Sağlığı Tehdit Eden Riskler: Fisting-Rectuma El Sokma ve Diğer Eşcinsel Pratikler

Katgori: Eşcinsellik|Makaleler|Sorular ve Yanıtlar

13 Haz 2011

Michelle A. Cretella, MD

American College of Pediatricians

Philip M. Sutton, PhD, LMFT, LP

Editor, Journal of Human Sexuality

Son haftalarda, okullarda yaşları 14 ila 25 arasında değişen ergen ve genç yetişkinlere ‘rectuma el sokma’ anlamına gelen ‘fisting’in yanısıra; diğer çeşitli homoseksüel cinsel haz biçimleri eğitiminin sıkça gerçekleştirildiği atölyeler karşısında (Staver, 2010) ulusal boyutta bir tepki ortaya çıkmıştır. Fisting, birinin büyük bir cismi veya elini, bazı örneklerde dirseğe kadar kolunu, cinsel ilişki kurduğu kişinin anüsüne sokması şeklinde gerçekleştirilen cinsel uygulamadır. Bu tarz atölyeler, gençlerin sağlıkları için bir fayda mı, yoksa tehdit mi oluşturmaktadır? Bu sorunun cevabını en iyi şekilde; fisting uygulamasının ve eşcinsel doyum biçimlerinin ergen ve genç yetişkinlere öğretilmesinin getireceği geniş çaplı, sağlığı tehditeden risklerin incelenmesi ile anlaşılabilir. Tıbbi açıdan bakıldığında, vajinal ilişkinin aksine anal ilişki, kişileri ciddi risklere maruz bırakır. Rectum; bir penisin, uzvun ya da cansız bir nesnenin içeri sokulması açısından vajinadan farklıdır (Agnew, 1985; Diggs, 2002; Koop, 1990). Vajinanın, bir grup kas tarafından desteklenen ve doğal kayganlaştırıcı bir sıvı üreten genişleyebilen bir yapısı vardır. Hiç bir zedelenme olmaksızın sürtünmenin devam etmesini sağlayacak çok katlı bir yassı epitel ile mukus zarından oluşur. Anüs ise, vajinal yapının aksine; dışkının, vücudun dışına atılmasını sağlayan bir yapıya sahiptir. Küçük kaslar ve oldukça hassas ve kolayca zedelenebilir dokulardan oluşur. Sonuç olarak, anal cinsel ilişki sıklıkla anorektal travma, hemoroid ve anal yırtık ve çatlaklara yol açar. Tekrar eden travma, sürtünme ve gerilmelerle birlikte anal büzücü kas doğal yapısını kaybeder. Kronik dışkı kaçırma probleminin ortaya çıkmasında, sadece penis/anal ilişki bile yeterli bir sebeptir. Dolayısıyla, fisting uygulayanlarda bu çok daha sık rastlanan bir durumdur (Agnew, 1985; Diggs, 2002; Wolfe, 2000). Buna ek olarak fisting, alıcı kişiyi çok çeşitli anorektal travmalar geliştirme tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Çünkü, fisting’in sebep olacağı muhtemel travma ve kanamalar, özellikle aktif kişinin elinde kesik ya da çiziklerin olması durumunda HIV, Hepatit B ve Hepatit C bulaşma riskini de beraberinde getirir (Sowadsky, 1996). Aynı zamanda, aktif partner dışkıya da maruz kalır. Sonuç olarak fisting, ‘şigelloz’ (basil dizanterisi) (Aragon, 2007) ve ‘Hepatit A’ (Sowadsky, 1996) gibi dışkı-oral (fecal-oral route) yollu bulaşan iki hastalığın taşınma sıklığıyla –yakından- ilişkilidir.

Anal ilişkinin en büyük tıbbi tehlikesi, alt kolonun iç duvarlarında hasara yatkınlığa sebep olmasıdır. Bu doku kolaylıkla yırtılır. Fakat etkilenen kişiler tarafından farkedilmeyebilir. Böyle bir hasar, peritonit adı verilen ve ölümle sonuçlabilen karın boşluğu enfeksiyonuna yol açabilir (Diggs, 2002; Wolfe, 2000). Fisting, GLSEN* sponsorluğunda yapılan atölye çalışmalarında öğretilen bir dizi eşcinsel hazdan maalesef yalnızca biridir (MassResistance, n.d.; Staver, 2010; Whiteman, 2000). Ergen ve genç erişkinlere bu davranışların “doğal ve normal” olduğunun öğretilmesinde genel sağlık risklerini gözden geçirmek ayrıca önemlidir. Klinik deneyim ve bilimsel araştırmalar, yaştan bağımsız olarak, cinsel hazzın eşcinsel biçimlerinin, tipik heteroseksüel davranışta bulunan kişilerle karşılaştırıldığında; kişilerin hayatınıtehdit edebilecek bir takım fiziksel ve ruhsal sağlık problemleriyle karşılaşma riskine maruz bıraktığını göstermiştir. Tıbbi olarak erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (STI) ve HIV konusunda orantısız olarak risk altındadırlar (Diggs, 2002). Birleşik Devletler’ in Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi’nin, HIV/AIDS Önleme Birimi, Birleşik Devletler’deki gay ve biseksüel erkeklerin (erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler) heteroseksüel erkeklerden büyük bir olasılıkla 50 kat daha fazla oranda HIV’e yakalandığını tahmin etmektedir. Bu, büyük oranda birden fazla cinsel partner edinmeye ve bu grupta yüksek oranda görülen anal ilişkiyi de içeren riskli cinsel pratiklerde bulunmaya bağlıdır (Diggs, 2002). Örneğin, tahmin edilen HIV riski, tek bir cinsel maruziyetteki anal ilişkide (%2), vajinal ilişkiden (%0,1) 20 kat daha fazladır (Pinkerton, Martin, Roland, Katz, Coates, & Kahn, 2004).

Semen, vajinal ilişki sırasında spermin kadın yumurtasını dölleme şansını arttırmak üzere bağışıklık baskılayıcı etkiye (immune-suppressant) sahiptir. Bununla birlikte Semen, rektuma salındığında; buradaki dokuyu enfeksiyon ve kanser gelişimine daha yatkın hale getirir – erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkeklerde rektal karsinom yüksek karsinojenik etkiye sahip olan HPV enfeksiyonundan kaynaklanır (Diggs, 2002). Daha fazla endişe verici olan ise; HIV’e yakalanma riskinin yüksek olduğunu bildikleri halde, erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler ısrarla “korunmasız ilişki” (örneğin, kasıtlı korumasız anal ilişki) gibi güvenli olmayan ilişkiden keyif alırlar (Parsons & Bimbi, 2007; Parsons, Kelly, Bimbi, Muench, & Morgenstern, 2007; van Kesteren, Hospers, & Kok, 2007.). Eşcinsel kadınlar da cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (STI) ve diğer sağlık problemleri açısından heteroseksüel kadınlara göre daha fazla risk altındadır (Evans, Scally, Wellard, & Wilson, 2007.

Eşcinsel davranışların olumsuz sonuçları, yukarıda belirtilen fiziksel zararlarla sınırlı değildir. Yeni Zelanda da (eşcinselliğe son derece hoş görülü bir kültüre sahiptir) eşcinsel lise öğrencileri ve genç yetişkinlerin (on dört ve yirmi bir yaş arası), heteroseksüel yaşıtlarına göre anlamlı olarak daha yüksek oranda majör depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu, davranış bozukluğu, nikotin bağımlılığı, diğer madde kullanımı ve /veya bağımlılığı, multiple disorders, intihar eğilimi ve intihar girişimleri gözlemlenmiştir (Fergusson ,horwood&beautrais,1999).

Genel olarak, heteroseksüel ergen ve yetişkinlerin davranışları ile karşılaştırıldığında, hemcins cinsel partnere sahip olmak; duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, psikolojik bozukluklar, madde kullanım bozuklukları, intihar düşünceleri ve intihar planları, intihar girişimi, istikrarsız ilişkiler ve düşük düzey yaşam kalitesi bağlamında önemli ölçüde daha fazla riskli olarak ilişkilendirilmektedir (Andersson, Noack, Seierstad, & Weedon-Fekjaer, 2006; Balsam, Beauchaine, Rothblum, & Solomon, 2008; Cochran, Keenan, Schober, & Mays, 2000; Cochran, Sullivan, & Mays, 2003; Cochran, Ackerman, Mays, & Ross, 2004; de Graaf, Sandfort, & ten Have, 2006; Drabble & Trocki, 2005; Gilman, Cochran, Mays, Hughes, Ostrow, & Kessler, 2001; Herrell, Goldberg, True, Ramakrishnan, Lyons, Eisen, & Tsuang, 1999; Jorm, Korten, Rodgers, Jacomb, & Christensen, 2002; King, Semlyen, Tai, Killaspy, Osborn, Popelyuk, & Nazareth, 2008; Mathy, Cochran, Olsen, & Mays, 2009; Russell & Joyner, 2001; Sandfort, de Graff, Bijl, & Schnabel, 2001; Sandfort, de Graaf, & Bijl, 2003; Sandfort, T. G. M., Bakker, Schelievis, & Vanwesenbeeck, 2006.) Bulgular, hem Danimarka, Hollanda, Yeni zelanda, Norveç ve İsveç gibi eşcinselliğin sosyal olarak kabul görüldüğü ülkeler için hem de Amerika gibi daha az kabul görüldüğü ülkeler için geçerlidir.

Sağlığı tehdit eden böylesi risklerin ciddiyeti küçümsenemezken, ergen ve genç yetişkinlerin; onları önemli risklere atacak davranış biçimlerinin öğretilmelesine karşı savunmasızlıkları da gözardı edilemez. NIHM* bilim adamı Dr. Jay Giedd, M.D., insan gelişiminde, beynin ‘frontal korteks’in – yani muhakeme, karar alma ve tepkileri kontrol eden ön bölgesinin – 25 yaşına kadar bütünüyle olgunlaşmadığını rapor etmiştir (Voit, 2005). Diğer bir ifadeyle, ‘frontal loblar’, – tam da ergenlerin doğru şeyler yapmasına yardım edenbölge – yetişkin bir hale erişmeyi tamamlayacak son alanlardan bir tanesidir’’ (Strauch, 2003, p.16.) Sonuç olarak, fiziksel olarak ‘ergenlik yılları ve 20’li yılların başları, yaşamın inanılmaz derecede sağlıklı bir dönemini temsil ederken, ….duygu ve davranışları kuşatan en kötü on şey ergenlerin başına gelir. Çünkü ‘beyin, çoğunlukla örnekler üzerinden öğrenme eğilimindedir’; ‘ailelerin’, ‘çocuklarının beyin gelişimini etkilemek’ için yapabildiği ve yaptığı şeyler ‘modellemedir’. Ergenlerde ‘beyin, çoğunlukla model alma yoluyla öğrenme eğilimdendir.’ Bu nedenle aileler – ve ergenlerin hayatındaki diğer yetişkinler – nasıl yaşanacağına dair doğru örnekler vermek ve kendileri de sergileyerek göstermek suretiyle (Voit, 2005) sağlıklı davranış biçimlerini öğretmiş olurlar.

Son sözde: Bir yetişkinin, ciddi bir fiziksel, psikolojik, ve sağlığı tehdit eden diğer ilişkili riskleri önleme veya kontrol etme arzusu, kişilerin yükselişte olan böylesi risklere gebe yaşam tarzı, davranış ve talepleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için sağlıklı bir psikolojik ihtiyat aramaları veya istemeleri için yeterli bir nedendir. Cinsel davranışları ve/veya çekimleri kendilerini böylesi tehlikeli risklerle karşı karşıya bırakan kişilerin ebeveynleri, aile üyeleri ve arkadaşlarının endişeleri, anlaşılabilir; bilimsel ve kliniksel olarak da haklı bir endişedir. Genç insanların sağlık ve esenlikleri, klinik tecrübe ve bilimsel araştırmalar ile uyumlu cinsellik eğitimi ile en iyi şekilde sağlanmalıdır.

 




Yorum Formu

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım