bir süre alır. Bu parçaların kişiye tekrar tekrar gösterilmesi sonucunda, birbirinden dikey yarık ile ayrı tutulan kişilik bölümleri bütünleşmeye başlar. Dikey yarığın ortadan kaldırılması ile ego kuvvetlenir. Ego’daki bu kuvvetlenme yatay yarığın altında kalanlara yönelme için önemli bir avantajdır.</div>
<div>Kohut’un yatay yarık-dikey yarık ikilemine benzer bir katkısı suçlu insan-trajik insan tanımlamalarıdır. Kohut’un yatay olarak yarılmış nevrotik insan için <strong>suçlu insan </strong>tanımlaması yaptığını görürüz. Zevk peşinde koşan bu insan içsel çatışmalar ve çevresel engellemeler yüzünden arzularını doyuramaz. Dikey olarak yarılmış <strong>trajik insan </strong>önceden belirlenmiş narsissistik gelişim sürecini çeşitli engeller yüzünden yaratıcı ve doyum verici bir şekilde yaşayamaz. Önceden belirlenmiş narsissistik gelişim süreci çekirdek kendilik (nuclear self) özelliğidir. Çekirdek kendiliğin, yetişkinin kendiliğiyle karşılaştırıldığında ne kadar ilkel kalsa da, özellikle başta annenin olmak üzere ebeveynin zihninde, doğacak çocukla ilgili belirli umut, düş ve beklentilerinin oluşmasıyla sanal olarak başlamış bir gelişimsel sürecin son noktası olup, başlangıçtan itibaren zaten karmaşık bir yapı olduğunu anlarız. İki uçlu yapıda olduğu kavramsallaştırılan çekirdek kendilik ortaya çıkar; arkaik çekirdek hırslar bir kutbu, arkaik çekirdek idealler diğer kutbu oluşturur. Bu iki kutup arasındaki gerginlik yayı çocuğun çekirdek beceri ve yeteneklerini arttırır, gelişmemiş beceri ve yetenekler yavaş yavaş yetişkinlerin kendi olgun kendiliklerinin üretim ve yaratımında kullandıklarına dönüşür. Çekirdek kendilik, gelişim sürecinin önceden belirlenmiş programını içinde barındıran bir tohum gibidir. Bu program, çekirdek kendiliğin narsissistik gelişiminin üç kutuplu yolunda yürüme planını içerir. Ancak, bu tohumun yeşermesini sağlayacak optimal (bir başka deyişle narsissistik olarak kolaylaştırıcı) bir durumun var olmaması trajik bir sonuca dönüşür. Narsissistik gelişim sürecinin doğal özellikleri büyüklenmenin ve yüceleştirmenin abartılarına dönüşür.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/hasta-kime-denir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:13:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinselliğin Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik hastalık mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik tipleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır. Bunlar; A-Açık eşcinsellik 1-Gerçek eşcinsellik 2-Yalancı eşcinsellik 3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik 4-Geçici eşcinsellik 5-Durumsal eşcinsellik 6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik 7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik B-Gizli eşcinsellik 8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik 9-Eşcinsel olma korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eşcinsellik tek bir</strong> <strong>durum değildir, birçok alt tipi vardır</strong></p>
<p><strong>Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır</strong>. Bunlar;</p>
<p><strong>A-Açık eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>1-Gerçek eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>2-Yalancı eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>4-Geçici eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>5-Durumsal eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>B-Gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>9-Eşcinsel olma korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>10-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong>22</p>
<p><strong>11-Aşırı çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren gizli eşcinsellik</strong></p>
<p><strong>12-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini gösteren gizli eşcinsellik </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsellik-tek-bir-durum-degildir-bircok-alt-tipi-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası tanı sistemlerine göre eşcinsellik</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/uluslararasi-tani-sistemlerine-gore-escinsellik/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/uluslararasi-tani-sistemlerine-gore-escinsellik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:12:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası tanı sistemlerine göre eşcinsellik Eşcinsellik birçok klinisyen tarafından farklı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde klinisyenler arasında hastalık olmadığı, üçüncü bir cins olduğu ve tedavi gerektiren bir durum olmadığı düşüncesinin yanında; tamamen bir hastalık olduğu ve neredeyse zorunlu bir şekilde tedavi edilmesi gerektiği düşünceleri, konu ile ilgili kutuplaşmayı ve beraberinde de kaçınılmaz bir şekilde tartışmayı getirmektedir. Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası tanı sistemlerine göre eşcinsellik <img class="alignright size-thumbnail wp-image-357" title="escinsellik-7" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/10/escinsellik-7-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></strong></p>
<p>Eşcinsellik birçok klinisyen tarafından farklı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde klinisyenler arasında hastalık olmadığı, üçüncü bir cins olduğu ve tedavi gerektiren bir durum olmadığı düşüncesinin yanında; tamamen bir hastalık olduğu ve neredeyse zorunlu bir şekilde tedavi edilmesi gerektiği düşünceleri, konu ile ilgili <strong>kutuplaşma</strong>yı ve beraberinde de kaçınılmaz bir şekilde <strong>tartışma</strong>yı getirmektedir. Aslında konu bu alanda çalışanlarca bu şekilde birbirine zıt iki kutuplu bir yaklaşım olarak algılanmamaktadır. Algılansa dahi bu konudaki tartışmaları üslubu ve adabı ile yapmak bize ve kamuoyuna yol gösterici olabilir.</p>
