Kral Çıplak

Katgori: Makaleler

21 Eki 2011
Kral Çıplak
Sağlık Olsun
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin ohh ne güzel yine uyandım diye sevin.
Pencereni aç yağmur da olsa fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun kokun mis
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle karşına ilk çıkana gülümse aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine dünden önceki günden
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla
Ohhh şöyle bir hafifle.
Bir güzel kahve ısmarla kendine seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan güneş varsa ısın hatta üşü hava soğuksa
Yürü yürürken sağa sola bak öylesine değil görerek bak
Çiçek görürsen kokla köpek görürsen okşa çocuk görürsen yanağından
makas al.
Sonra şöyle bir düşün kimler sana yol açtı
Sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı122
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra arayabilirsen ara
Hatırlarını sor öyle laf olsun diye değil kucaklar gibi sor.
Bu sadece onların değil senin de yüreğini ısıtacak yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun.
Yemeğin ne olursa olsun masanda illaki kumaş örtü olsun
Saklama tabakları bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada.
Ailecek kurulun sofraya öyle acele acele değil vazife yapar gibi hiç değil
Şöyle keyife keyif katar gibi lezzete lezzet katar gibi
Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının.
Gece evinde dostların olsun
Sohbet mezen kahkahan içkin olsun
Arkadaşım hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can YÜCEL
Eşcinsellik sadece zekilerin görebildiği iddia edilen bir elbise diktiren çıplak kral hikayesine benzetildi ve adeta tabulaştırıldı. “Kral çıplak” diye haykıran çocuğun sesi gibiydi “Eşcinsellik Kader Değildir” adlı kitabımız. Son yıllarda başta ruh sağlığı profesyonelleri, entelektüeller ve medya olmak üzere herkes, sözbirliği etmişçesine, eşcinselliğe görünmez kumaştan alımlı bir elbise dikmeye çalıştı. Aslında medya mensupları da, din adamları da, ruh sağlığı profesyonelleri de farkındaydı eşcinselliğin üzerinde öyle değişik bir elbise bulunmadığının, halk da. Yani kralın çıplak olduğunu herkes görüyor, kulaktan kulağa söylüyordu; ancak tarif edilen elbise dikilebilse kralın üzerinde öyle güzel duracaktı ki herkes bu ortak yalana inanmış gibi yapmayı seçti: “Eşcinsellik üçüncü bir cinsiyettir”, “Eşcinsellik bir tercihtir”, “Eşcinsellik doğuştan gelen, genetik bir yapıdır”, “Eşcinsellik hastalık değildir” gibi farklı türünden hayranlık cümleleri döküldü ağızlardan. Böylesi işine gelenler yani bilimsel bir meseleye ideolojik yaklaşanlar kralın yani eşcinselliğin gerçek fotoğrafını çekmeye hiç yanaşmadılar. Kralın üstünde elbise filan olmadığını görenler de yobaz, aptal, çağ dışı, homofobik hatta gizli eşcinsel yerine konmamak için susmayı tercih ettiler. Ancak gerçek: “Kral çıplak… Kral çıplak!..” Bu nedenle kimsenin tartışmaya cesaret bile edemediği ve aykırı fikirlerini kapalı kapılar ardında sessizce paylaşabildiği eşcinsellik hakkında, kitap yazmak cesaret ister, yürek ister. Çünkü bir kısım ruh sağlığı profesyoneli, eşcinsellik ile ilgili ayrımcılığa haklı olarak tepki gösterirken, aynı zamanda bilimsel düzlemde “eşcinsellik nedir?” tartışmasını sürdürmeyi de sanki ayrımcılığa yol açacak tehlikeli bir durummuş gibi baştan sansürlemektedir. Normallik çok göreceli bir kavramdır. Anormal olanın ayrımcılığa tabi tutuluyor olması, anormali normal zırhıyla koruma altına almamızı da gerektirmez. Bu noktada yapılması gereken, eşcinselleri varolmak istedikleri biçimde kabul ederken ve haklarını savunurken; eşcinsellikle ilgili eleştirel düşüncelere sahip olanların, ruh sağlığı camiasından dışlanmaması, bu fikirlerinden ötürü ayrımcılığa tabii tutulmaması, gizli eşcinsel veya homofobik diye yaftalanmamasıdır. Çünkü işin doğası gereği insana dair her durumun tartışılabilir olması gerekir, eşcinsellik tartışılmaz bir tabu veya dogma değildir. Bu varoluş halinin tartışılıyor olması, bu halde olan insanlara karşı ayrımcılığı meşrulaştırmadığı gibi, eşcinselliği de meşrulaştırmaz.
Başta eşcinsellik olmak üzere, psikolojik sorunlar hakkında bilgi sahip olmak, sorunu yaşayan kişilerin başa çıkma becerilerine ve mahrem çevrelerinin onları anlama kapasitesine katkı sağlayacaktır. Sıkıntı veren sorunlarla ilgili en kalıcı ve etkili bilgi ise, bu konu hakkında ki yaşam öyküleridir. Bu nedenle Olmak Ya Da Olmamak adlı kitabımızda etik kurallar içerisinde, 3 değerli arkadaşımızın vaka deşifrelerine yer vererek, daha önce yaşanılan hayat tecrübelerinin ve bu tecrübelerden edinilecek bilginin kalıcı olarak yerleşmesini de hedefledik. Çünkü bilgi, en başta kişinin kendini bilmesi, insan olarak kendi var oluşunu sorgulaması ve yaşadıklarını anlamlandırabilmesi için gereklidir. Kendi varlığının bilincinde olmayan kişilerin, başkaları ve kendisi hakkındaki yorumları da sıkıntı verici olacaktır. Bu nedenle, doğru ve sağlıklı bilgiyi halka taşımada ve böylece kamunun çıkarlarını korumada bilim insanlarına önemli görevler düşmektedir. Gerçekleri ve bildiğini halka anlatmayan, halkın aydınlanmasını önemsemeyen bilim insanları, zaman içinde kendileri de cehaletin bir parçası olmaktan kurtulamazlar. Bunun yerine, bildikçe, bilginin sonsuzluğu karşısında ne kadar az şey bildiğinin aczi içinde alçak gönüllülüğü yeğleyen bilim insanlarına ülkemizin her geçen gün daha fazla ihtiyacı vardır. Bu nedenle bilgiyi paylaşmak ve kitaplaştırmak çok keyifli bir maceradır.
Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecekdediği gibi şairin, o telaşla sevdiklerinizle doyasıya sohbet edemediniz. Gözünüz saatte söyleştiniz, hep konuşur gibi yaşadınız, yarışır gibi çalıştınız. Hep yetişilecek bir yerleriniz vardı, aranacak adamlarınız, yapılacak işleriniz. Bir sonraki günün telaşı bir öncekine karıştı, başkalarının hayatı sizinkini aştı. Sabahları çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu veya sevgilinizin busesiyle uyanma düşlerini hep ertelediniz. Yirmili yaşlardayken otuzlara kurdunuz saatinizin alarmını, otuzlarınızda kırklara, belki sonra ellilere. Lakin öyle yanlış kurgulanmıştı ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size, artık uyku girmez olmuştu gözlerinize. Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda; söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmadı yanınızda. Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz vakti gelip sandıktan çıkardığınızda; birde baktınız ki tedavülden kalkmış. Tedavülden kalkmadan hayatınız için, kendiniz ve sevdikleriniz için gerçekten bir şeyler yapın.



Yorum Formu

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım