Kategori arşivi: Makaleler

Eşcinselliğin görülme oranı %12

Eşcinselliğin görülme oranı %12

ABD’de yapılan araştırmalar, erkeklerin %20’inde, kadınların ise %18’nde eşcinsel eğilim olduğunu göstermektedir. CİSED’in 2004 yılından beri yaptığı ve şu an itibarıyla 5000 kişiye ulaşan Eşcinsellik Anketi’ne göre; ülkemizde eşcinsellik oranı %12 gibi gözükmektedir. Ancak konunun hassasiyeti ve gizli eşcinsellerin sayısı göz önüne alındığında bu oranın daha fazla olması muhtemeldir. Peki, ülkemizde her on kişiden birinde eşcinsellik sorunu varsa, bu insanlar  isteyerek mi eşcinsel oldu? Bir o kadar insan da hangi nedenle eşcinsel oldu? Tüm bu soruları kendimize sorup, vicdanlarımızla hesaplaşmanın zamanıdır. Hangi gerekçeyle olursa olsun, bu sorunun tartışılmasına engel olmak ve tedavi arayışındaki eşcinsel arkadaşlarımızın taleplerine kayıtsız kalmak, “eşcinsellik hastalık değildir” diye görüş açıklamak, topluma ve özellikle de annelere yapılacak en büyük kötülüktür. Çözümün adı tartışmaktır.

Continue reading

Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz

Eşcinsellik hakkında bilgisiz bir toplumuz
Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışların yani mitlerin sık olması, bu konu hakkındaki bilgisizliğin de bir göstergesidir. Geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan ülkemizde; eşcinsellikle ilgili en sık görülen mitler şunlardır: “Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.” “Eşcinseller, erkeklerin peşinde koşar.” “Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar ve aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.” “Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.” “Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.” vb. Ancak bazı eşcinseller karşı cinse hiç ilgi duymazlarken, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar.
Eşcinsel ilişkilerin çeşitleri erkeklerde ve kadınlarda farklıklar gösterebilir. Erkek eşcinseller; sevişme, penisin makata sokulması, cinsel organların ağız ve elle uyarılması gibi teknikleri tercih ederken, normalde kadın ve erkek arasında uygulanan diğer teknikleri de kullanabilirler. Kadın eşcinsellerde ise; sevişme, öpüşme, cinsel organların ve göğüslerin ağız ve parmakla uyarılması ve diğer vücut temasları şeklinde yaşanan deneyimlere ek olarak, ender durumlarda erkeklik organının yerini tutan bir aletin kullanılması da eşlik edebilir.

Eşcinsel olmak ya da olmamak

EŞCİNSEL OLMAK YA DA OLMAMAK

“Yaradan kadın yüzü çizmiş sana eliyle,

İstek dolu sevgimin efendisi dilberi;

İnce kadın yüreğin görmemiştir hile,

Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri;

Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur,

Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır;

Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur,

Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.

Seni yaratmış olsa kadın olarak önce

Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı,

Ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince

Varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı.

Değil mi ki kadınlar için yaratmış seni,

Sen sevgimi al, onlar sömürsün hazineni.”

William Shakespeare

Continue reading

Eşcinsellik gerçeği kabul etmelidir

Eşcinsellik gerçeği kabul etmelidir

Eşcinselliğin doğuştan gelen genetik bir durum olduğu savı uzun zamandır birçok klinisyen ve eşcinsel lobi tarafından topluma ve eşcinsellere dayatılmaya çalışılmaktadır. Oysa eşcinselliğin biyolojik ya da genetik kökenli olduğuna dair kabul görmüş bilimsel bir veri mevcut değildir. İsim babalığını sevgili dostum ve CİSED İstanbul Şube Başkanı Dr. Cenk KİPER’in yaptığı “Olmak Ya Da Olmamak” adlı kitabımızda hayat hikâyelerine yer verdiğimiz olgular, bu savın ne kadar asılsız olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

16 yıllık hekimlik ve terapistlik yaşamımda yüzlerce eşcinsel hasta gördüm, onlarcasının eşcinsel yönelim terapisini yürüttüm ve pek çok eşcinsel dostum oldu, büyük bir kısmının ortak noktası travma ve ihmaller içeren erken çocukluk yaşantılarıydı.

Continue reading

İstek ve gereksinim aynı şey değildir

İstek ve gereksinim aynı şey değildir
Eşcinsel arzular bir seçim değildir ama bu arzulara göre hareket etmek bir seçimdir. Bu nedenle bir insan eşcinsel bir yaşantı sürmek istiyorsa buna saygı duyulmalı, ancak değişmek istiyorsa buna da saygı duyulmalıdır.
Yepyeni Bir Hayata Başlayın!” sloganıyla değişime giden yolun 4 adımı vardır. Bunlar;
-eşcinselliğin nedenlerini anlamak,
-ailenin desteğini almak,
-aynı cinsle cinsel olmayan sağlıklı ilişkiler kurma ihtiyacının karşılanması ve
-eşcinselliğe yol açan çocukluk yaralarını iyileştirmektir. Eşcinsel yönelim terapisinde bu 4 adımı gerçekleştirmek için 7 önemli yapıya odaklanıyoruz. Bunlar;
1-”Hastayı terapiye getiren sebep veya olay nedir?” sorusunun yanıtını merak ediyoruz.
2-Sorun listesi çıkartıyoruz ve başta eşcinsel eyleme vurmalar olmak üzere bu sorunlardaki ortak temayı yakalamaya çalışıyoruz.
3-Kişinin geçmiş aile hikâyesi ve bireysel hikâyesini alıyoruz. Bu hikâyelerde tekrar eden temalara odaklanıyoruz.31
4-Kişinin şimdiki hayatındaki ve ilişkilerindeki tekrar eden temaları buluyoruz.
5-Kişinin rüyalarına, fantezilerine, gündüz düşlerine ve dil sürçmelerine odaklanıyoruz. Bilinçdışının kendisini göstermesi sırasındaki tekrar eden temaları yakalamaya çalışıyoruz.
6-”Neyi tedavi ediyoruz?” sorusunun yanıtını netleştiriyoruz.
7-Kişinin tekrar eden temalarını ve çocukluk yaşamını aktarım olarak terapi odasına getirmesiyle derinlemesine bir çalışmaya giriyoruz. Derinlemesine çalışmada, Continue reading