<p><strong>DSM-IV-TR </strong>ve <strong>ICD-10 </strong>gibi uluslararası hastalık tanı sitemlerinde eşcinselliğin ele alınışı yukarıda konu edindiğimiz kutuplaşmayı göstermesi açısından önemlidir. Eşcinsellik DSM-IV tanı sistemine göre, 1970’li yıllara kadar bir bozukluk olarak değerlendirildi. Bu hastalık kavramı insanoğlunun var olmasıyla 1970’li yıllara kadar eşcinsel insanlara istekleri dışında tedavi adı altında medikal, psikolojik ya da tamamen insanlık dışı uygulamaların yapılmasına bir gerekçe oldu. DSM-IV tanı sisteminde hastalık olmadığı kabul edilince eşcinsel insanlar ya da eşcinsel lobi büyük bir huzura kavuşmuş oldu. Sorun bu şekilde tamamen çözülmedi. Hâlbuki “<strong>eşcinsel olma veya olmama</strong>”, “<strong>eşcinselim ya da değilim</strong>” deme sorunu; hem toplum bazında hem de eşcinsellerin azımsanmayacak bir kısmı için halen devam etmektedir. ICD-10’nun eşcinsellikle ilgili yaklaşımı kanımızca daha doğrudur, terapistlere ve bu sorunu yaşayan insanlara daha yol göstericidir. ICD-10’nda eşcinsellik; <strong>F66 </strong>kodu ile <strong>cinsel gelişme ve yönelimle ilgili ruhsal ve davranışsal bozukluklar </strong>adı altında ele alınmıştır ve burada “<strong>sadece cinsel yönelim bir bozukluk olarak kabul edilmemelidir</strong>” ibaresi vardır. Homoseksüalite, heteroseksüalite ya da biseksüalite cinsel gelişme ve yönelimdeki kişi için sorunlu olabilecek farklılıkları belirtmek için kullanılmıştır. Ancak <strong>cinsel olgunlaşma bozukluğu, benliğe yabancı cinsel yönelim ve cinsel ilişki bozukluğu </strong>gibi durumların eşcinselliğe eşlik etmesi için, kişinin eşcinselliği ya da eşcinsel ilişkiyi yaşamayı bir sorun haline getirmesi gerekmektedir. Yani ICD-10’nun bu yorumuna bakıldığında <strong>eşcinselliğin bazı türlerinin ruhsal bir sorun olarak kabul edildiği </strong>görülecektir. Uluslararası tanı sistemlerini bir tarafa bırakalım, bir klinisyen olarak bu durumdan rahatsızlık duyan bazı insanların şayet kendileri istiyorsa tedavi edilmesi gerektiği ya da onların onarım tedavilerinin yapılandırılması gerektiğine inanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/uluslararasi-tani-sistemlerine-gore-escinsellik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinselliğin Belirtileri</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinselligin-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinselligin-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[EŞCİNSELLİĞİN İLK BELİRTİLERİ Çocukluk yıllarında biyolojik cinsiyete uygun olmayan davranışlar ve diğer aynı cins çocuklarla ya­şanan problemlerin birlikte görülmesi eşcinselliğin ilk belirtileri olarak kabul edil­mektedir. Aynı cinse çocuklar tarafından dışlanma ve kişinin kendi cinsi­yetinden alacağı kuvvetten mahrum kalması, aynı cinsin ero­tikleştirilmesine neden olabilir. Sıklıkla rastlanan, teşhircilik ya da aşırı tutuk davranışlarla kendini gösteren bir bedene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>EŞCİNSELLİĞİN İLK BELİRTİLERİ</strong></div>
<div>Çocukluk yıllarında <strong>biyolojik cinsiyete uygun olmayan davranışlar</strong> ve <strong>diğer aynı cins çocuklarla ya­şanan problemler</strong>in birlikte görülmesi <strong>eşcinselliğin ilk belirtileri</strong> olarak kabul edil­mektedir. <strong>Aynı cinse çocuklar tarafından dışlanma</strong> ve <strong>kişinin kendi cinsi­yetinden alacağı kuvvetten mahrum kalması</strong>, <strong>aynı cinsin ero­tikleştirilmesi</strong>ne neden olabilir. Sıklıkla rastlanan, <strong>teşhircilik</strong> ya da <strong>aşırı tutuk davranışlar</strong>la kendini gösteren bir <strong>bedene yaban­cılaşma süreci</strong> söz konusudur. Ayrıca <strong>kişisel güç duyumunda eksiklik</strong> yaşanır. Sonuçta, <strong>örselenmiş cinsiyet kimliğini onar­ma dürtüsü</strong> olarak eşcinsellik gelişebilir.</div>
<div><strong>Erkeklerde eşcinselliğin ilk belirtileri</strong> şunlardır;<span id="more-352"></span></div>
<div>—hakkını savunmada ve kendini ortaya koyma da zorlanma,</div>
<div>—bağımlılığın ve öfkenin cinselleştirilmesi,</div>
<div>—aynı cinsten savunmacı bir tutumla kopma,</div>
<div>—aynı cinsle erotik olmayan arkadaşlık ilişki­lerinde zorluk yaşama,</div>
<div>—sözle arkadan vurma,</div>
<div>—kendini bir sporcu olarak hayal edememe,</div>
<div>—fiziksel aktivitelerden ve spor oyunlarından nefret etme,</div>
<div>—macera ve spor hikâyeleri okumakta sıkılma veya okumama,</div>
<div>—5–12 yaşları arasında anneye, bü­yük anneye, teyzeye ya da ablaya yakın durma,</div>
<div>—yaşıtı olan diğer erkek çocukların karşısında korkak ve ihtiyatlı olma,</div>
<div>—erkek oyunları yerine kız oyunlarını tercih etme,</div>
<div>—tehlikeli görünen yırtıcı oyunlar oynamakta olan akranlarını dışarı­dan izleme yani bir nevi “<strong>mutfak penceresi çocuğu</strong>” haline gelme,</div>
<div>—bir köşeye çekilme ve sosyal olarak yalnız kalma eğiliminde olma,</div>
<div>—diğer erkek ço­cukların rekabet içeren oyunlarına katılmama,</div>
<div>—erkek çocukların oyun ve etkinliklerine karşı rahatsızlık duyma,</div>
<div>—bebeklerle oynama,</div>
<div>—kızlarla birlikte olmaya eğilim,</div>
<div>—kız kıyafetleri giymeden hoşlanma,</div>
<div>—yetişkin erkek­lerden ziyade yetişkin kadınların refakatinde olmayı tercih et­me,</div>
<div>—kızlar yerine erkeklere cinsel ilgi gösterme,</div>
<div>—diğer çocuklar tarafından “nonoş” lakabının takılması,</div>
<div>—etrafındakiler tarafından kız gibi bir çocuk şeklinde algılanma,</div>
<div>—erkek akranla­rına karşı kendini pasif ve zayıf olarak algılama,</div>
<div>—kavga dövüşten kaçınma,</div>
<div>—incinmekten ve yaralanmaktan korkma,</div>
<div>—çekingen davranma,</div>
<div>—çok kitap okuma,</div>
<div>—kırılgan ve hassas bir yapıda olma,</div>
<div>—<strong>utangaçlık veya teşhircilik</strong>,</div>
<div>—aşın derecede duygusal olma,</div>
<div>—yapayalnız hissetme,</div>
<div>—kadınsı olma,</div>
<div>—girişken olmada zorlanma,</div>
<div>—kendini bir erkek olarak eksik ve yetersiz görme duygusu,</div>
<div>—erkek çocuklar yerine kız çocuklarla oynama,</div>
<div>—çocuklukta daha narin ve beceriksiz olma,</div>
<div>—kendini hayal kırıklıkları içinde, mutsuz ve reddedilmiş olarak hissetme,</div>
<div>—öfkeyi açığa vurma ve sosyal or­tamlarda kendini ortaya koymada tutukluk yaşama,</div>
<div>—saldırganlık içeren davranışlardan kaçınma eğiliminde olma, vb.</div>
<div>Eşcinselliğin öngörül­mesinde, çocukluk yıllarındaki erkeksi davranışların eksikliğinin görülmesi, kadınsı özelliklerin varlığından bile daha güçlü bir belirleyicidir. Eğer ebeveynler kadınsı davra­nışları tasvip etmediklerini aktif bir şekilde göstermezlerse tarafsız tutumları, çocuk tarafından göz yummak olarak yorumlanabilir. Hatta anne, çocukla olan iletişiminde bilinçli veya bilinçsiz düzeyde, kadınsı davranış beklentisini bir şekilde çocuğuna aktarabilir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinselligin-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinsellikle ilgili beş mit</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsellikle-ilgili-bes-mit/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsellikle-ilgili-bes-mit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[EŞCİNSELLİKLE İLGİLİ BEŞ MİT “Şuh-u güzeşte var ki nice nevcivan (genç oğlan) değer. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.” Hayali 1. MİT: Eşcinsellik normal bir durumdur ve biyolojik kökenli olduğu saptanmıştır. Eşcinselliğin biyolojik ya da genetik kökenli olduğuna dair kabul görmüş ve ispatlanmış bilimsel bir veri mevcut değildir. Biyolojik faktörler eşcinselliğe yatkınlık konusunda bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞCİNSELLİKLE İLGİLİ BEŞ MİT<a href="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/10/escinsellik-3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-347" title="escinsellik-3" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/10/escinsellik-3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></strong></p>
<p><em>“Şuh-u güzeşte var ki nice <strong>nevcivan </strong>(genç oğlan) değer.</em></p>
<p><em>Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.”</em></p>
<p><strong><em>Hayali</em></strong></p>
<p><strong>1. MİT: Eşcinsellik normal bir durumdur ve biyolojik kökenli olduğu saptanmıştır. </strong></p>
<p>Eşcinselliğin biyolojik ya da genetik kökenli olduğuna dair kabul görmüş ve ispatlanmış bilimsel bir veri mevcut değildir. Biyolojik faktörler eşcinselliğe yatkınlık konusunda bir rol oynayabilir. Ancak daha başka birçok psikolojik durumun varlığı bir gerçektir.</p>
<p>Araştırmalar psikolojik ve sosyal faktörlerin eşcinsel yönelimde büyük ölçüde etkili olduğunu göstermektedir. Erken çocukluk yaşantıları, taciz, kendi cinsinden akranlarının yanında kendini yetersiz hissetme cinsel kimlikte karışıklığa yol açabilir. Aynı zamanda kendi cinsel kimliğini sorgulayan bir genç, toplumda teşvik edilen eşcinsel özgürleşmesinin etkisinde de kalabilir.</p>
<p><strong><span id="more-346"></span>Eşcinselliği heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak tanımlamanın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur. “Eşcinsellik üçüncü bir cinsiyettir”, “Eşcinsellik bir tercihtir”, “Eşcinsellik doğuştan gelen, genetik bir yapıdır”, “Tek bir eşcinsellik vardır ve hastalık değildir”, “Eşcinselliği en az heteroseksüellik kadar sağlıklı bir durumdur”, “Heteroseksüelliğin normal olduğunu kim söyleyebilir” </strong>gibi farklı türünden hayranlık cümleleriyle yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak önerilere ruh sağlığı profesyonellerinin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının alet olması, toplum ruh sağlığı açısından son derece sakıncalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2. MİT: Eşcinsellik tek bir durumdur ve hastalık değildir.</strong></p>
<p>Bir grup ruh sağlığı profesyoneli, eşcinselliği değişemez tek bir yapı olarak ele alma eğilimindeyken; bir grup ruh sağlığı profesyoneli de eşcinselliği hastalık olarak görmektedir. <strong>Yeni bir görüş </strong>ortaya atıyoruz: <strong>Biz eşcinselliğin tek bir durum olmadığını, birçok alt tipi olduğunu, tek bir yapı olarak ele alınmaması gerektiğini ve bazı alt tiplerine giren eşcinsellerin tedavi arayışında olduklarını ve isterlerse tedavi edilebileceklerini, eşcinselliğin bir tercih olmadığını ama eşcinsel ilişki yaşamanın bir tercih olduğu </strong>görüşünü savunuyoruz. Kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir, tedavi ve değişim için bir hekime başvuran eşcinsel kendisinin hasta olduğunu kabul eder. <strong>Eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik bir hastalık olarak değerlendirilmelidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3. MİT: Eyleme vurmayan eşcinseller, geçici eşcinseller ve yalancı eşcinseller değişemez, eğer değişmeyi denerlerse çok büyük stres ve acı yaşarlar ve intihara eğilimli hale gelebilirler. Bu nedenle, eşcinselliği tedavi girişimleri durdurulmalıdır.</strong></p>
<p>Dünyanın birçok yerindeki eşcinselliği tedavi eden psikoterapistler anlamlı düzeyde iyileşme olduğunu belirtmektedirler. Değişim psikolojik tedavi, maneviyat ve eski eşcinsellerin oluşturduğu destek grupları sayesinde olmaktadır. Evlenmiş ya da bekâr yaşamaya karar vermiş bu kişiler eşcinsel arzularının büyük ölçüde azaldığını ve geçmişte yaşadıklarından daha az acı çektiklerini ifade etmişlerdir.</p>
<p>Değişimin anahtarı arzu, inat ve bu duruma yol açan bilinçli ve bilinçdışı çatışmaları keşfetmeye yönelik isteğin olmasıdır. Değişimin gerçekleşmesi yıllarca sürebilir. Kişiler aynı cinsten kişilerle olan ihtiyaçlarını erotize etmeden karşılamayı öğrenirler. İçlerindeki heteroseksüel potansiyel geliştikçe, kadın ve erkek kendi kadınlığı ve erkekliği ile ilgili daha derin bir hisse sahip olur.</p>
<p>Eğer eşcinsel kişi değişmeyi istemiyorsa, ki bu onun tercihidir, kimse onu zorlayamaz. Ancak eşcinsel haklarını savunmanın eşcinsellere tedavi hakkını engellemek anlamına gelmemesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Tedavi arayışında olan, tedavi olamayacaksa intihar etmeyi düşünen ve değişim isteyen eşcinsellere de tedavi şansının verilmesi gerektiğine inanıyoruz</strong>. Tedavi arayışındaki <strong>eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik </strong>alt tiplerinde eşcinsellik kişinim ego savunmaları tarafından onaylanmamıştır, kişi elinde olmadan eşcinsel arzu ve dürtülerine yenik düşmektedir, arzu ve dürtülerinden özgür olamayan bu kişilere yardım edilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Ancak kimseye zorla, istemediği halde «sen tedavi olmalısın» deme gibi bir hakkımız da olamaz. Bu ayrımın iyi yapılması gerekmektedir. “<strong>Ben eşcinsel bir hayat sürmekten mutluyum” </strong>veya <strong>“eşcinsel bir yaşamı tercih ediyorum</strong>” diyen bir arkadaşımıza “hasta” demek çok yanlıştır, bu yanlışı yapan farkında olmadan kendini hasta etiketinin içine sokabilir.</p>
<p>Değişim isteyen eşcinsel arkadaşlarımızı ve ailelerini dinlemeden, aile, cinsel ve geçmiş hikâyelerini almadan “<strong>sen eşcinselsin ve bu durumla yaşamak zorundasın</strong>” demek de çok ama çok yanlıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>4. MİT: Çocuklarımıza eşcinselliğin de heteroseksüellik kadar normal ve sağlıklı bir durum olduğunu öğretmeliyiz. Gençler eşcinsel yönelim konusunda desteklenmelidir.</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmalar eşcinselliğin sağlıklı ve heteroseksüelliğe doğal bir alternatif olmadığını söylemektedir. Eşcinsellerde madde kullanımı ve korunmasız erken cinsel ilişki oranı daha yaygındır. Bir gence “eşcinselliğin normal ve arzu edilebilir bir şey olduğunu söylemek” ona faydadan çok zarar verecektir. Bu durumdaki gençlerin eşcinsel bir hayat tarzı yaşamaya yönlendirilmeye değil, anlayış ve danışmanlığa ihtiyacı vardır.</p>
<p>Ergenlik dönemi kişinin kendi cinsel kimliğiyle ilgili çelişkilerinin olduğu bir dönemdir, bu gerçekler okullarda açık ve dengeli bir biçimde anlatılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>5. MİT: Eşcinselliği eleştiren herkes homofobiktir.</strong></p>
<p>Homofobi terimini ilk ortaya atan <strong>Weinberg</strong>’dir. <strong>Homofobi, </strong>son yıllarda eşcinsel lobinin faaliyetleri sonucunda eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başladı. Hatta <strong>Morin </strong>homofobinin tanımını, heteroseksüelliği, homoseksüelliğe göre daha üstün veya daha doğal olarak değer atfeden her türlü inanç sistemi olarak genişletti. Ancak eşcinsellik, dini, ahlaki ve politik nedenlerle toplumlarda genellikle negatif karşılanmış ve bu tavır bazen homofobi olarak adlandırılmıştır. Bu çok yanlıştır çünkü tüm insanlar eşcinselliği onaylamak, destek olmak ve eşcinselliğin 3. bir cins olarak sunulmasından rahatsız olmamak durumunda değildir. Herhangi bir şekilde rahatsızlık duyulduğunu ifade eden herkes homofobik değildir. Bu nedenle teknik bir terim olan homofobinin artık daraltılma zamanı gelmiştir. Çünkü <strong>geniş bir homofobi tanımı eşcinsellere üstü kapalı da olsa büyük zararlar vermektedir</strong>.</p>
<p>Ülkemizde cinsellik hala bir tabudur ve binlerce insan bu nedenle de cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Bilindiği üzere, tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır. Din bir tabudur, bu nedenle gerçek dinin sevgi, hoşgörü ve kardeşlik olduğunun üstü kapatılmaktadır; laiklik bir tabudur, bu nedenle dinsizlik olarak algılanmaktadır. Eşcinselliğin de bir tabu haline getirilmemesi gerekir. <strong>Geniş homofobi tanımı eşcinselliği tabulaştırmaktadır. </strong>Oysa modern dünyada her konu, her düşünce eleştirilebilmelidir, insan zihnine ambargo konulmamalıdır. Bu yapılmadığında “eşcinsellik hastalık değildir, fakat homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır” şeklindeki yaklaşımlar da <strong>heterofobi </strong>olarak değerlendirilecektir. <strong>Heterofobi</strong>; LGBTT’lere (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel) eşit haklar tanınması amacıyla yapılan çalışmaların heteroseksüellere yönelik bir ayrımcılık faaliyeti olduğu anlamına gelir. LGBTT tartışmalarında heterofobi, homofobinin tersi olarak da kullanılmaktadır. Eşcinsellere karşı ön yargıları olanlar da, eşcinsel lobi de, kendi korkularını (fobilerini) kabullenmeli, tartışmalı ve bilgilenerek bu korkularını yenmelidir.</p>
<p>Homofobi teriminin anlamının daraltılması gerekiyor. Biz <strong>CİSED </strong>olarak <strong>homofobi</strong>yi; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği, eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış ve tutumlar olarak tanımlıyoruz. <strong>Homofobi tanımında referans noktamız eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması veya şiddetin savunulmasıdır</strong>. Bu referans noktasından sapıldığında, eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunma veya eşcinselliği bir yaşam şekli değil de cinsel ilişkiler toplamı olarak görme çok yanlış bir şekilde homofobi olarak değerlendirilebilir. Bu durumda eşcinsellik, eleştirilemeyen veya araştırılamayan bir tabu haline gelerek tüm tabular gibi çözümsüz ve tartışılamayan bir hale gelecektir. Bunu engellemek için <strong>homofobi teriminin anlamı daraltılmalı ve eşcinsellik daha çok tartışılmalıdır</strong>.</p>
<p>Daraltılmış homofobi tanımı eşcinselliği özgürleştirecektir. Daraltılmış homofobi tanımı ve eşcinselliğin eleştirilmesi veya bir hastalık olarak değerlendirilmesi, eşcinsellere yönelik saldırı ve şiddet eylemlerini arttırır mantığı çok yanlıştır. Çünkü her zaman <strong>düşünce ve bilim özgür olmalıdır</strong>. Atom üzerine çalışmalar yapan bilim adamları Japonya’da binlerce insanın ölmesini istememişlerdir, sosyalizmin düşünce babası <strong>Karl Marks</strong>, yine binlerce insanın öldüğü soğuk savaşı istemiştir. Görüldüğü gibi her düşünce veya bilimsel gelişme insanlık için iyi yönde de kullanılabilir kötü yönde de kullanılabilir. Önemli olan niyettir. Niyeti kötü ve az gelişmiş insanlar her devirde vardı, olacaklardır da, onlardan korkarak bilim, teknoloji, özgür düşünce ve tartışmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. <strong>Daraltılmış homofobi tanımı eşcinselliğin tartışılarak anlaşılmasını sağlayacaktır</strong>. Aksi takdirde eşcinseller arasında zamanla oluşan heterofobi daha da artacaktır. Eşcinseller ve heteroseksüellerin fobileri karışı karşıya olduğu sürece eşcinsellik tabulaşacaktır, tartışılamayacaktır, üzerinde araştırmalar yapılamayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsellikle-ilgili-bes-mit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinselliğin görülme oranı %12</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinselligin-gorulme-orani-yuzde-12/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinselligin-gorulme-orani-yuzde-12/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 07:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinselliğin görülme oranı %12 ABD’de yapılan araştırmalar, erkeklerin %20’inde, kadınların ise %18’nde eşcinsel eğilim olduğunu göstermektedir. CİSED’in 2004 yılından beri yaptığı ve şu an itibarıyla 5000 kişiye ulaşan Eşcinsellik Anketi’ne göre; ülkemizde eşcinsellik oranı %12 gibi gözükmektedir. Ancak konunun hassasiyeti ve gizli eşcinsellerin sayısı göz önüne alındığında bu oranın daha fazla olması muhtemeldir. Peki, ülkemizde her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eşcinselliğin görülme oranı %12</strong></p>
<p>ABD’de yapılan araştırmalar, erkeklerin <strong>%20</strong>’inde, kadınların ise <strong>%18</strong>’nde eşcinsel eğilim olduğunu göstermektedir. <strong>CİSED’in </strong>2004 yılından beri yaptığı ve şu an itibarıyla 5000 kişiye ulaşan <strong>Eşcinsellik Anketi</strong>’ne göre; ülkemizde eşcinsellik oranı <strong>%12 </strong>gibi gözükmektedir. Ancak konunun hassasiyeti ve gizli eşcinsellerin sayısı göz önüne alındığında bu oranın daha fazla olması muhtemeldir. Peki, ülkemizde her on kişiden birinde eşcinsellik sorunu varsa, bu insanlar  isteyerek mi eşcinsel oldu? Bir o kadar insan da hangi nedenle eşcinsel oldu? Tüm bu soruları kendimize sorup, <strong>vicdanlarımızla hesaplaşmanın zamanıdır</strong>. Hangi gerekçeyle olursa olsun, bu sorunun tartışılmasına engel olmak ve tedavi arayışındaki eşcinsel arkadaşlarımızın taleplerine kayıtsız kalmak, “eşcinsellik hastalık değildir” diye görüş açıklamak, topluma ve özellikle de annelere yapılacak en büyük kötülüktür. <strong>Çözümün adı tartışmaktır.</strong></p>
<p><span id="more-341"></span></p>
<p><strong>Her gün yüzlerce e-posta veya telefon görüşmesi alıyoruz</strong></p>
<p><strong>CİSED</strong>’in mail ve telefonlarına eşcinselliğin tedavisi konusunda her gün çok sayıda soru geliyor. Eşcinsel yönelim konusunda en fazla ergenlerden, yaşadıklarından pişmanlık duyanlar ve eşcinsel olma korkusu yaşayan kişilerden mail ve telefon gelmektedir. Ergenlik döneminde özellikle 12-18 yaş arası gençler hemcinslerine karşı duydukları ilgiden endişelenmekte ve bunun için çözüm aramaktadırlar. Ergenlik döneminin en temel özelliklerinden biri cinsel kimliğin şekillendiği dönemlerden biri olmasıdır ve bu dönemde gençler bazen kendi cinslerine de ilgi duyabilirler. Bu gençlere “<strong>sen eşcinselsin</strong>” demek ne kadar doğrudur? Yine özellikle <strong>obsesif kompulsif bozukluk (OKB) </strong>tanısı almış kişilerde de eşcinsel olma takıntısı fazlaca görülmekte ve bu kişiler hemcinslerine karşı en ufak bir tahrik duygusu hissettiklerinde paniğe kapılmaktadırlar. OKB yüzünden eşcinsellik takıntısına sahip bir kişiye de “sen eşcinselsin” demek doğru olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinselligin-gorulme-orani-yuzde-12/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsellik-hakkinda-bilgisiz-bir-toplumuz/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsellik-hakkinda-bilgisiz-bir-toplumuz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 07:57:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışların yani mitlerin sık olması, bu konu hakkındaki bilgisizliğin de bir göstergesidir. Geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan ülkemizde; eşcinsellikle ilgili en sık görülen mitler şunlardır: “Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.” “Eşcinseller, erkeklerin peşinde koşar.” “Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz<img class="alignright size-medium wp-image-338" title="White hand hold a black hand" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/10/escinsellik-17-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></strong></div>
<div>Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışların yani mitlerin sık olması, bu konu hakkındaki bilgisizliğin de bir göstergesidir. Geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan ülkemizde; eşcinsellikle ilgili en sık görülen mitler şunlardır: “Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.” “Eşcinseller, erkeklerin peşinde koşar.” “Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar ve aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.” “Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.” “Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.” vb. Ancak bazı eşcinseller karşı cinse hiç ilgi duymazlarken, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar.</div>
<div>Eşcinsel ilişkilerin çeşitleri erkeklerde ve kadınlarda farklıklar gösterebilir. Erkek eşcinseller; sevişme, penisin makata sokulması, cinsel organların ağız ve elle uyarılması gibi teknikleri tercih ederken, normalde kadın ve erkek arasında uygulanan diğer teknikleri de kullanabilirler. Kadın eşcinsellerde ise; sevişme, öpüşme, cinsel organların ve göğüslerin ağız ve parmakla uyarılması ve diğer vücut temasları şeklinde yaşanan deneyimlere ek olarak, ender durumlarda erkeklik organının yerini tutan bir aletin kullanılması da eşlik edebilir.</div>
<div><strong><span id="more-337"></span>Eşcinsel yaşam zorluklarla doludur.</strong></div>
<div>Kişiler, eşcinsel olduklarını genellikle ergenlik döneminde fark ederler. Bir kısım insan, eşcinsel eğilimlerini çoğunlukla uzun süren ve kendileri için tatmin edici olan heteroseksüel bir cinsel yaşam sonrası fark edebilir. Bir kısım insan da, ömür boyunca bu kimliklerini gizli tutmakta ve eşcinsellikle ilgili düşünce ve duygularını eyleme geçirememektedir. Çünkü eşcinseller, toplumda yaygın olan eşcinsellere yönelik kaygı, korku ya da nefret nedeniyle cinsel yönelimlerini bir süre ret ederler ve kendilerini heteroseksüel ilişki kurmaya veya karşı cinse ilgi duymaya zorlarlar. Eşcinsel yaşam zorlularla doludur. Ama eşcinseller ilerleyen yıllarda, ekonomik ve toplumsal anlamda yer edindiklerinde, kendilerini daha rahat ifade edebilme yetisi kazandıklarında, sosyal konumları ve kişilikleri sağlamlaştıkça, kendilerine güvenleri arttığında, hayatlarını kendi istedikleri doğrultuda yaşama isteklerini eyleme dönüştürmeye ve eğilimlerini açığa vurmaya başlarlar.</div>
<div><strong>Özel yaşam karışılamaz bir insanlık hakkıdır.</strong></div>
<div>Anket sonuçlarına göre eşcinseller, cinsel yönelimlerinden dolayı dışlanma, damgalanma, utanma, şiddet görme, cinsel tacize uğrama gibi sorunları yaşamaktadırlar. Cinsellik ve cinsel yaşam kişiye özeldir ve kişilerin bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleri gerekir. <strong>Özel yaşam, karışılamaz bir insanlık hakkıdır</strong>. Cinsel özgürlüğün ve cinsel yaşamın da bu alanda önemli bir yeri vardır. Bu nedenle cinsel tercihlerini toplum normlarında yaşayan eşcinsellerin dışlanmaları, şiddete maruz kalmaları ve yalnızlığa mahkûm edilmeleri yanlış bir davranıştır. <strong>Şiddet her ne sebeple olursa olsun kabul edilemez bir insanlık ayıbıdır</strong>. Bu ayıba maruz kalan eşcinsellerde alkol, madde bağımlılığı, intihar girişimi ve depresyon gibi sorunlar da sık görülebilmektedir. Tüm dünyada şiddet ve her türlü fuhuş kötülenir ve cezalandırılır. Ancak <strong>asıl olan, insanın insana onurunu koruyacak şekilde davranmasıdır</strong>.</div>
<div><strong>Eşcinsellik boşanma nedenidir.</strong></div>
<div>Günümüzde ortalama her iki evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Ayrıca evli çiftler genellikle evliliklerinin bittiğini birbirine ispat etmek için bir evlilik terapistine başvurmaktadırlar. Evlilik terapisinde kişinin eşcinsel olduğunu terapistine açıklaması bunu eşine de söylemeye hazırlandığının bir göstergesidir. Eşle yaşanan bu paylaşmanın ardından eşcinsellik hâkim tarafından da boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Çünkü kanunlarımıza göre; eşcinsel olan eş, sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılmaktadır.</div>
<div><strong>Toplum eşcinsellik konusunda ikiyüzlü davranıyor.</strong></div>
<div>Toplum genellikle sahnede eşcinselleri alkışlama ve sokakta gördüğünde ise dışlayarak aşağılama eğilimindedir. <strong>Türk toplumu eşcinsellik konusunda ikiyüzlü davranmaktadır</strong>. Ayrıca bazı TV dizilerinde ve filmlerde sigara içilen veya şiddet içeren sahnelerin sansürlenmesi uygulamasını destekleyen toplum, medya, cinsel terapist ve bazı hekimler; nedense eşcinsel çağrışımlarda bulunan kişilerin ön plana çıkarılması veya özendirilmesi konusunda aynı hassasiyeti göstermemektedirler. Çünkü toplumun eşcinselliğe ikiyüzlü davranması gibi medya, cinsel terapist ve bazı hekimlerimizde bu konuda ikiyüzlü davranmaktadır. Özellikle son yıllarda, eşcinselliğin medya tarafından hem hedef olarak gösterilmesi, hem de her bireyin kendine entegre edebileceği <strong>bir üst kimlik olarak sunulması </strong>ve erkek egemen bir toplum olan ülkemizde, erkek eşcinsellerin doğrudan bir dışlanmaya veya aşağılanmaya maruz kalırken, kadın eşcinsellerin cinsel bir obje olarak görülmeleri de ikiyüzlülüktür. Ayrıca Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında reddedici ve kabul edici olmayan ülkeler gurubuna yakındır. Ülkemizde cinsiyet rolleri kesin sınırlarla ayrılmıştır. Kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermek eşcinsellikle eş tutulur. Hatta aktif rolde eşcinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve pasif roldekiler eşcinsel olarak nitelenir. Ancak <strong>eşcinsellikte aktiflik veya pasiflik diye bir kavram yoktur. Kendi cinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif olsun eşcinsel eğilim göstermektedir.</strong></div>
<div><strong>Eşcinsellik ve AİDS</strong></div>
<p>Eşcinsellerin toplumun değer yargılarına uygun bir şekilde ve kapalı kapılar ardında özgürce cinsel tercihlerini ortaya koymalarında ve <strong>eşcinselliği saygın bir seçenek olarak yaşanmalarında bir sakınca yoktur</strong>. Mesele sınırların aşılması sorunudur. Mesele topluma ve gençlerimize kötü örnek olacak şekilde eşcinsel yaşantının gözler önünde sergilenmesidir. Böylece toplumsal önyargılar oluşmakta ve eşcinseller tek gecelik ilişkilere zorlanmaktadır. Bu durum, eşcinsellerin AİDS’in heteroseksüel nüfusa geçmesinden sorumlu kişiler olarak sıklıkla günah keçisi ilan edilmelerine ve AIDS görülme oranında artışlara yol açmaktadır. AİDS’in ilk ortaya çıktığı yıllarda teşhis konan hastaların çoğu eşcinseldi. Fakat hastalığın belli bir süre sonra eşcinseller dışında da görülmesi hastalığı sadece eşcinsellerin taşıyabileceği tezini çürüttü. Ancak eşcinseller dışında kalan toplum içinde bulunduğu bu riski kabullenmekte zorlandı ve bu da hastalığın yayılmasında çok büyük rol oynadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsellik-hakkinda-bilgisiz-bir-toplumuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bir görüş ortaya atıyoruz</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/yeni-bir-gorus-ortaya-atiyoruz/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/yeni-bir-gorus-ortaya-atiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 07:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir görüş ortaya atıyoruz “Vakit varken tomurcukları topla zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir…” Ölü Ozanlar Derneği Ruh sağlığı profesyonellerinin eşcinsellik hakkında kendilerine ait görüşleri olmalıdır ve taklitçilikten vazgeçilmelidir. Başta ABD ve AB ülkelerinden olmak üzere yurt dışı otorite destekli bilimsel yaklaşım iddiası (!), bazı kişileri ve kurumları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Yeni bir görüş ortaya atıyoruz</strong></div>
<div></div>
<div><em>“Vakit varken tomurcukları topla zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir…”</em></div>
<div><strong><em>Ölü Ozanlar Derneği</em></strong></div>
<div>Ruh sağlığı profesyonellerinin eşcinsellik hakkında kendilerine ait görüşleri olmalıdır ve <strong>taklitçilikten vazgeçilmelidir. </strong>Başta <strong>ABD ve AB ülkelerinden olmak üzere yurt dışı otorite destekli bilimsel yaklaşım iddiası (!), bazı kişileri ve kurumları nasıl böyle muhafazakâr ve tutucu kılabiliyor, üzerinde düşünmeliyiz. </strong></div>
<div><span id="more-334"></span>Yurt dışındaki otoriteler ve ülkeler eşcinsellik hakkındaki görüşlerini bilimsel verilere göre değil tamamıyla <strong>ideolojik yaklaşımlar</strong>ına ve <strong>kapitalist sistemin dayatmaları</strong>na göre oluşturmuştur. Bu sözde demokrat ve insan haklarına duyarlı ülkeler iki binli yıllarda Avrupa’nın göbeğinde yapılan <strong>Saraybosna katliamları</strong>na, <strong>Filistin’deki katliamlar</strong>a, sözde insan hakları adına sessiz kalabilmişlerdir. Eşcinselliğin bir hastalık olmadığını savunan uluslararası kuruluşlar <strong>ABD’nin askeri üssü Guantanamo’da esirlere yapıldığı iddia edilen işkenceleri </strong>görmezden gelebilmişlerdir. Bu nedenle eşcinselliğin tek bir durum olduğu ve tedavi edilebilen bir hastalık olmadığını sürekli olarak yurt dışındaki otoritelere dayanarak açıklama biçimi de doğru bir yaklaşım değildir.</div>
<div><strong>ABD ve AB ülkelerinin aldığı her karar ve uygulama doğru değildir. Aksi taktirde bir avuç insanın bir araya gelerek </strong><strong>sözde Ermeni soykırımı yasa tasarıları </strong>kabul etmelerine veya onaylanmalarına tepki gösterme hakkımızı da yitiririz. <strong>İsveç Parlamentosu’nda ve ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi</strong>’nde <strong>sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı </strong>görüşülerek onaylanması nasıl çok yanlış bir uygulama ise, bir avuç bilim adamının tamamen ideolojik ve kapitalist sistemin dayatmalarına boyun eğerek aldığı “<strong>eşcinsellik bir hastalık değildir</strong>” kararı da o derece yanlıştır. Çünkü <strong>eşcinsellik tek bir durum</strong> <strong>değildir, birçok alt tipi vardır. </strong></div>
<div>Ayrıca eşcinselliği hastalık olarak görmeyen uluslar arası kuruluşlar halen <strong>transseksüelliği hastalık olarak görmektedir. </strong>Ancak <strong>Fransız Sağlık Bakanı </strong>Roselyne Bachelot, geçen Mayıs ayında verdiği sözü yerine getirerek Şubat <strong>ayında transseksüelliği ruh hastalıkları listesinden çıkartan kararname</strong>yi imzalayarak resmi gazetede yayınlattı. <strong>Ruh sağlığı ve hastalıkları bir bakanın veya bir avuç bilim adamının bir araya gelerek alacağı kararlarla “hastalıktır” veya “hastalık değildir” fetvasıyla ele alınamaz. </strong>Alındığında ve buna inanıldığında binlerce eşcinsele ve ailelerine çok büyük bir haksızlık yapılmış olur. İşin doğası gereği insana dair her durumun tartışılabilir olması gerekir, eşcinsellik tartışılmaz bir tabu veya dogma değildir.</div>
<div><strong>Farklı görüşler olmasa, herkes aynı görüşte olursa toplum gelişebilir mi? Bir grup ruh sağlığı profesyoneli, eşcinselliği değişemez tek bir yapı olarak ele alma eğilimindeyken; bir grup ruh sağlığı profesyoneli de eşcinselliği hastalık olarak görmektedir. </strong><strong>Türkiye’de ruh sağlığı profesyonelleri Amerika ve Avrupa’daki örneklerine benzer şekilde eşcinsellik konusunda bilimsel bir zeminde kendilerine ait bir görüş geliştirmeye çalışmalılar. </strong>Bu görüş illaki “<strong>eşcinsellik hastalıktır ya da değildir</strong>” gibi keskin saptamalarla tanımlanamaz. Bu şekilde bir değerlendirme yapmak bütün diğer ruhsal bozukluklarda olduğu gibi “<strong>normal</strong>” ile “<strong>psikopatoloji</strong>” ve “<strong>eşcinsel fantezi</strong>” ile “<strong>eşcinsel eylem</strong>” arasında geniş bir yelpazede bulunan insanlara büyük bir haksızlıktır.</div>
<div><strong>CİSED olarak yeni bir görüş ortaya atıyoruz</strong></div>
<div>Biz <strong>eşcinselliğin tek bir durum</strong> <strong>olmadığını, birçok alt tipi olduğunu, tek bir yapı olarak ele alınmaması gerektiğini ve bazı alt tiplerine giren eşcinsellerin tedavi arayışında olduklarını ve isterlerse tedavi edilebileceklerini</strong>, koruyucu ruh sağlığı sınırlarında sosyal bir problem olarak değerlendirilmesi gereken <strong>eşcinselliğin bir tercih olmadığını ama eşcinsel ilişki yaşamanın bir tercih olduğu </strong>görüşünü savunuyoruz. Ayrıca <strong>eşcinsellik insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir</strong>. Çocukluk çağında yaşanan travmalara, işgallere ve ihmallere bağlı olarak sosyal öğrenme ile ve yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur. İnsanın biyolojik doğasına uymayan bir sapmadır. Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/yeni-bir-gorus-ortaya-atiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinsel olmak ya da olmamak</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinsel-olmak-ya-da-olmamak/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinsel-olmak-ya-da-olmamak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 07:39:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[EŞCİNSEL OLMAK YA DA OLMAMAK “Yaradan kadın yüzü çizmiş sana eliyle, İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; İnce kadın yüreğin görmemiştir hile, Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur, Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır; Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur, Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır. Seni yaratmış olsa kadın olarak önce Yaradan bile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞCİNSEL OLMAK YA DA OLMAMAK<img class="alignright size-medium wp-image-332" title="escinsellik-12" src="http://www.escinsellik.net/wp-content/uploads/2011/10/escinsellik-12-300x187.jpg" alt="" width="300" height="187" /></strong></p>
<p><em>“Yaradan kadın yüzü çizmiş sana eliyle, </em></p>
<p><em>İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; </em></p>
<p><em>İnce kadın yüreğin görmemiştir hile, </em></p>
<p><em>Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; </em></p>
<p><em>Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur, </em></p>
<p><em>Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır; </em></p>
<p><em>Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur, </em></p>
<p><em>Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır. </em></p>
<p><em>Seni yaratmış olsa kadın olarak önce </em></p>
<p><em>Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı, </em></p>
<p><em>Ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince </em></p>
<p><em>Varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı. </em></p>
<p><em>Değil mi ki kadınlar için yaratmış seni, </em></p>
<p><em>Sen sevgimi al, onlar sömürsün hazineni.”</em></p>
<p><strong><em>William Shakespeare</em></strong></p>
<p><span id="more-331"></span></p>
<p>Tarihe yön veren büyük isimlerin arasında yer alan eşcinsellerden biri olan <strong>William Shakespeare</strong>’in dediği gibi, “<strong>olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu</strong>.” Shakespeare, Southampton Kontu’na hitaben yazdığı sonelerde, O’nun sadece bir saatliğine kendinin olabildiğinden, güneş doğunca gitmek zorunda kaldığından bahsediyor. Hatta bir sonesinde onun kadınlardan daha güzel olan yüzünden bahsediyor ve kadınlar gibi kötü olmadığını da ekliyor. Eşcinsel bir ilişki yaşadığına kesin gözüyle bakılan Shakespeare’in bu ilişkisinden dolayı eşcinsel olduğu söylense de, <strong>bir cinsel davranışın cinsel yönelim haline gelmesi için düzenlilik göstermesi gerekir</strong>. Ama ister platonik boyutta kalmış olsun, isterse işin içine cinsellik de girmiş olsun gerçekten de ülkemizde son yıllarda toplumun <strong>%12</strong>’ni ilgilendiren meselesi eşcinsellik ve <strong>eşcinsel olmak ya da olmamak</strong>.</p>
<p>14 yaşında oğlu için ağlamaklı bir şekilde bizi arayan baba; “<strong>oğlum daha 14 yaşında nasıl eşcinsel olur?</strong>” diye haykırıyordu. İstanbul’da bir uzmana başvurmuşlar ve uzman yaptığı 15 dakikalık görüşme sonrası; babaya “<strong>bu oğlunuzun cinsel kimliği, onu bu şekilde kabul edeceksiniz, eşcinsellik doğuştan gelen bir durumdur, en az heteroseksüellik kadar normal bir durumdur</strong>” derken, oğluna ise; “<strong>bu durumu kabullenmekten başka çaren yok” </strong>demiştir. Bunun üzerine baba; <strong>“oğlumun hiç kimseyle bir ilişkisi olmamış, bu sadece, ben onu internette gay pornolarını seyrederken yakaladığım için bana açıklamak zorunda kaldığı bir his, ayrıca oğlum bana kadınlardan da hoşlandığını söyledi, sadece kafası karışmış, ben uzun yol şoförü olduğum için evde çok bulunamadım, oğlum daha çok annesi ve ablası ile vakit geçirdi, onlardan etkilenmiş olabilir mi?</strong>” diye sormuş. Uzman; “<strong>yapacak hiçbir şey yok, bu durumu kabulleneceksiniz</strong>” diyerek aileyi göndermiş. Peki ama babanın bile dikkatini çeken bu tuhaflığı, bir uzman neden normal bir durum gibi aileye dikte etmiştir? <strong>“Eşcinsellik gerçekten doğuştan gelen bir durum mudur?” “Eşcinsellik kader midir?” </strong>İşte bu soruların yanıtları aranmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinsel-olmak-ya-da-olmamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşcinselliğin saklı anlamları vardır</title>
		<link>http://www.escinsellik.net/escinselligin-sakli-anlamlari-vardir/</link>
		<comments>http://www.escinsellik.net/escinselligin-sakli-anlamlari-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 07:38:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel ilişkiker]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Eşcinsellik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[eşcünsel nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[pasif eşcinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.escinsellik.net/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Eşcinselliğin saklı anlamları vardır Ben kimim? Yarası kötü sarılmış bir yaralı, melekler arasında bir canavar ve canavarlar arasında bir melek, yere serpilmiş ve dağılmış sorularla dolu bir kutu, merdivenler üzerinde bir ayak, ahizedeki bir ses, parmak taklidi yapan işleri başlarından aşkın bir dizi başparmak, senin bir düşmanın. Senin sevgilin. Williams Eşcinsellik aynı cinsten kişilere karşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Eşcinselliğin saklı anlamları vardır </strong></div>
<div><strong><em>Ben kimim? </em></strong></div>
<div><strong><em>Yarası kötü sarılmış bir yaralı,</em></strong></div>
<div><em>melekler arasında bir canavar ve canavarlar arasında</em></div>
<div><em>bir melek, <strong>yere serpilmiş ve dağılmış</strong></em></div>
<div><strong><em>sorularla dolu bir kutu,</em></strong></div>
<div><em>merdivenler üzerinde bir ayak, ahizedeki bir ses,</em></div>
<div><em>parmak taklidi yapan</em></div>
<div><em>işleri başlarından aşkın bir dizi başparmak,</em></div>
<div><em>senin bir düşmanın. Senin sevgilin. </em></div>
<div><strong><em>Williams</em></strong></div>
<div>Eşcinsellik <strong>aynı cinsten kişilere karşı duyulan çekim</strong>dir ve toplumdaki bir azınlığın sevgiyi ve cinselliği ifade ediş tarzıdır.</div>
<div>Eşcinselliğin saklı anlamları vardır. Bunlar;</div>
<div><strong>-aynı cinsten olan ebeveynin sevgisine duyulan ihtiyaç,</strong></div>
<div><strong>-cinsel kimliğin tespitine duyulan ihtiyaç,</strong></div>
<div><strong>-toplumdan dışlanma endişesi ve</strong></div>
<div><strong>-karşı cinsle yakın olmaya karşı duyulan korku, şeklinde sıralanabilir. 14 </strong></div>
<div>Toplumda pek çok kişi hatta <strong>içselleştirilmiş homofobi</strong>leri yüzünden eşcinseller bile eşcinselleri dışlamaktadır. Çünkü önyargılarla toplumda azınlıkta kalanlar daima dışlanırlar. Bu nedenle <strong>Olmak Ya Da Olmamak </strong>hem eşcinsellikle ilgili cinsel mitlerin (hurfeler) hem de bu tür ön yargıların değiştirilmesine yardımcı olacaktır. Eşcinsellik konusu medyada ne kadar konuşulursa, ne kadar tartışılırsa yanlış bilgilerin düzelmesi de o kadar kolay olacaktır.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.escinsellik.net/escinselligin-sakli-anlamlari-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

