Onarım Terapisi Kitabı

Onarım Terapisi

Günümüzde homoseksüellik modern hayatın bir parçası olarak görülmeye başlandı. Peki bu durum karşısında siz ne hissediyorsunuz? Belki öfkeleniyorsunuz belki de korkuyorsunuz. Yakınlarınızın homoseksüel olmasından, belki de kendinizde homoseksüel eğilimler olmasından korkuyorsunuz. Homofobi diye de adlandırdığımız bu korku, kimimizde agresif bir şekilde dışa vururken kimimizde bastırılmış olarak mevcut olabiliyor. İşte bu kitapta sizleri homofobinizle yüzleşmeye davet ediyoruz. Homoseksüellik kapalı bir kutu gibi. Homoseksüelliği anlamak ve bu konuda kendimize ya da çevremizdekilere yardımcı olmak için öncelikle bu konuda aydınlanmalıyız. Kitapta bulacağınız temel gerçeklerden bazıları şunlar:

-Homoseksüelliği bir kimlik olarak benimsemiş ‘gey’ ile homoseksüel eğilimlerinden kurtulmak isteyen ‘gey olmayan homoseksüel’ arasında büyük bir fark vardır.

-Eşcinsellik doğuştan gelmez. Baba yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki etkisi sonucu gelişir.

-Homoseksüeller ilk gençlik yıllarında yaşadıkları ‘erkeklerden savunmacı kopma’ nedeniyle hemcinslerini ya gerçekçi olmayan bir şekilde yüceltir veyahut aşağılarlar. Kinaye ve iğneleyici konuşma tarzı, homoseksüel erkeğin tipik özelliklerindendir.


-Homoseksüellikle pornografi arasında yakın bir ilişki vardır. Bir- çok yetişkin erkek, zedelenmiş erkeklik ve güç arayışı ile pornografiye ve homoseksüelliğe yönelir.

-’Homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan erkekler’ dünyada hızla yayılan ‘Gey Hakları Hareketi’ tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki ‘tedavi olmak isteyen homoseksüel eğilimliler’, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar.

Kitabın yazarı Dr. Joseph Nicolosi, ABD’deki NARTH (National As sociation for Reasearch and Therapy) Eşcinsellik Üzerine Araştırma ve Tedavi Birliğinin başkanı. Merkezi Üsküdar’daki Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği ile işbirliği içerisinde olan Dr. Nicolosi, onarım terapisi gören yüzlerce erkekle 25 yılı aşkındır sürdürdüğü seansların ışığında bu kitabı kaleme aldı. Samimi bir dille ve objektif bir bakış açısıyla yazılmış bu çalışmanın, kütüphanenizdeki psikoloji kitapları arasında yer almasını öneriyoruz.

Onarım Terapisi, JOSEPH NICOLOSI (İndirmek için TIKLAYINIZ)

20 thoughts on “Onarım Terapisi Kitabı

  1. slm.

    kitabı okudum ve değişim başladı. 8 ay önce okudum. önceleri imkansız olarak görüyodum değişmemi fakat sonra köklü bir değişim başladı. ben de şaşırdım doğrusu. şu anda hoşlandığım bir erkek gördüğümde bakıp beğensem de ilerisini düşünemiyorum. düşünmeye kalktığımda aklıma kadın geliyo ve bu beni çoook mutlu ediyo. çok şükür sonunda oldu diyorum sık sık kendi kendime.

  2. ileride de tamamen bu duygulardan kurtulacağıma eminim ve mutlu bir evlilik için gereken donanımı artık kendimde görebiliyorum. dr joseph nicolosiye sonsuz teşekkürler. (bu arada gönül isterdi ki onun yaptığı çalışmayı bizden biri yapsın, fakat bizim tabularımız çok sağlam olduğu için maşşallah bizden biri beceremedi bu işi.bence dr nicolosiyi herkesin tanıyıp destek olması gerekir.)

  3. Dilerseniz yeni ve EKSİK bir klinik yaklaşım diyelim…

    Her ne kadar Gey Onaylayıcı Terapiye bir alternatif olarak düşünülebilse de homoseksüelliğin varyasyonlarını göze almaması bakımından eksiktir, geliştirilmek zorundadır.
    Aksi halde, kitapta vurgulandığı gibi “eğer tamir edemiyorsak bozuk değildir” mantığından çok ta fazla uzaklaşabilmiş sayılmaz. Daha vahimi; Nasrettin Hoca misali, sırf ışık daha fazla diye ‘kaybı yanlış yerde arama’ çıkmazından bizi kurtarmaz.

    Son derede korkunç bir hızla, artan sayıda! rastlanan bir durum olarak homoseksüelliği ele aldığımızda, kişinin kimlik bütünlüğünü sağlıklı bir şekilde oluşturamadığının göstergesi!? bu durum altında değerlendirilebilecek, tek tip! bir homoseksüel yoktur.

    Farklı orijinlerden gelen, baba figürlü, figürsüz, baba sorunlu, sorunsuz, çekingen, girişken, sığ, derin pek çok homoseksüel olduğu gibi cinsel ilişkide tercih edilen roller itibariyle de Aktif, Pasif, hem aktif hem de pasif gibi ve bunun dereceli varyasyonları bakımından, ayrıca başka basamaklarda fakat aynı boyutta incelenebilecek; travestilik, elbise değiştiricilik vb. gibi pek çok tür altında varlığını sürdüren çok daha çeşitli bir dinamik olarak homoseksüelliği değerlendirmek gerekmektedir.

    Kitapta belirtildiği gibi “senin sıran, benim sıram” tarzı cinsel birliktelikler yine homoseksüellere atfedilmiş, zorlanmış! Tekil bir bakış açısını yansıtmaktadır. Her ne kadar homoseksüelliğin nedeninin; “baba figürünün yokluğu değil, erkek figürü tarafından reddedilmeye karşı, çocuğun savunmacı kopma tutumu geliştirilmesi” olarak tanımlansa da. Büyük bir ısrarla, verilen örneklerle bakış açısı baba figürünün yokluğuna kaydırılmıştır.

    İlerleyen sayfalarda bir anda çerçeve değiştiren yazar, bu kez asıl temeli; “erkek çocuğun babası ve onun temsil ettiği erkekliği reddetmesine dayanmaktadır” gibi çelişkili bir söylemde bulunarak yeniden hedef küçültmüş başta iddia ettiği geniş çerçevenin sınırlarını son derece daraltmıştır.
    Homoseksüelliği, yalnızca mahrum bırakıldığını hissettiği şeyi erotize eden, diğer erkekler aracılığı ile erkekler dünyasına girmeye çalışan bir kurban rolünün çok dışında, grift ve eklektik bir süreç olarak tanımlamak çok daha sağlıklı bir bakış açısıdır.

    Oldukça iyi eğitim almış, eğitimli bir aileden gelen, farkındalığı yüksek, analiz yeteneği gelişmiş bir homoseksüel olarak şu aşamada kendini ifade etme anlamında herhangi bir sıkıntı yaşadığımı düşünmüyorum, gey arkadaşlarım olduğu gibi düzcinsel pek çok kız ve erkek arkadaşım var. Özellikle düzcinsel erkek arkadaşlarımla oldukça sağlıklı, paylaşımcı, derin ve erotizme dayanmayan ilişkiler yürütebiliyorum. Yine, doğa sporları ve diğer ekstrem sporlar her zaman ilgisini çekmiş ve bunun içinde yer alan biriyim.

    Bir yaftadan!! çok daha fazlasına yer verebilineceğine inandığım bu alanda incelemeye sunduğu tek yayının bu olmaması gerektiğini düşünüyorum.

  4. kitabı yaklaşık 5 ay önce okudum.her şeyden önce kitap kendimi daha iyi tanımamı sağladı diyebilirim.bir kitap beni ancak bu kadar anlatabilir dedim kendi kendime.kendimi ve psikolojimi daha iyi tanımamı sağladı.eşcinselliğimin nedenleri konusunda kafamdaki birçok soruyu yanıtlama fırsatı verdi.hayata farklı bir açıdan bakmak isteyen her eşcinsel erkeğin okması gereken bir kitap bence.

  5. Homoseksüel eğilimler ile ilgili pek çok şey söyleniyor ve her kafadan bir ses çıkıyor, herkes kendi kültürü, dini inançları, eğitim düzeyi ve bilgi seviyesi dahilinde birşey söylüyor ve bir görüş ayrılığı mevcut bu apaçık bir gerçek. Ama tüm bu tartışmalar konuya son noktayı koymuyor. Çünkü ortada bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek yok. Yani bilim insanlarının söylediklerini ciddiye alan,dünyadaki herşeye pozitif bilimler çerçevesinden bakan ve dini hassasiyetleri az olan insanlar homoseksüel eğilimleri doğal kabul ediyor. Öte yandan daha geleneksel yaşayan, adetleri, gelenekleri ve dini inançları nedeniyle daha konservatif düşünen insanlar ise homoseksüel eğilimlerin normal olmadığına inanabiliyor. Sonuç ise bir kaos yani durum net değil, bir kargaşa ve karmaşıklık var.

  6. Homoseksüeller ve homoseksüelliği savunanlar bu durumun doğal ve değiştirilemez olduğunu savunurken, heteroseksüel ve daha muhafazakar insanlar da homoseksüelliği bir hastalık olarak görüp, tedavi edilmesi gerektiğine inanıyorlar.
    Homoseksüel eğilimlerini kabullenemeyen insanların yeterince dürüst ve cesur olmadıklarına inanılırken, kendi gerçeklerini kabul etmeyen bu insanların yalan bir hayat ve yalan bir kimlik yaşadığına ve en nihayetinde bu eğilimlerinden kurtulamayacağına ve kendini kabul etmek zorunda kalacağına inanıyorlar.

  7. Olaya farklı açılardan bakmak gerek, bir defa madem bilime inanıyoruz, akıl yoluyla herşeyin çözülebileceğine inanıyoruz, şu gerçeği kabul edelim, homoseksüellik APA'nın tanı listesinden çıkarılmış olabilir ancak konu ile ilgili literatürü tarayacak olursanız, homoseksüelliğin doğuştan kazanıldığını, genetik ya da hormonal olduğunu, insanların bu şekilde doğduğunu söyleyen ve bunu tartışmaya ve kafa karışıklığına, soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde bilimsel olarak ispatlamış bir makale yoktur. Randomize klinik kontrollü çalışmalar yapılıp da homoseksüellik bilimsel olarak henüz kanıtlanmamıştır, henüz kanıtlanmamıştır diyorum belki de bir gün birşeyler bilimsel olarak kanıtlanacaktır ve bir grup haklı çıkacaktır ancak henüz doğruluğu ispatlanmamış bir konuda kesin fikirler yürütmek akıllıca değildir. Bilime bu kadar önem veriyorsak homoseksüelliğin kanıtlanmış bir temeli olmadığını açık yüreklilikle kabul etmek gerekir.

  8. O zaman insan her konuda olduğu gibi seçme hakkına sahiptir, yani homoseksüelliği kabul etmek ya da etmemek de bir seçimdir. Kendi entelektüel birikiminize göre eşcinsellik normaldir dersiniz ya da normal değildir dersiniz. Bu konuda bir sıkıntı yok.
    Hatta homoseksüel eğilimi olan insanlarda bu seçimi yapma hakkına sahiptirler. "Ben eşcinsel eğilimlerimle yaşamaktan mutluyum, bundan huzursuzluk duymuyorum" diyen eşcinseller olacağı gibi "ben eşcinsel eğilimlerimden rahatsızım, bu durum beni mutsuz ediyor ve değişmek istiyorum" diyen eşcinseller de vardır. İnsanların özgür seçim yapma hakkı vardır. Kimsenin "Eşcinseller hastadır" deme hakkı olmadığı gibi, "eşcinsel eğilimlerimden rahatsızım" diyen eşcinsellere, ama bu senin gerçek kimliğin, bu değişemez, bunu kabul edip ona göre yaşamalısın diyen insanların da bunu söylemeye hakkı yoktur. O zaman geriye şu kalıyor, insanlar kendileriyle ilgili kararları kendileri vermelidir, bir başkasının sen busun ya da sen şusun deme hakkı yoktur. Sonuçta dünya denilen yer muazzam bir belirsizlik yeri, dünyadaki olayların ne kadarını çözebilmiş ki insanoğlu, ne kadar net bilgiye ulaşabilmiş bugüne kadar, dünyayı ve yaşamı ne kadar anlayabilmiş, ne kadar bilgi biriktirebilmiş bugüne kadar, insanın aklıyla kavrayamadığı pek çok şey var bu dünyada, bugün kesin gözüyle bakılan bilimsel bir bulguya yarın " aaa, yanılmışız işin aslı öyle değilmiş" diyebiliyor insanoğlu.

  9. Nedeni kesin olarak, henüz belirlenememiş olan homoseksüel eğilimler konusunda seçim yapma özgürlüğüne sahibim ve yürümek istediğim yolu ben belirlerim. Tüm bunları homoseksüel eğilimleri olan ancak bunu bir rahatsızlık olarak gören birisi olarak yazıyorum. Evet, homoseksüel eğilimler, kontrolünüz dışında oluyor, bu dürtüleri kontrol edemediğiniz için de normal olduğu yanılgısına kapılabiliyorsunuz, ancak homoseksüel eğilimler tek bir şekilde gelmiyor size, pek çok ruhsal bozukluk ile birlikte geliyor, bunlar kendini değersiz hissetme, kendini aşağılama, kendini diğerlerinden farklı görme, babayı ve diğer erkek figürlerini reddetme, erkekleri aşağılama ya da aşırı idealize etme, özgüven eksikliği, kendine, başkalarına ya da dünyaya karşı nedensiz bir öfke duyma, bu öfkenin ilişkilerinizi ve hayatınızı olumsuz etkilemesi, sürekli haksızlığa uğradığınızı hissetme, sürekli bir adalet arayışı, gibi pek çok şey, tüm bu hisleri eşcinsel erkeklerin büyük kısmı yaşamıştır. Ama şunları da yaşamışlardır, hep bir erkek gibi olmak istersin, hep seni seven ve seni destekleyen bir baba varlığına ihtiyaç duymuşsundur, böyle bir baba olmadıysa seni onaylayan, seni destekleyecek bir erkek arkadaş ihtiyacı duymuşsundur, hep diğer erkek çocukları gibi paylaşımda bulunabilmek istersin, onlarla birlikte maç yapmak istersin, onları uzaktan seyretmeyi kendine yediremezsin, diğer erkek çocukları gibi huzurlu olmak istersin ama nedenini bilmediğin bir biçimde daha çocukken kendini öteki hissedersin ve izole yaşamak ağırına gider, diğer erkekler gibi kendine güvenmek istersin, diğer erkekler gibi baba olmak ve bir aile kurmak istersin, yani bir erkek olmak istersin ama bir tarafın seni engelliyordur, kontrol edemediğin, kontrol edemeyeceğini düşündüğün ve nihayetinde kontrol edilemeyeceğine inandığın ya da inandırıldığın eşcinsel dürtü ve eğilimlerin seni hep engeller. Bu engelleri aşmak için bir adım atmadığında zaten o hayal ettiğin yaşamı baştan kaybetmişsindir ama bir adım attığında en azından tüm bunlara sahip olma olasılığına sahip olursun yani risk alırsın, bu riski almak da bir seçimden ibarettir.

  10. Evet ben homoseksüel eğilimleri olan bir erkeğim, kendimi bu şekilde tanımlıyorum, kimse "kendine karşı dürüst değilsin, kendi gerçeğini kabul etmiyorsun, eninde sonunda mutsuz olacaksın" demesin bana ve benim gibi düşünenlere, ben bu eğilimleri anlamlandırmaya çalışırken mutluyum ben bu yolda olduğum için mutluyum, bir gün bir aileye sahip olma olasılığım olduğu için, bir gün bana baba diyecek bir çocuğum olma olsalığından dolayı mutluyum. Ben böyle bir mücadeleyi seçtim hayatta ve başarılı olacağıma dair sonsuz bir inancım var, içimde en ufak bir soru işareti yok. Bu eğilimlere neden olan altta yatan başka kişilik sorunları var, kendinizi bir an için objektif bir biçimde değerlendirin, kendinize kuşbakışı bir bakın, bir takım kimlik ve kişilik problemleriniz olduğunu, bunları çözümleyemediğinizi bu çatışmaların hem sizi mutsuz ettiğini hem de cinsel kimlik karmaşasına neden olduğunu ve diğer erkeklerin ilgisine, sevgisine, onayına ve desteğine olan ihtiyacınızı cinselleştirdiğinizi ve erotize ettiğinizi siz de benim anladığım gibi anlayacak, benim fark ettiğim gibi fark edeceksiniz ve benim hissettiklerimi hissedeceksiniz ve huzura doğru bir adım atmış olacaksınız. Denemeden bilemezsiniz ve denememek ve kabullenmek emin olun kolayına kaçmaktır, kolay yolu seçmek ve risk almamaktır.
    Benim düşündüğüm gibi düşünen ve hissettiğim gibi hisseden, eşcinsel eğilimlerini anlamlandırmak ve çözmek isteyen arkadaşlar olduğunu biliyorum.
    Herkese kendi yolunda huzur ve mutluluk diliyorum

  11. link silinmiş :/ bu kitaba ihtiyacım var. lütfen biri bana gönderebilir mi! normal yollardan edinme imkanım yok :/ lütfen :/

  12. Arkadaşlar ben bu kitabı indiremedim bana yardimci olursanız sevinirim lütfen ihtiyacım var turankadas_87@ hotmail.com

  13. Metin Bey,yazdıklarınıza genel olarak katılıyorum fakat ayrıldığım birkaç nokta var ki onlarda en azından kendi gözümde kritik noktalar." Bu eğilimlere neden olan altta yatan başka kişilik sorunları var, kendinizi bir an için objektif bir biçimde değerlendirin, kendinize kuşbakışı bir bakın, bir takım kimlik ve kişilik problemleriniz olduğunu, bunları çözümleyemediğinizi bu çatışmaların hem sizi mutsuz ettiğini hem de cinsel kimlik karmaşasına neden olduğunu ve diğer erkeklerin ilgisine, sevgisine, onayına ve desteğine olan ihtiyacınızı cinselleştirdiğinizi ve erotize ettiğinizi siz de benim anladığım gibi anlayacak, benim fark ettiğim gibi fark edeceksiniz ve benim hissettiklerimi hissedeceksiniz ve huzura doğru bir adım atmış olacaksınız. Denemeden bilemezsiniz ve denememek ve kabullenmek emin olun kolayına kaçmaktır, kolay yolu seçmek ve risk almamaktır." kısmına genel olarak katılmıyorum.Öncelikle şunu söylemeliyim ki; kişilik sorunlarımız olduğu için bu eğilimlerimiz yok,bu eğilimlerimiz olduğu için kişilik sorunlarımız var,çoğu insana göre psikolojik savaşımız handikaplı,zor ve çetrefilli..Evet,diğer erkeklerden ihtiyaç duyduğumuz ilgi ve sevgiyi erotize ediyoruz,bunu farketmek zaten çok zor bir şey değil fakat bu ihtiyaç duyulan ilgi ve sevgiyi erotize etme eyleminin sanki istenerek yapıldığını söylemişsiniz.En azından ben böyle anladım.Kendimden örnek vereyim,küçüklüğümden beri hayalimde hep baba figürü vardı.Şu adam babam olsaydı,bu adam olsaydı nasıl olurdu tarzında.O zamanlar zaten cinsel eğilimim yoktu yaş itibariyle. Ergenlik dönemiyle beraber bu baba figürü arayışı cinsel istek ve arzuya dönüştü ve tamamen kontrolümün dışında gerçekleşti.Hadi diyelim ki bu değişim fark edilmeye başlandığında,kişi kendi kendini yönetebiliyor,engelleyebiliyor,istek ve arzularını bastırabiliyor( ki bence pek mümkün değil,en azından bu konuda) olsun.Ben bu dönemi çocukken yaşadım ve hiçbir çocuk bunu yapabilecek iradeye,güce ve olgunluğa sahip olamaz.Belki klişe bir örnek olacak ama bir binanın temeli sağlam kurulursa yıkılması zor olur.Yazınızın sonunda dediğiniz gibi "herkesin kendi yolu" ve bence kolay bi yol değil.Bu durumu kabullenmenin kolaya kaçmak olduğunu ben de benimsiyorum fakat bu durumu değiştiremiyorum ve değişebileceğine olan inancım gün geçtikçe azalıyor.Keşke bu durumda olan herkes,aynı şekilde olmuş olsa,aynı sebepten,aynı yaş döneminde ne bilim biz bile birbirimizi tam olarak anlayamıyoruz,heterolardan bizi tam anlamıyla anlamalarını beklemek onlara haksızlık olur bence.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir